English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ I ] / It's good for you

It's good for you Çeviri Türkçe

2,320 parallel translation
It appears Jamie wasn't good for you or your heart.
Görünüşe göre Jamie ne sana ne de kalbine faydalıymış.
I know, but it's good for you.
Biliyorum, ama bu yararlı.
But if this kid is not who you two say he is... Let's just say it's a good thing that catering business is working out well for you.
Ama bu çocuk eğer söylediğiniz şey değilse umalım ki o yemek işi size iyi kazandırıyordur.
I'm just not sure it's such a good idea for you to be doing this.
Sizin bunu yapmanızın o kadar iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.
It's good for you!
Senin için çok faydalı!
I don't think it's a good idea for me to see you anymore.
Seninle daha fazla görüşmemin iyi bir fikir olduğunu sanmıyorum.
The Egyptians believed that the heart was the key to the afterlife, that when you died it would testify for your good or your bad deeds.
Mısırlılar kalbin ölüm sonrası hayatta anahtar görevi gördüğüne inanıyordu. Öldüğünüzde kalbiniz, iyi ve kötü eylemlerinizle ilgili tanıklık ediyordu.
And then if I give you something for the pain and later on you want that six pack, it's not good.
Ama sana ağrı için ilaç verirsem üstüne altı bira içersen, iyi olmaz.
Walking on a broken, bloody leg isn't good for you, but it's better than taking a bullet.
"Kırık, kanayan bir bacak iyi olmasa da kurşunlara hedef olmakla mukayese bile edilemez."
No, I don't know if this is good news or bad news for you, but when I was working on it, it certainly didn't look all that promising.
Hayır, bu haber senin için iyi mi, kötü mü bilmiyorum ama ben üzerinde çalışırken durumu pek parlak görünmüyordu.
I don't think it's a good idea for you to answer that.
Cevap vermemeniz en iyisi.
It's good for me. It's good. Jump right back, you know?
Kolum ağrıyor ama tuhaf.
I just thought, given the Alex situation of it all, this is the perfect opportunity for you to get in Casey's good graces.
Düşündüm ki, Alex durumları falan. Bu Casey'nin rızasını alman için bir fırsat. Bir düşün.
It's a good time for them to drink. I can't do that, obviously, but why don't you guys...
Ben içemem tabii.
You know what, Lydia? With everything that's going on, I think it's probably not a good idea for us to talk without attorneys present.
Olanlar konusunda avukatlarımız olmadan konuşmak sanırım iyi bir fikir değil
You really think it's a good idea for you to move here? Of course.
Buraya taşınmanın gerçekten iyi bir fikir olduğunu düşünüyor musun?
You know he's not good for it.
Suça uygun olmadığını sen de biliyorsun.
You control everything. It's not good for her!
Her şeyden sakınıyorsundur onu.
It's very good for you.
Çok iyi gelecek.
Hey, it's always a good time for a "Thunder Muscle." "Thunder Muscle" is a brand-new, exciting energy drink that gives you energy, vitality, and tastes great doin'it.
- Kilise Bulvarının neresinde? - Yirmi bir elli. - İki bin yüz elli?
It's delicious, good for you, a great new way to get up and go.
Neyse yap bakalım. Ben de biraz gülerim. Haydi bakalım Todd.
And I feel good when I'm with you, but... it occurs to me, well, that's your job... I mean, to come in here and to listen to people talk and to make them feel good, and I just... I want to be sure that I'm not using you for that, you know, and that I'm not doing all the talking and the... and the good feeling and that I'm...
Ve seninleyken kendimi çok iyi hissediyorum ama bana öyle geliyor ki senin işin yani buraya gelip insanlarla konuşup onları dinlemen ve onlara kendilerini iyi hissettirmen ve ben de seni bunun için kullanmadığımdan emin olmak istedim yani sürekli konuşarak ve konuşmaktan dolayı kendimi iyi hissederek sana psikiyatr gibi muamele etmediğimden emin olmak istedim.
