Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ W ] / Which one is it

Which one is it перевод на турецкий

1,020 параллельный перевод
- No, which one is it?
- Hayır, hangisi?
Um - I'm on the board of trustees... of, uh, some institution of learning for young ladies. - W-W-Which one is it, Griggs?
Ben hangi genç kız eğitim kurumunun üyesiydim?
Which one is it?
Acaba hangisi?
- Which one is it? - Well, actually, yes.
- Aslında, evet.
Which one is it?
Hangisi?
Which one is it?
Hangisi o?
OH, SPIT, WHICH ONE IS IT?
Hay, lanet.
Well, which one is it?
Hangisi oluyor?
Well, which one is it?
- Peki neresi?
Come on, which one is it?
Hadi söyle, kim olsun?
- Which one is it?
- Hangisini seçti?
Ah, which one is it?
Ah, acaba hangisi?
- Which one is it?
- Hangisi?
Which one of us is it?
Hangimiz ispiyonluyor?
"in which it is found, on one sole condition." I'm reading the last will and testament.
Vasiyetin son cümlesini okuyorum.
It's just that one look at your kindly face, which is so full of fun, good fellowship...
İnsan senin o muzip, arkadaş canlısı ve sevecen suratına bakınca...
And I wouldn't try to make me tell you which one it is.
Ve beni hangisinin gerçeği olduğunu anlatmaya zorlamazdım boşuna.
One of the older brothers is against it Which one?
Yaşlı kardeşlerden biri satışa karşı.
Whenever one of these corporations is referred to in the journals... you will make a note of it, and consolidate these into a report... which must be mailed at the end of every day.
Bu şirketlerin birinden gazetelerde bahsedildiğinde bunu not edip raporlayacak ve o günün sonunda postalayacaksınız.
There is one difficulty, which it's only fair to mention.
Yalnız bir güçlük var dürüstçe söylemek gerek.
Does it seem plain now, sir, which one of them is lying?
Artık açıkça görünmüyor mu, efendim, hangisinin yalan söylediği?
What difference does it make which one is the tallest.
Hangisinin en uzun olduğu ne fark eder.
I just want to remember which one it is.
Hangisi olduğunu hatırlamak istiyorum.
Let me figure out which one it is.
Hangisi, bir bakayım.
- You don't care which one it is.
- Senin için fark etmiyor zaten.
The reason why he buys everything he can, is because of a crazy hope that one of the things he buys will be life everlasting which it never can be.
Alabildiği her şeyi almasının nedeni... aldıklarından birinin ona ebedi hayatı getirebileceğine dair içinde taşıdığı... o imkansız ve delice umuttur.
Which one of these specimens is it?
Kendisi bu numunelerden hangisi?
And now do we know which one it is?
Biz hangisini açacağımızı biliyor muyuz?
Don't you see that this is something which concerns all of us... that this is the one moment when it is your duty to break confidence.
Bu konunun hepimizi ilgilendirdiğini anlamıyor musun... Gizliliği elden bırakmanı gerektiren bir durum varsa o da şu an.
Humble, like the remote corners of the earth, where one works the earth or plunders it, wearing the rags of the fathers, humble faces of the sons, born without necessity. However, behind these faces, of hungry men, bandits, lies this terrible sentiment which is called liberty in France.
dünyanın kenarındaki mütevazi gibi, toprağı işlediği, yağmaladığı yerlerinde, babaların paçavraları giymiş, zavallı oğullarının suratları, lüzumsuz dünyaya gelmiş, fakat, şu azgın ve eşkiya suratların altında korkunç bir hiss duruyor,
I don't care which one you turn in to me, whether it's the capture of the one-armed man, if there is such an animal, or the capture of Richard Kimble.
Hangisi olursa olsun vız gelir tek kollu bir adamın yakalanması, şayet böyle birisi varsa ya da Richard Kimble'ın kendisi...
There is only one gate which has my brother in it.
Kardeşimin başında beklediği sadece bir kapı var.
It is one, alas. Spectaculum means "that which draws the attention."
