English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turc → Russe / [ B ] / Bir bakın

Bir bakın traduction Russe

9,627 traduction parallèle
Beden diline bir bakın. Bir sonraki hareketi için sana bakıyor.
Она глаз от вас не отрывает, ожидая дальнейших инструкций.
Ama şuna bir bakın.
Но взгляните на это.
- Bir bakın. - Eduardo!
Секунду вашего внимания.
Çok gecikme olmadan neler bulabiliyorsunuz bir bakın.
Попробуйте найти что-то, не стоит медлить.
Şuraya da bir bakın.
Ах, да.
Şuna bir bakın.
Гляди-ка.
Siz ikiniz adresi alın yukarı doğu yakasına gidin, evde bir şey var mı bir bakın.
Вы двое поезжайте в Верхний Ист-Сайд, возьмите адрес и обыщите этот дом.
Hem ayrıca şu kameramanlığa bir bakın.
И смотри, зацени операторскую работу.
Aman Tanrım'ım şuna bir bakın.
О, божечки, только посмотри.
Bu, gelip bir bakın, Maestro.
Вот, взгляните, Маэстро.
İşlediğiniz suçların ivmesine şöyle bir bakınca toplumun, hapisten salıverilmeniz durumunda yeniden suça karışabileceğinizden ve ciddi suçlar işleyebileceğinizden endişelenmeye meşru olarak hakkı var.
Учитывая тенденцию ваших преступлений... общество имеет право знать, что есть огромный риск, что вы станете рецидивистом и совершите тяжкие преступления, если вам разрешат освободиться из тюрьмы.
Yani bu Hintlileri ne badirelerle getiriyoruz ve şu olana bir bakın.
Я говорю, что мы привозим сюда Индусов, тратим огромные деньги, и посмотрите, что происходит.
Şuna bakın bir çivi tabancası.
А это его верный пистолет для гвоздей.
Bakın, Verdiant'ın Silver Ridge'de çok gizli bir araştırma yaptığı deposu var.
У "Вердиант" есть склад в Сильвер Ридж, ставит там какие-то сверхсекретные опыты.
Bak, ben bir polis değilim, ve burada kimin için çalıştığın... umurumda bile değil.
Слушайте, я не коп, и мне все равно, что вы тут проворачиваете, но мне нужно найти Джека Фуллера.
Şuna bir bak, Gerald... Bir sürü yeni aile, buraya taşınıyor.
Смотри, Джеральд, сколько новых семей к нам приезжает.
Anlaşmanın yasal uygunluğuna bakılarak... -... yasal bir rapor çıkarılabilir.
Она может оспорить конституционность сделки о признании вины.
- Millet, buraya gelin. Şuna bir bakın.
Народ, идите сюда.
Bak, ondan bir sebep yüzünden ayrıldın.
Слушай, ты порвала с ним не просто так.
Bakın küçükken orak hücreli anemi için yapılan bir klinik deneye katılmıştım.
Послушайте. Когда я была маленькой, проходила клинические испытания для больных анемией.
Bakın, her alışverişim için para verirsem bir ayda toplam...
Слушайте, если я буду жертвовать всякий раз, как покупаю продукты, я...
Bak, bir yeri daha atladın.
Смотри, еще пропустил.
Bakın, ekibimden hiç kimse alıngan eski bir mahkum ile şaşkın kardeşinin gelecek yılki Manny Garcia maçından gelecek 50 milyonla aramıza girmesine izin vermez.
Никто в моей команде не позволит тощему наркоше или его глазастому братцу встать на пути к 50-миллионному выигрышу в бое против Мэнни Гарсии в следующем году.
Ben PD'yim de. Bak Thomas, gey olmanın bir tercih meselesi olmadığını anlaman gerek.
Томас, пойми, мы не выбираем, быть ли нам голубыми.
Bak, ben gazeteceyim Classi. Ve reklamların, haberleri kontrol ettiği bir dünyada insanların gerçeği öğrenmelerinin imkânı yok.
Я журналист-новостник, КлАсси, и, поверь, что в мире, где новости подчиняются рекламе, никто никогда не услышит правды.
Bir günlüğüne elimi ayağımı çektim ve ortalığın nasıl karıştığına bakın.
Смотрите, какая тут получилась помойка всего за один день, пока я не наводил порядок.
Bakın, size bir şey söylemek için çıktım.
Слушайте, я пришёл, чтобы кое-что сказать.
Bak ne diyeceğim? Açmamalısın çünkü şu anda ihtiyacın olan son şey marazi bir narsistle konuşmak.
Знаешь что, ты не должна отвечать, так как последнее, что тебе надо, это разговор с потенциальным нарциссом.
Bakın, o video hiç bir şey kanıtlamıyor.
Это видео ничего не доказывает. Я уже говорил вам.
Bak adamın derin bir mevzusu vardı tamam mı?
Слушай, его осудили несправедливо.
Bak, eğer o tırı kimin soyduğunu bulabilirsem yeni bir çete savaşını durdurabilirim.
