English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ S ] / Something to eat

Something to eat Çeviri Türkçe

4,470 parallel translation
You maybe wanna... You wanna get something to eat?
Bir şeyler yemek ister misin?
You lot get home, go and have something to eat.
Siz de eve gidin. Gidip bir şeyler yiyin.
Can I get you something to eat?
Sana yiyecek bir şeyler hazırlamamı ister misin?
Yeah. We could get something to eat.
Bir şeyler yiyebiliriz.
You want to get something to eat?
Bir şeyler yemek ister misin?
Sir, if I were to have something to eat first, I might find the strength.
Efendim, önce bir şeyler yiyecek olursam gücümü toplayabilirim.
Give me something to eat.
Yiyecek bir şeyler ver.
Gonna get something to eat.
Bir şeyler yemem lazım.
I'll go get us something to eat.
Ben bir şeyler getireyim. Biraz bekle.
I'll go get us something to eat, so go wait inside.
Yiyecekler bir şeyler almaya gidiyorum. Sen içeri gir.
All right, kids, you want something to eat, you better jump in before Uncle Jeb eats it all.
Çocuklar, bir şey yemek istiyorsanız Jeb Amca hepsini yemeden başlasanız iyi olur.
Maybe you were hungry. - Did you come to get something to eat?
Bir şeyler yemeye mi geldin?
- I would love something to eat.
Bir şeyler yemek harika olur!
Let's go get something to eat.
Hadi lezzetli bir şeyler yiyelim.
Let's go out and get something to eat.
O zaman gidip beraber yiyelim.
Are you going to take me out for something to eat? No.
Bana dışarıda lezzetli bişeyler mi alacaksın?
Do you have something to eat in your bag?
Çantanda yiyecek bir şey mi var?
Shall we get something to eat or not?
Bir şeyler yesek mi yemesek mi?
Bring your friend something to eat.
- Arkadaşına yiyecek bir şeyler getir.
Come, let us have something to eat.
Gel, bir şeyler yiyelim.
Hey, you want to take off, maybe go get something to eat?
Gidip bir şeyler yiyelim ister misin?
I'll go make us something to eat.
Gidip yiyecek bir şeyler hazırlayayım.
'I was thrown into the bunker and kept in chains. 'We only got something to eat every fourth day.
Hitler'in planlarının parçası olmayan generallerden biri de Ludwig Beck'di.
'We only got something to eat every fourth day.
Sadece dört günde bir yemek veriliyordu.
– I'll get you something to eat.
- Yiyecek bir şeyler getireyim.
You want something to eat?
- Yiyecek bir şeyler ister misin?
Maybe we should get something to eat, but not be happy about it.
Yiyecek bir şey alalım ama bundan mutlu olmayalım.
You want to grab something to eat?
Bir şeyler yiyelim mi?
Go get changed and come out. Let's go get something to eat.
yemek yemeye gidelim.
Sir, may I bring you something to eat?
Efendim, Yiyecek birseyler ister misiniz?
But tonight I wanted to board the lame Titanic and wear these awesome elbow gloves and eat something other than dinosaur chicken nuggets.
Ama bu akşam o ezik Titanik'e binip bu uzun, harika eldivenleri giyip tavuk nuggettan farklı bir şeyler yemek istemiştim.
I'll heat us up something to eat.
Ben de yiyecek bir şeyler hazırlayayım.
You will have to eat something else today
Bugün başka bir şey yemelisiniz.
You have to try to eat something, okay?
Bir şeyler yemelisin, tamam mı?
Shania, honey, I know you're disappointed that the wedding didn't happen, but you know when I'm sad, I like to do something called "eat my feelings,"
Shania, tatlım, evliliğin olmadığı için hayal kırıklığı yaşadığını biliyorum üzgünken "acını yemekten çıkarmak" dediğim şeyi yaparım ve nasıl yapıldığını şimdi sana da göstereceğim.
Somehow we needed to convince her to eat something healthier than pickles and taffy.
Onu turşu ve şekerden daha sağlıklı şeyler yemeye ikna etmemiz gerekiyordu.
Hodgins... you have to eat something.
Hodgins. Bir şeyler yemelisin.
Yeah. And something big and scaly trying to eat them.
Evet ve haylice büyük bir şey onları yemeye çalışıyor.
Remember what happened the last time we tried to get maw maw to eat something other than pickles for lunch?
En son Maw Maw'a öğle yemeğinde turşudan başka bir şey yedirmeye çalıştığımızda ne olduğunu hatırladın mı?
It would be good for Jae Hee to eat something light too.
Jae Hee de yemek yeseydi iyi olurdu.
There's something I want to eat... can you get it for me?
Yemek istediğim bir şey var. Benim için satın alabilir misin?
let's go get something good to eat.
Tatlı şeyler yemeğe gidelim.
Hey, even if it's a pest, you need to eat something to have energy to workout.
Hey, rahatsız edici bile olsa, çalışmak için gereken enerjiyi toplamak için bir şeyler yemeye ihtiyacın var.
Might have had something to do with the fact that I just wanted to test the rule about all-you-can-eat at the four seasons brunch.
Dört mevsim ara kahvaltısında ne kadar yiyebilirim kuralını denemek için olabilir.
You want to get something to eat?
- Bir şeyler yiyelim mi?
I think you just need to eat something, and pretty soon, you'll be back to your old self :
Bende bir şeyler yemelisin. Ve çok yakında, eski haline dönersin.
We'll go to the Helping Hand and eat something.
The Helping Hand'e gidelim, bir şeyler atıştırırız.
We know that he didn't have anything to eat he just had something to drink.
Hiç birşey yemediğini ve sadece birşey içtiğini biliyoruz.
Don't you know that after fainting, we need to eat something to replenish the sugar level in our blood?
Bayıldıktan sonra kan şekerini normale çıkarmak için şekerli şeyler yemek gerek.
Which is why you have to eat something nice and relax.
Bu yüzden güzel şeyler yiyelim ve güzel şeylerden bahsedelim.
I think they're going to eat them, we have to do something.
Sanırım onları yiyecekler. Bir şey yapmamız lazım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]