English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ T ] / There you are

There you are traduction Turc

35,892 traduction parallèle
There you are.
Buradasın.
There you are.
İşte.
There you are.
İşte oldu.
There you are!
İşte buradasınız.
Mary, there you are.
Mary, işte burdasın.
There you are.
İşte burdasın.
There you are.
İşte buradasın.
Hey, there you are.
İşte buradasın.
= Do you mean there are rocks in the tunnel? =
Tünelde taşlar mı var diyorsunuz?
There are some very blessed men in the building here tonight, and you can feel it.
Bu gece binada çok sansli insanlar var hissedebilirsiniz.
I'll tell you right now, there's a ton of guys out there who are bigger, faster, stronger than all of you, and they're working retail right now.
Size şimdi söyleyeyim, dışarıda sizden daha büyük daha hızlı ve daha güçlü tonla adam var ve şimdi perakendecide çalışıyorlar.
Did you know there are over 212 micro-expressions that can betray a lie?
Bir yalanı ortaya çıkarmak için 212'den fazla mikro ifade olduğunu biliyor muydun?
I'm the new Director, your boss, so you think there are things that I don't need to know.
Ben yeni direktörüm, patronunuz. Bilmemem gereken şeyler olduğunu düşünüyorsunuz.
Are you there?
Orada mısın?
Are we there yet? When my daddy finds out, he's going to be mad at you.
Babam bunu öğrendiğinde sana çok kızacak.
Copy. Citizen Z at Camp Northern Light. Are you there?
Kuzey ışığı kampından Vatandaş Z. Orda mısın?
Warren, are you out there?
Warren, orada mısın?
Hello! Why are you there?
Affedersiniz, niye orada duruyorsunuz?
- And I believe there is someone out there who will love me. - I know you are.
Öyle olduğunu biliyorum.
and our hero... taking everything literally, right? Puts his mouth to the guy's butt, and he's like, " Are you in there, Mr. Hendrickson?
Sonra da bizim kahramanımız her şeyi olduğu gibi anladığından herifin kıçına doğru konuşuyor " Orada mısınız Bay Hendrickson?
- But you start to look at the science, look at what's going on in the Antarctic and, and scientists saying that there are sections of ice that guarantee four to six meters of ocean level rise,
– Evet. Bilime ve Antarktika'da olanlara bakıyorsunuz. Bilim insanları, okyanus seviyesini dört ila altı metre yükselteceği garanti olan buzlardan bahsediyor.
I know you're upset - - we all are - - but there's no need for this, Jamie.
Üzgün olduğunu biliyorum. Hepimiz üzgünüz. Ama buna gerek yok Jamie.
What are you doin'there?
Ne yapıyorsun?
You are the man who wasn't there.
Sen, aslında orada olmayan adamsın.
- Are you gonna stand there and tell me nothing about my daughter?
- Karşımda durup... bana kızımla ilgili hiç bir şey söylemeyecek misiniz yani?
Which means there are thousands of drugs, and chemicals, and pathogens here that can literally kill you.
Bu da demek oluyor ki, burada gerçek anlamda sizi öldürebilecek yüzlerce ilaç kimyasal ve patojenler var.
Dr. Jerums are you there?
Dr. Jerums orada mısınız?
Dr. Jerums are you there?
Dr. Jerums duyuyor musunuz?
- But you are telling me that there is a crazy murderist, somewhat decently talented artist stalking this place?
- Ama sen bana diyorsun ki ; bu mekânı dolaşan çılgınca cinayetperest ve inanılmaz yetenekli bir sanatçı var.
Are you aware there's a car parked in my lobby? !
Lobimde bir arabanın park etmiş olduğunun farkında mısın?
Do you think there are others?
Sence başkaları da var mı?
If you don't want it, there are plenty of other places that do.
- İstemiyorsan, isteyecek sürüsüyle yer var.
- You're trying to say that there are lots of men!
- Söylemeye çalışıyorsun Bir sürü erkek var!
What are you working on there, Chris?
Orada ne ile uğraşıyorsun Chris?
I got a direct route from you to Sarah, but there are two problems.
Senden Sarah'a direkt bir yolum var, ama yolda iki problem var.
And to remind you that there are people in this town who might appreciate what an asset you are in ways that Tom Kirkman never will.
Ayrıca bu şehirde, Tom Kirkman'ın hiçbir zaman elde edemeyeceği şekilde ne kadar değerli bir müttefik olduğumu takdir edecek kişiler olduğunu hatırlatmak için.
Are you one of those people that thinks there's no such thing as a good Luthor?
İyi Luthor olmak diye bir şeyin olmadığına inananlardan mısın sen de?
Frank, are you there?
Frank, orada mısın?
Are you saying there's nothing we can do about that?
- Elimiz kolumuz bağlı mı diyorsunuz?
Because... fortunately for you... there are still a few underwater creatures who owe me a favor.
Çünkü senin şansına.. ... hala bana iyilik borcu olan tanıdığım birkaç deniz yaratığı var.
Max, are you there?
Max, orada mısın?
Caroline, if pity boners are a thing, you have got to get back out there.
Caroline, eğer acıma ereksiyonları diye bir olay varsa,... senin dışarılara çıkman lazım.
Well, there are a whole bunch of trees sitting here with me today, and our roots go deep, they are strong, and they will not be moved! What are you afraid of, Senator?
Ama benimle burada oturan bir çok ağaç var şu anda köklerimiz ise çok derinde ve kuvvetliler, ve hareket etmeyecekler!
Ok, seriously, do you know how many mom and pop farms there are in this area?
Bölgede ne kadar aile çiftliği olduğundan haberin var mı?
You are not safe behind there!
Orada güvende kalamayacaksın!
There are no words in the world that can make up for what you lost.
Dünyada kaybettiklerini telafi edecek.. bir söz yok.
So I woke up this morning, uh, with the TV on, and, uh, you know, there's one of those annoying commercials where the couples are frolicking around, you know, overly happy.
Pekala, bu sabah uyandım.. televizyonda o uyuz çiftlerin olduğu.. reklamlar vardı.
Are you sure there's no Christy Pitt here?
Christy Pitt diye birisi olmadığına emin misiniz?
There are consequences for what you did.
Yaptıklarının bir sonucu olacak.
There are no conversations, there's no Thanksgiving dinners. Do you get that?
Sohbetler, Şükran Günü yemekleri olmayacak.
You disappeared. Are we gonna go there?
Ortadan kayboldun.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]