English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ M ] / Minutes to go

Minutes to go tradutor Turco

830 parallel translation
Listen, big shot, you got only 10 minutes to go.
Sadece 10 dakikan kaldı.
Another five minutes to go.
Bir beş dakika daha.
Two minutes to go.
Kalkışa iki dakika var.
5 5 minutes to go.
55 dakika daha var.
- Amen. 2 minutes to go!
Harekete geçiyoruz.
2 minutes to go!
İki dakika kaldı.
You got three minutes to go.
Üç dakikan kaldı Barbella.
Approximately two minutes to go.
Başlamak için yaklaşık iki dakika.
Next year, it'II take us 72 minutes to go to Paris by train.
Gelecek yıl buradan Paris'e trenle gitmemiz yalnızca 72 dakikamızı alacak.
He has five minutes to go.
Daha 5 dakikası var.
Two minutes to go, sir.
İki dakikanız kaldı efendim.
Twenty-four minutes to go.
Yirmi dört dakika.
Six minutes to go, Stevie.
Altı dakika var Stevie.
You have three minutes to go and come back.
Gidip geri gelmek için üç dakikan var.
Well, in fact, there's still a few minutes to go
EPSOM'DAN CANLI
2 hours 50 minutes to go until the New Year.
Yeni yıla 2 saat 50 dakika var.
2 minutes to go before the New Year.
Yeni yıla 2 dakika kaldı.
Only take a couple of minutes to go down. Take me a bit longer to get your boodle up.
Aşağıya inmen sadece iki dakika sürer.Ama hazineni yukarı çıkarman daha uzun sürebilir.
Connors... suppose I told you there was a train leaving here in twenty minutes and I'd let you go to her... on your honour, would you come back tonight?
Connors... diyelim ki, sana 20 dakikaya buradan kalkan bir tren olduğunu ve ona gitmene izin vereceğimi söylesem... onurun üzerine, bu gece geri döner miydin?
I am going to go into my room and give you a few minutes to cool off.
Odama gidiyorum ve sana sakin düşünmen için birkaç dakika veriyorum
- We go to press in 20 minutes.
- 20 dk. Sonra baskıya giriyoruz.
And I think it would be well if you were all to go now... and give Juan a few minutes'rest before his ordeal.
Bence artık gitmeye başlasak iyi olur... uan'a dinlenmesi için bir kaç dakika verin.
Go on, you got five minutes to make your change.
Haydi, üzerinizi değiştirmek için 5 dakikanız var.
Anyway, about five minutes before it was time to go... I felt myself starting to get the shakes.
Her neyse, atlamadan beş dakika önce... titremeye başladığımı hissettim.
We go to my room. I'll meet you in five minutes.
Benim odama gidelim. 5 dakika sonra buluşalım.
When I go, give me exactly five minutes to get Dunbar out of that water tank.
Gidince, Dunbar'ı tanktan çıkarmam için bana beş dakika vermenizi istiyorum.
It's just that my mother always told me... that if a girl could be at a party for 30 minutes... without getting a man to talk to her... she might just as well go on home and shoot herself.
Annemin bana her zaman söylediği bir söz vardır... eğer bir kız bir partide 30 dakika içinde... kendisiyle konuşan bir adam bulamadıysa... en iyisi evine gidip kendisini vurmalıdır.
Go down to your apartment, stay there a few minutes, and then leave.
Kendi evine in, orada birkaç dakika kadar kal ve sonra hemen ayrıl.
Maybe just for a few minutes. We can go to that awful tea shop.
Belki birkaç dakikalığına şu berbat çaycıya gidebiliriz.
Evy has to go to lunch in 15 minutes and I have an appointment at the bank.
Evy'nin 15 dakikaya öğle yemeğine gitmesi gerekiyor ve benim de bankada randevum var.
We go to the airport, jump on a plane, we go to Cuba, 59 minutes.
Havaalanına gidip bir uçağa atlayalım. Sonra da Küba'ya gidelim. 59 dakikada gideriz.
It is now 28 hours and 11 minutes since I let you go home to think.
Eve gidip düşünmek için sana süre verişimin üzerinden 28 saat 11 dak. geçti.
Oh, yes, yes, I did go to the preview, but I only stayed a few minutes.
İnsan nerede emekli olur?
We'll give her a couple of minutes more and then if she's not back, we'll have to go and look for her.
Birkaç dakika daha bekleyeceğim, eğer dönmezse peşinden gideriz.
It will be a ten minutes wait, if madam would care to go in.
On dakika kadar beklersiniz. İçeri girmek ister misiniz?
I'll be ready to go with you in a few minutes.
Birkaç dakikaya sizinle birlikte gitmeye hazır olurum.
You get the girls ready to go on in 5 minutes.
Kızlar 5 dakika sonra çıkmaya hazır olsunlar.
I will give you 10 minutes to pack up your pelmenchki and go.
Sana... 10 dakika veriyorum... Pelmenchkini toparla... ve git.
I am going down to court in a few minutes and before I go, I would like you all to know to comprendo the insurance company want to settle out of court.
Birkaç dakika sonra mahkemeye gidiyorum ve gitmeden önce hepinizin bilmesini istiyorum sigorta şirketi mahkeme dışında anlaşmak istiyor.
Set the bombs to go off in three and a half minutes.
Bombaları üç buçuk dakika sonra patlayacak şekilde kur.
You wanna go to South Station I'll take you, but not in ten minutes!
Güney İstasyonu'na gidecekseniz, götürürüm ama 10 dakikada değil!
It'll then go off within five minutes unless you get to a substation and lock in your key.
Ondan sonra, deaktive aygıtına ulaşınca ve anahtarını sokana kadar beş dakikan var.
Howard, you go to the drugstore and be back in my room in five minutes.
Howard, sen şu dükkana git ve beş dakika içinde odamda ol.
Sometime I'd be at the job... and I had to go and sit in the car for a few minutes.
Βazen iş yerindeyken... birkaç dakika gidip arabada οturmam gerekiyοrdu.
You went to bed early, you slept peacefully, you had set the alarm clock, you heard it go off, you waited for it to go off, for several minutes at least, already woken by the heat, or by the light. or by expectation itself.
Erkenden yatmıştın huzur içinde uyumuştun çalar saatini kurmuştun çaldığını da duymuştun en azından dakikalarca, çalmasını beklemiştin çünkü sıcaktan, ya da ışıktan ya da sırf beklediğin için zaten uyanıktın.
Ladies and gentlemen the bus us ready to leave in two minutes. Please, let's go.
Bayanlar ve baylar, otobüs iki dakika sonra kalkıyor.
Go back to the Pullman and tell Pierre to summon Colonel Arbuthnott in five minutes.
Pierre, albayı 5 dakika sonra getirsin, ben hizmetkarla konuşacağım.
Or two, she's sitting here and the film breaks and all by herself she sits here for 11 minutes and she watches a white screen and then she decides to go in there and she fixes it.
İki, burada oturuyor ve film kopuyor ve yalnız başına burada 11 dakika oturuyor ve beyaz ekrana bakıyor, sonra oraya gitmeğe ve onarmağa karar veriyor.
It looks like it's set to go off two minutes from now.
Görünüşe göre patlamaya iki dakika kalmış.
I won the tickets to the concert tonight, I'm gonna go pick'em up in a few minutes.
Kartları ben kazandım, almaya gideceğim şimdi.
I have 45 minutes to put in an appearance at my next interview, and I better go by my apartment.
Müteakip mülakatımda, bir hadiseyi takdim etmek için 45 dakikam var, ve daireme geçsem çok iyi olacak.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]