English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ O ] / One more game

One more game tradutor Turco

182 parallel translation
But first, we will play one more game.
Sonra. Önce bir oyun daha oynayalım.
He needs but one more game for the entire match.
Kazanması için bir oyun daha gerek.
Well, one more game then, and if you win, you can take it all back again.
Peki, o hâlde bir oyun daha oynayalım ve eğer kazanırsanız, hepsini geri alabilirsiniz.
There's one more game to play.
Oynanacak bir oyun daha var.
One more game.
Bir oyun daha.
One more game and then beddie-bye.
Bir oyun daha ve sonra doğru yatacığına.
- Well, we only have one more game left. - That's right.
- Tamam, mezuniyetten önce bir oyun kaldı.
- Derek, one more game of pool.
- Derek, bir kere daha bilardo oynayalım.
Can we play one more game for the rest of the world?
Bir oyun daha oynayabilir miyiz, dünyanın geri kalanı için?
One more game - the final one.
Sadece bir oyun kaldı. Son oyun.
ONE MORE GAME OF TACKLE HOOPS.
Son bir oyun daha yapalım.
ONE MORE GAME, THEN WE'LL STUDY.
Bir oyun daha, sonra çalışmaya başlarız.
Come on, one more game.
Hadi, bir oyun daha.
Vincent, you win one more game... You're gonna be humping your fist for a long time.
Vincent, bir maç daha kazanırsan uzunca bir süre yumruğunla seks yapmak zorunda kalacaksın.
Can't we just play one more game?
Bir oyun daha oynayamaz mıyız?
Just one more game.
Bir oyun daha.
- Just one more game.
- Sadece bir oyun.
Here, let's have one more game.
Haydi, bir sefer daha oynayalım.
Kelly, I hate to burst your bubble, but there's only one more game left, and the squad is full.
Kelly, hevesini kırmak istemem ama, sadece tek bir oyun kaldı, ve takım dolu.
One more game.
Bir tek oyun.
I think I could be persuaded to play one more game.
Sanırım bir oyun daha oynamak için ikna olabilirim.
- l needed one more game.
- Bir oyun daha, hepsi bu.
One more game!
Bir oyun daha.
- One more game?
- Bir oyun daha?
Well, I'm going to bed. Oh, come on, Dad, just one more game!
- Hadi baba, bir maç daha.
Look, Dad, would one more game kill you?
Bir maç daha seni öldürür mü baba?
Now, come on, just one more game, please?
- Hadi bir maç daha, lütfen.
One more game of foosball?
Bir el daha langırt oynayalım mı?
You cost us one more game and you're dead.
Bize bir maça daha mal olursan, kendine saklanacak yer ara...
Just one more game.
Sadece bir oyun daha.
Computer... one more game.
Bilgisayar... bir oyun daha.
- One more game, come on.
- Bir oyun daha, hadi ama.
Look, we got one more game left, and we need you.
Bak bir oyun daha var ve benim sana ihtiyacım var.
Just one more game?
Sadece bir maç daha?
One more game?
Bir oyun daha?
I gotta admit, I was looking forward to seeing what Falco could do with one more game.
Doğrusu Falco'nun bir maçta daha neler yapacağını merak ediyordum.
- Come on, just one more game!
- Hadi, sadece bir oyun daha!
HE DON'T EVER SHOW UP FOR A GAME NO MORE. HE USED TO BE THE FIRST ONE FOR A GAME.
Artık bizimle oynamıyor.
We'll need one more to make a good seven-handed game.
İyi bir yedi el oyun için bir kişiye daha ihtiyacımız var.
In this game, the first one out is the more fortunate, the second, unless he is clever like him, dies.
Bu oyunda ilk gelenin şansı daha fazladır,.. ... ikinci gelen, onun gibi zeki değilse, ölür.
I think you'll find it a much more exciting game than the one you've been playing.
Sizlerin oynadığı oyunlardan daha ilginç bir oyun olacak.
When one is a little mature, then one doesn't think so much about success as about the game that science is, since we know that neither astronomy, not physics, just like the other sciences, does not give absolute knowledge, only, in a certain form, bring us closer to understanding, and, of course, no one thinks any more that an equation can catches the truth by the tail, any truth that is absolute.
Biraz olsun pişen biri, sonrasında bilim oyunu konusundaki başarısını pek düşünmüyor, ne astronominin ne de fiziğin diğer bilimler gibi mutlak bilgiye ulaşamadığını bildiğimizden bu yana sadece anlamamız için belli bir formda karşımıza getiriyor, elbette ki kimse denklemi ucundan tutup da gerçeğe, mutlak olan gerçeğe ulaşabileceğini artık düşünmüyor.
We're going to have one game of Ping-Pong, one more drink... and then I'm going to tell you what I really think.
Bir el ping pong oynayıp bir içki daha içeceğiz. Ondan sonra size gerçekten ne düşündüğümü söyleyeceğim.
One more like that, Zed, and he'll be out of this game.
Böyle bir hareket daha yaparsa oyun dışı kalacak Zed.
Who's game for one more taste?
Tadına bakma sırası kimde?
One more goal to tie up the game
Bir gol daha ve maç berabere.
You know that? Yeah, how come no one will play at your game any more?
Evet, neden artık kimse oyununa katılmıyor?
Throw at this batter one more time, you're gonna forfeit the game, coach.
Bir daha vurucuya atarsa, maçı kaybedersiniz, koç.
There is one more way to kill a man... but it is as intricate and precise... as a well-played game of chess.
Bir adamı öldürmenin bir yolu daha var ama karışık ve nokta atışı yapılabilen aynen satranç oynar gibi.
There's one more day. Why don't you join the game?
neden bana katılmıyorsun?
So just one more strike, you know, per game from each of us ought to do it.
Yani her maçta kişi başı birer tam vuruş daha yaparsak yetecek.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]