English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ E ] / Everything's okay

Everything's okay traduction Turc

2,642 traduction parallèle
Everything's gonna be okay.
Her şey yoluna girecek.
Everything's going to be okay.
Bu önemli değil.
Everything's okay, though, right?
Her şey yolunda öyle değil mi?
You just seemed a little jumpy yesterday, so I'm just calling up to make sure everything's okay.
Dün gözüme biraz gergin göründün. O yüzden herşey yolunda mı diye arayıp bir sormak istedim.
Everything's okay, you guys.
Sizlerleyken herşey yolunda.
You seem like you came out of everything okay.
Herşey yolundaymış gibi görünüyor.
As long as we've got the teapot, everything's gonna be okay.
Çaydanlık bizde olduğu sürece her şey iyi olacak.
You see, farms in this area have had some switches in temperature and Henry wanted to walk the fields with you to make sure everything was okay with your crops.
Bu bölgede bulunan çiftliklerde sıcaklık değişiklikleri oluyormuş ve Henry de sizin mahsullerinizde bir sorun olup olmadığından emin olmak amacıyla sizinle birlikte tarlalarınızı dolaşmak istiyor.
It's okay, it's okay. I'll explain everything when we get inside.
Her şeyi içeride açıklayacağım.
No, everything's okay.
Hayır, her şey yolunda.
I pretended like everything was okay, it would be.
Sanki her şey yolundaymış gibi davranıyordum.
And everything's gonna be okay.
Ve her şey iyi olacak.
Just calling to make sure everything's okay.
Herşeyin iyi olduğundan emin olmak için aradım.
Everything is - it's gonna be okay.
Her şey... Yoluna girecek.
Everything's fine, okay?
Her şey yolunda, tamam mı?
Everything on the planet's out for us, okay?
Bu gezegendeki her şey bize karşı tamam mı?
Everything on the planet's out for us, okay? This is safer.
Tüm gezegen bizim peşimizde, burada daha güvende.
Everything's going to be okay.
Her şey iyi olacakmış gibi geliyor.
I'll make sure everything's okay.
I'll make sure everything's okay.
Last night about the distress signal and again this morning. They reported everything okay.
Bu akşam imdat çağrısının ardından ve öncesinde kayıp bir kişiyi ararken.
Everything's okay.
Her şey yolunda.
Oh, fine. I mean, that's everything I have in my savings, but it is worth it. Okay.
Yani bütün birikimimi harcamam gerekiyor ama buna değer.
- Okay. - Everything's fine.
Her şey yolunda.
Hey, everything's okay.
Tamam, hepsi geçti.
Everything's okay.
Herşey yolunda.
Yeah. You know, to make sure he's okay and everything.
İyi olduğundan, her şeyin yolunda olduğundan emin olmak için.
HOPE EVERYTHING'S OKAY.
Umarım herşey yolundadır.
AND MAKE SURE EVERYTHING'S OKAY.
Herşey yolunda mı diye..
All right, let's just slow everything down, okay, Gabe?
- Peki, sakin olalım, tamam mı Gabe?
Money problems aside, is everything okay at home?
Para sorunu dışında, evde her şey yolunda mı?
We want you to look out for your friend to make sure everything's okay with her.
Her şeyin yolunda olduğundan emin olmak için arkadaşına göz kulak olmanı istiyoruz.
I wanted to ask if everything's okay.
Her şey yolunda mı diye soracaktım.
Everything's gonna be okay.
Herşey yoluna girecek.
I'm supposed to stay here feeling like crap, putting on some big show like everything's okay?
Herşey berbat giderken, kendimi iyiymiş gibi mi göstermeliyim?
I just need to know if everything's okay, you know.
Sadece her şey yolunda mı diye bakmak istedim, anladın...
You know when you're on a plane and there's turbulence, you look at the flight attendants, and if they're still smiling and serving drinks, you know everything's gonna be okay? That's Claire.
Hani uçağınız türbülansa girer de hosteslere bakarsınız, hepsi gülümsüyordur ve içecek servisine devam ediyordur ve siz de bir şey olmayacağına kendinizi inandırırsınız.
Everything's fine, okay?
Bir şey yok, tamam?
Everything's gonna be fine, okay?
- Her şey yoluna girecek, tamam mı?
They don't fight, they just act like everything's okay.
Kavga etmiyorlar, sadece her şey normalmiş gibi davranıyorlar.
Everything's going to be okay.
Her şey yoluna girecek.
Look, I'm sorry, okay, but if it's any consolation, my dad is doing everything he can to make sure Ezra's out of my life and Rosewood for good.
Bak, üzgünüm tamam mı, ama eğer teselli edecekse babam Ezra'nın hayatımdan ve Rosewood'dan sonsuza kadar çıkması için elinden geleni yapıyor.
We know this, so let's just... breathe through it and relax, and everything will be okay, all right?
Bunu biliyoruz. Şimdi sadece nefes al ve gevşe. Her şey yoluna girecek.
Everything's perfect, okay?
Her şey mükemmel.
Hope everything's okay.
Her şey yolunda umarım.
Yeah, I'm sure it's nothing, but I just have to check everything's okay with Jonas.
Evet, önemli bir şey olduğunu sanmıyorum ama Jonas iyi mi diye bir bakmam lazım.
So you think about, and when you make a decision, come on in, we will run some panels, we'll test your levels to make sure everything's a-okay.
Bunun hakkında düşün ve karar verdiğinde gel, bazı göstergelere bakacağız, her şeyin iyi olduğundan emin olmak için her aşamada testler yapacağız.
Okay, must you turn everything into a reason for self-celebration?
Tamam, herşeyi kendini kutlama sebebi haline getirmek zorunda mısın?
You canceled on lunch and dinner, and I'm just seeing if everything's okay.
Öğle yemeğini de akşam yemeğini de iptal ettin, iyi misin diye bakmaya geldim.
I hope everything's okay.
Umarım herşey yolundadır.
Hey, do you think we should call Augusto - - just at least let him know everything's okay?
Augusto'yu aramalı mıyız? En azından her şeyin yolunda olduğunu bilsin.
Trust me, everything's gonna be okay.
Güven bana, her şey yoluna girecek.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]