- O sadece gösteride en çok neyin dikkatinizi çektiğini merak diyor.
Which one is it?
Hangisindeydi?
Look, I don't care which one of you is boss or how you decide it.
Hanginizin patron olacağına ne şekilde karar vereceğiniz, umurumda değil.
You've just killed one of our men, which is a pity because it was his birthday today.
Bir adamımızı öldürdünüz ki yazık oldu, çünkü bugün doğum günüydü.
I know which one it is.
Bilmiyorum.
Any institution which has half a thousand years - one-quarter of the Christian era stretching behind it - is bound to have a sense of the past.
Ardında 500 yıllık bir tarih, yani Hıristiyanlık tarihinin bir çeyreğini taşıyan her kurum geçmişe ait bağlarıyla sarmalanmıştır.
Not one of which is capable of launching an interstellar flight. - No, sir. - Yet one of them accomplished it.
Hiç biri yıldızlararası uçuş yapacak seviyede değil, ama biri yaptı.
It is to be found in a distant land, across the sea which no one has visited.
Bu sembol, denizin öte yanında, hiç kimsenin gitmediği... uzaktaki bir ülkede bulunuyor.
It will be one gigantic geographical piece in the puzzle, with one single political and economical doctrine, stretching to the very tip of Europe, the very tip of which is France.
Yapbozda tek bir siyasi ve ekonomik öğretisi olan Avrupa'nın en uç noktasına kadar uzanan ki bu uç nokta Fransa olan devasa bir coğrafik parça olacak.
I wonder which one it is.
Acaba hangisi?
Because your knowledge is so true that it exposes the lies which every scheming one of them lives by.
Bildiklerin o kadar doğru ki hepsinin yaşamak zorunda olduğu yalanları açıkça ortaya seriyor.
Is it one of a series which anyone could make or...
Herhangi birinin seri olarak üretebileceği bir parça mı yoksa...
One more time he was ironic, therefore the debate was on the Norway, e the Norway is a series of disasters, of which, even so it could not to have had guilt, perhaps therefore they were inevitable, e I believe that it had been, it was directly responsible, while minister of the Navy.
Donanma kendi emrinde olduğu için yine de sorumlu sayılsa da, Norveç operasyonu ve neticesindeki hezimetten dolayı suçlanmaması görüşü hakimdi.
Cloning, for those of you unfamiliar with biology, is a process by which, using one single cell, a duplicate of the person it came from could be formed.
Biyolojiyle ilgilenmeyenleriniz için söylüyorum, klonlama tek bir hücreden yola çıkarak o insanın kopyasını oluşturmaktır.
( Frankland ) One of the great effects of war upon people who take part in it is the extent to which it tends to cut them off from both their elders and their own children.
Savaşın, ona iştirak edenler üzerindeki en büyük etkilerinden bir tanesi, onları hem kendilerinden yaşlı olanlardan hem de kendi çocuklarından ayırdığı gerçeğidir.
It is only this blind prehistory, a new fatality which no one dominates, that the commodity economy has democratized.
Bu gizli tarihöncesi, kimsenin kontrol etmedigi bu yeni kader meta ekonomisinin demokratiklestirdigi tek seydir.
Thus, the time which is officially affirmed across... the entire expanse of the globe as the general time of society, signifying only the specialized interests which constitute it, is merely one particular time.
Dünya çapinda toplumun genel zamani olarak resmi anlamda kabul edilen zaman aslinda yalnizca onu olusturan özellesmis menfaatleri yansitir ve bu nedenle de yalnizca belirli bir zaman türüdür.
This painting which is called Night makes such demands on one's ability to guess that few people go to the trouble of studying it more closely.
Gece denilen bu resim onu daha yakından inceleme derdine düşen birkaç kişinin ressamın yeteneği hakkında bu tarz sorgulamalarına yol açar.
It is fitting that Frankenstein should be the one chosen by your president to lead you in this war against the French which I now decree.
Fransızlara karşı şimdi ilan edeceğim savaşta Başkanınız tarafından seçilen lider, Frankenstein olmalı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]