English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ Y ] / You're here

You're here tradutor Turco

54,968 parallel translation
I have no idea why you're here.
Neden burada olduğun hakkında hiçbir fikrim yok.
You think you're so clever coming here and offering your pity?
Buraya gelip başsağlığı dilemekle çok akıllı olduğunu mu düşünüyorsun?
But that rifle you're carrying tells me it's wise to stop you here.
Seni burada durdurmam gerekiyordu.
Nadine, when you're done here, I'm gonna need you in there. We're gonna need a proper record.
Nadine, burada işin bitince sana orada ihtiyacım olacak.
We're gonna need you down here.
Sana burada ihtiyacımız olacak.
You're not welcome here.
Yanlış yere çattınız.
Now you're back here with Hodges?
Hodges'a mı döndün?
So, here's what's going to happen. You're going to give everything you have to me, I'll handle turning it all over to the authorities.
Olacak olan şu, elinizdeki her şeyi bana vereceksiniz yetkililere verme işini ben halledeceğim.
You're here to save this town?
Kasabayı kurtarmak için mi buradasın?
You're here for one reason alone, that's Shay Mountain.
Burada olmanın tek bir nedeni var. O da Shay Dağı.
You're not helping us to help you here, my friend.
Sana yardımcı olmamıza izin vermiyorsun.
- You're never here.
- Hiç burada olmadın.
You're the one who invited him here in the first place.
Buraya ilk başta davet eden sendin.
I know there's a reason you're here.
Burada olmanın bir sebebi olduğunu biliyorum.
So... so I'm... I'm gathering that it was probably... very hard for you to get here and that you're feelin'a little miffed that Norman's not home.
Sanıyorum senin buraya gelmen oldukça zordu ve Norman'ın evde olmaması sinirlerini bozdu.
I guess I know why you're here.
Sanırım niye geldiğini biliyorum.
Now that you're here, we can go.
Mademki geldin, birlikte gidebiliriz.
You're here now.
Şimdi buradasın.
You're here because Darlington administration is fully committed to finding out exactly what happened between the reporting party, Jules Thomas, and the respondent, Nate Griffin.
Buradasın, çünkü Darlington idaresi Jules Thomas ve davalı Nate Griffin arasında partide olanları bulmaya çok kararlı.
Hey, I'm not gonna miss a chance to get out of here just because you're obsessed with "Pokémon GO."
"Pokemon GO" oynayacaksın diye buradan gitme şansımı kaçırmıyacağım.
Believe me, you're smarter than plenty of these stooges around here.
İnan bana, oradaki heriflerin çoğundan daha akıllısın.
What, you're here for 12 hours, and you're already friends with everyone?
Daha 12 saattir buradasın ama herkesle arkadaş oldun mu yani?
May I ask what you're doing here?
Burada ne arıyorsun diye sorabilir miyim?
You know, one day, either you or Hudson- - you're gonna need something, and I'd hate to find ourselves up the creek because we cashed in all our chips here.
Belki birgün senin yada Hudson'ın bir şeye ihtiyacınız olacak ve bu olduğunda, bütün kredimizi buraya harcadığımız için zor durumda kaldığımızı görmek istemem.
And in 10 days... you're out of here.
Ve 10 gün içinde buradan gidiyorsun.
So far as I can see, you're still here.
Görebildiğim kadarıyla, siz hala buradasınız.
That's why you're here.
Bu yüzden buradasın.
Well, you'll get to do that pretty soon, Suzanne, but what Agent Holman is trying to say here is that we're just really trying to figure out how you are still alive.
Onu birazdan yapabilirsin Suzanne ama Ajan Holman'ın demek istediği şey şu, senin nasıl hâlâ hayatta olduğunu anlamaya çalışıyoruz.
Mmm-hmm. And how is it... How is it we make the same bank, and yet I can see my place in Trump Tower from here and you're driving a ten-year-old Camry with cloth fucking seats?
Aynı parayı kazanmamıza rağmen benim evim Trump Tower'da, sende ise kumaş koltuklu, on yıllık bir Camry var.
That's where you're gonna find your Aunt Carlottas. They're not in here.
Carlotta Teyze gibilerini arıyorsan onlara sor.
I know, but I've been trying to talk to you about this since we got here, and you're never free.
Biliyorum, ama buraya geldiğimizden beri seninle konuşmaya çalışıyorum ve asla müsait değilsin.
So who's this friend you're here with?
Buradaki arkadaşın kim?
So I assume, my lord you're here to bend the knee.
Bu yüzden lordum diz çökmeye geldiğinize inanıyorum.
While you're our guest here, you might consider asking them what they think of the Mad King's daughter.
Hazır burada misafirimizsin, bir de onlara sor istersen Çılgın Kral'ın kızı hakkında ne düşünüyorlarmış.
You're not staying here?
Sen burada kalmıyor musun?
There's a reason you're here, isn't there?
Buraya gelmenin bir sebebi var, değil mi?
And since we're being honest here, I think there's something you should know.
Madem dürüst oluyoruz burada bence senin de bilmen gereken bir şey var.
I know you're here.
Burada olduğunu biliyorum.
We're here to help you.
Sana yardım etmeye geldik.
It is not okay that you're here.
Burada olman iyi değil.
Now that you're here,
Tamam.
Well, you're here now, so there must be some part of you
Şimdi, buradasın, Dolayısıyla, inanmak isteyen bir yanın olması...
Take care of things around here like you're supposed to, huh?
Gerektiği gibi buralara göz kulak ol tamam mı?
You're not from here.
Sen buralardan değilsin.
They're trying to smoke us out. You stay here with him.
Bizi dumanla dışarı çıkarmaya çalışıyor Sen onunla kal.
And I know you're struggling like everyone else in the industry, so here's my pitch.
Korunmalıdır. Ve biliyorum mücadele ediyorsun Endüstrideki herkes gibi,
That's why you're here.
O yüzden buradasın.
I'm very excited you're here.
Burada olduğun için çok heyecanlıyım.
- You're here on your own?
- Tek başına mı geldin?
You're here to sell your dad's house.
Babanın evini satmak için buradasın.
You're working here, yeah?
Burada çalışıyorsun, değil mi?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]