Woody thinking it's good enough for you?
Woody oranın senin için yeterli olacağını mı sanıyor? - Evet.
I wore this cap for my first solo surgery, so... - It's good luck. - I'm already scrubbed in, so could you?
bu başlığı ilk ameliyatımda giymiştim, o yüzden... bu iyi şanstır. peki, çoktan temizlendim, yapabilir misin?
It's good for you.
Bu sizin için iyi.
Do we? You're the one who didn't want to show Worth the map, and all this traveling, it's not good for you.
Worth'a haritayı göstermek istemeyen sendin tüm bu seyahatler sağlığın için hiç iyi değil.
It's supposed to be good for you as a male.
Bir erkek olarak sana iyi gelmesi lazım.
Apparently, it's a tradition that, if you're going on a long walk, like I'm about to do, that I'm not in the mood for, it's good to see this doctor.
Anlaşılan bu bir gelenek uzun bir yürüyüşe çıkıyorsan pek havasına giremediysen, benim yapacağım gibi bu doktoru görmek iyiymiş.
- It's good for you.
- Senin için iyi.
It's Central Park. It's a sunny day. It'll be good for you.
Central Park, güneşlir bir gün hepsi sana iyi gelecek.
It's good for you. I'm sorry, pal.
Üzgünüm dostum, kusura bakma.
It's a good time for you, you know?
Senin için uygun zaman, anlıyor musun?
Jakey, if this is good for you, Then you should do it.
Jakey, eğer bu sana iyi gelecekse o zaman yapmalısın.
Good for you. It's important That a man to maintain his identity.
Aferin sana, bir adamın sağlam karakterli olması çok önemlidir.
You said, right before it went, "he's too fearless for his own good."
gitmeden önce dedin ki "çok korkusuz biri."
Yeah, okay, zip it if you know what's good for you.
Anladık. Yararınıza olsun istiyorsanız susun artık!
It's all stuff that's good for you.
Hepsi insanlar için faydalı şeyler.
Comedy comes from a good or a bad place, and it's for you to decide what that is.
Komedi iyilik veya kötülükten gelir, ve bunun kararı size bağlıdır.
It's good to have someone waiting for you at home.
Evde bekleyen biri olması ne kadar güzel.
Even if we don't have kids it's impossible for me to be this good to you forever.
Hiç çocuğumuz olmasa bile sonsuza kadar hep böyle iyi davranmam imkansız.
It's good for you.
Ne mutlu size.
I'm thankful for what you did, but if you do this, it's not good.
... geçen gün için size minnettarım ama bunu yapmamalısınız.
I packed lunch for you two, it's a good luck lunch box filled with nutrients for your brains.
Çocuklar sefer taslarınız almayı unutmayın. Besleyici yemekler koydum. Özellikle "Sınav Geçme" yemekleri yaptım.
She said it's medicinal liquor that's good for you.
Bu bir tıbbi şarap, sağlık için iyi.
I think it would be good for you to authorize it while you're here.
Burada olduğunuza göre, şimdi imzalamalısınız.
Park Dong-joo told me to tell you this. But I don't think it's for your own good.
Park Dong Ju'nun bunu sana söylememi istemesindeki niyeti yardım etmek değildi sanırım.
But, yeah, it's a good look for you.
Fakat bu senin için iyi bir şey olmalı.
But it's good for business because you can produce such and stronger antibiotics simultaneously distrugeþi and immune system.
Bu, işiniz için iyi olabilir. Ama onlar, insanların bağışıklık sistemini mahvederek, onları hasta ediyorlar. Teşekkür ederim.
I'm messing with you. Smile a little bit. It's good for you, kid.
Şaka yaptım, azıcık gülsene, iyi gelir.
You know, for us it's... It's a good way to touch base.
Bizim için bu konuşmanın iyi bir yolu.
- Oh, well, it's good to know it only takes a gun to your head for you to speak your mind.
Kafana bir silah dayadigimizda aklindan geçenleri söyledigini bilmek iyi oldu.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]