English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ H ] / Here i go

Here i go traduction Turc

7,001 traduction parallèle
Here I go again.
Burada ben tekrar gitmek.
I also found out that princess Fiona is supposed to wear a tiara, so here you go.
Ayrıca Prenses Fiona'nın taç taktığını da öğrendim. Al bakalım.
I think a thoughtful email is the way to go here.
Bence düşünceli bir email bu durumda daha iyi olur.
I gotta go, okay? I just got to focus on driving here, okay?
Kapatmam gerekiyor, araba kullanıyorum, tamam mı?
You know, I-I was gonna go get a drink around the corner, if you wanted to wrap up here and join.
Köşedeki mekanda içki içecektim eğer burada işin bittiyse bana katılabilirsin.
Kara, I was going to go over all this with your mom when she got here, but your situation has worsened enough to warrant surgical intervention.
Kara, bütün bunları annen buradayken tekrar anlatacağım ama durumun cerrahi müdahale izni almayı gerektirecek kadar kötü.
I will be happy to go over the test results with Naday when he gets here.
Test sonuçlarını Naday geldiğinde tekrar gözden geçirmekten memnun olurum.
- Here we go! Santiago, I may need you to come in for a bit on Saturday.
Santiago, cumartesi günü buraya kısa bir süreliğine uğramanı isteyeceğim.
I'll freshen up in the doctor's lounge before we go. Oh, but here.
Gitmeden önce dinlenme odasında hazırlanayım.
Here you go. You know, I feel so good.
Harika hissediyorum.
Okay, go, I'll hold down the fort here.
Kaleyi ben korurum.
Look, I didn't go through the trouble of escaping the mountain academy just so I could be bored out of my frickin'mind here in the attic.
Bak, bu tavan arasında oturup sıkıntıdan patlama noktasına gelmek için başımı belaya sokup kaçmadım o dağdan.
I just... I seriously don't know where we go from here.
Artık ne yapacağımızı bilmiyorum.
I'm gonna go out on a limb here and say Abby's got something.
Bir tahminde bulunacağım ve Abby bir şey istemek için arıyor diyeceğim.
Here we go, old friend. I won't let this meal be your last.
Hadi eski dostum, bunun son yemeğin olmasına izin vermeyeceğim.
So here we go - this is the Tamburello I'm making, here.
İşte başlıyoruz. Şu anda Tamburello virajını hazırlıyorum.
~ Cos it's an island. ~ Yes. ~ So I'm saying we go here.
Çünkü bir ada. - Evet. - Ben buraya gidelim diyorum, Punta Arenas'a.
Here I go.
Gidiyorum.
- I'll get out here, so you can go ahead.
- Ben iniyorum sen devam edebilirsin.
I-I-I... here we go.
Al bakalım.
Ever since I've been here, I go like 10 times a day.
Buraya geldiğimden beri günde 10 kere tuvalete giriyorum.
I mean, there's only two guys on the planet that would go to bed with her, and here we are in the same damned town!
Kadınla dünyada yatabilecek iki erkek var ve onlar da aynı şehirde!
I thought, "here we go again."
"al işte yine başlıyoruz." - demiştim.
- Right here. - I'll go!
- Ben giderim!
Go to your sister in the city, I'll meet you once everything is okay here.
Şehre, kız kardeşinin yanına git. Burada işler yoluna girince yanına gelirim.
Why don't you two wait in here, and I'll go see where he is.
Siz ikiniz burada bekleyin, ben de gidip nerede olduğuna bakayım.
No. As a matter of fact, when we're done here, I'll probably go out and buy some more.
Aslında burada işimiz bittiğinde muhtemelen biraz daha alacağım.
I'm not kidding. Get out of here, go.
Şaka yapmıyorum, def olun gidin.
To help you understand how nice it is to live here with Mommy and Daddy I'll take you to go see the real world to show you how not nice it is.
Güzelliğini anlaman için anne ve babayla burada yaşa diye gidip gerçek dünyayı göreceğiz. Nasıl güzel olmadığını göstereceğim.