Если я смогу выяснить, кто ограбил фуру, возможно, я остановлю войну банд.
Bak, Imani'yi düşündüğünü biliyorum. Ama eğer bu savaşı durmaya odaklanmazsan, bir sürü insan ölecek. Mislav'ın peşini bırak.
Знаю, тебе дорога Имани, но погибнут люди, если ты не остановишь войну вместо мести Миславу.
Bakın deneyebileceğimiz farklı bir tedavi yöntemi olmalı.
Смотрите... Может, мы можем попробовать что-то еще... другое решение.
Bayan Bumble nereden bakıIırsa bakıIsın oldukça tutkulu bir bayan ama daha çok talimât verme ve onların yerine getirilmesi meselesinde tutkulu.
Миссис Бамбл очень страстная женщина, во всех отношениях, но главная ее страсть - давать мне указания, выполнять которые я должен очень точно.
Altı tane biramız olduğuna göre kızların kabul etmemesi bir bakıma iyi oldu.
Ну, у нас всё равно только 6 бутылок в упаковке, так что даже хорошо, что девчонки отказались.
Gerçek ajanları sana gazlı içecek almaları için yollayan eğitimsiz bir danışmansın. Bak, tamam.
Ты – необученный консультант, который гоняет других агентов за лимонадом.
Dernek'te tanındınız mı profesyonel olarak itibar görüp derneğe yapılan bağışlardan da ücret alırsınız. Kamuya mal olmuş tüm kahramanlar kaydı bulunan profesyonel kahramanlardır. Düzinelerce kahraman işi yapabilirsiniz ama kendi çapında takılan bir kahraman garip sapık garipsenir ve ona şüpheyle bakılır.
Признанные ассоциацией профессионалы получат материальную поддержку из фонда для пожертвований. профессионалы из нашего регистра. вы будете считаться... публика будет вас остерегаться ".
Etrafınıza bakıp hızlı bir şekilde odayı incelemenizi istiyorum.
Мне бы хотелось, чтобы вы посмотрели по сторонам.
Bakın, sadece kötü bir gündü.
Слушай, это всего лишь один плохой день.
Kafandaki şişliğe bakılırsa iyi bir darbe almışsın.
Судя по шишке у тебя на голове, тебя хорошенько стукнули.
Bakın bir beher su.
Это стакан с водой.
Bir konuda kadın bakış açını alabilir miyim?
Эй, можно мне узнать женский взгляд на кое-что?
Bakın, Katie bir ortaktan fazlasıydı.
Для меня Кэти была больше, чем просто протеже.
Bakın, son kez söylüyorum, ben yanlış bir şey yapmadım.
Еще раз повторяю, я не делал ничего плохого.
Bak, politik bir kampanyanın tam kızıştığı yerdeyim,... ve normalde tek düşündüğüm anketleri takip etmek ve medyayı değerlendirmekti,... ama artık hiçbiri umrumda bile değil.
Послушай, политическая кампания в разгаре, и обычно я бы думал об отслеживании опросов и рекламе в прессе, но сейчас мне на все это наплевать.
Bakın, en azından paranın, nereden geldiğini öğrenmenin bir yolu olmalı.
Должен быть какой-то способ выяснить, откуда пришли эти деньги.
Fakat böyle dar bakış açısının hâkim olduğu böylesi bir davada o yola pek giremezsiniz, çünkü onlar o yola pek girmemişlerdir.
Но в таком деле, где люди так узко мыслят, нельзя далеко продвинуться в эту сторону, потому что они продвинулись недалеко.
Ama sizin 3 Kasım tarihinde 1999 model bir Toyota'nın arkasında durup Teresa Halbach'in plakasına bakıyor olmanız mümkün değil.
Но вы никак не могли смотреть на номер машины Терезы Хальбах 3 ноября сзади Тойоты 1999-го.
Ardından bir süre garajın içinde dolanıp bakındık.
Затем мы некоторое время просто ходили по гаражу и осматривались.
Meslek hayatınız boyunca hiç, katıldığınız bir aramada bebek bakıcısı ya da bekçi gibi arama yapan memurların başında durmak zorunda kaldınız mı?
Доводилось ли вам когда-либо ранее за все время работы участвовать в обыске в роли няньки или сторожевого пса при офицерах, проводящих обыск?
Bir bakımaysa 28 Şubat 2006 tarihine dönmemiz mümkün değil çünkü 1 Mart ve 2 Mart 2006'da o aramalar yapıldı Savcılık basın toplantıları düzenledi ve o tarihten beri müvekkilimiz aleyhine kamuoyunun önünde tüm o iğrenç ve doğru olmadığı ortaya çıkan şeyler anlatıldı.
С другой стороны, мы уже никогда не вернёмся в 28 февраля 2006, потому что 1 и 2 марта 2006 была пресс-конференция обвинения, и все мерзкие и, как оказалось, ложные подробности были произнесены публично и оклеветали нашего клиента.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]