Well, I like broom closets. Here we go.
Pekala, süpürge dolabini severim, hadi bakalım.
Well, I don't know what the laws are here, but in Florida, we would go to court.
Burada kanunlar nedir bilmiyorum ama Florida'da mahkemenin kapısını çalardık.
I was gonna go steal some for myself, but I guess I could just stay here and cover for you.
Birkaç tane araklayacaktım ama burada kalıp senin yerine idare edebilirim sanırım.
I'm here to take you in because if you go out there, you're not comin'back, Bodhi!
Seni almak için buradayım çünkü eğer oraya gidersen bir daha geri dönmeyeceksin Bodhi!
I go in here all the time.
Ben hep içeri giriyorum.
He prepares soup for me but I don't go and I still here.
Benim için çorba hazırladı fakat gitmedim ve hala buradayım.
I'm going to be more honest, and I'm going to go to church more often if I get out of here. Please, please, please.
Eğer buradan kurtulursam daha dürüst olacağım ve kiliseye daha sık gideceğim.
I don't wanna have to kill you here and then drag you somewhere else and then go kill your family, but I will.
Seni burada öldürmek ve başka bir yere taşımak ve aileni öldürmek istemem ama yaparım.
And without Lily here to make a claim against Steve, there's no real case against him, so I've had to let them go.
Lily, Steve'e karşı suçlamada bulunmadan da ortada davalık bir şey yoktu. Onları serbest bırakmak zorundaydım.
Look, I saw we go with the favorite here.
Bak burada favori olana oynamalıyız. Bir numaraya.
Chuck, just because you caught me... which is, granted, a pretty big feat... in a trust fall at the company retreat... which you make us all go to... and that I don't like, by the way, that nobody here really likes.
Chuck, bizi zorla götürdüğün... şirket gezisindeki güven düşüşü oyununda... beni yakalamış olabilirsin, ki hakkını vereyim... büyük bir marifetti... bu arada gezileri sevmiyorum, kimse sevmiyor.
So let me go do that and then I'll come right back here and stay with you, okay?
Bu yüzden bırak halledeyim, sonra hemen döneceğim - ve seninle kalacağım.
I'm gonna get out of here and go to college, see things.
Buradan kurtulup yeni şeyler görmek için üniversiteye gideceğim.
Why don't you guys hang here, and I'll go check us in?
Siz burada durun çocuklar, ben de oda var mı bir bakayım.
Could you please put a curtain up here... so that I can come and go in my room and watch my show while he's still working?
Böylece o odada çalışırken odama girip çıkar dizimi izlerim.
I'm gonna go in here.
Şuraya bir bakayım.
You get compromised, and I fucking go down with you, and I'm just beginning to enjoy my pathetic little life here.
İfşa edilirsen, seninle birlikte ben de giderim, ve burada küçük acınası hayatımdan yeni yeni zevk almaya başlıyorum.
Listen, why don't you go home and stay with Gabby and I'll stay here tonight, OK?
Sen eve gidip Gabby ile kal. Ben bu gece kalırım tamam mı?
I didn't care that what I was doing was... affecting someone else so much that they felt like they had nowhere to go and had no one to go to, that they thought it'd be better just to... to die than to be here.
Yaptıklarımın başka birini bu kadar etkilemesini hiç önemsemedim. O kadar ki, gidecek kimi kimsesi kalmadığını düşünmüş ve yaşamaktansa ölmenin daha iyi olacağına inanmış.
I wanted to go to ballet school, but we don't have one here.
Aslında bale kursuna gitmek istiyorum, ama buralarda yok.
I stay here with the computer. You go in the garden and I'll dictate to you so that no-one discovers that your mind is empty.
Siz bahçedeyken ben bilgisayarın başında olacağım ve söyleyeceklerinizi okuyacağım böylece kafanızın boş olduğunu kimse anlamayacak.
Well, my mom used to live near here, so I figured we'd go by her old building and see if we can find a clue.
Annem buraya yakın otururdu, bence onun eski apartmanına gidip bir ipucu bulmaya çalışalım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]