English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ D ] / Deny it

Deny it translate Turkish

2,066 parallel translation
Don't deny it, you touched Johnny's stash too!
İnkâr etme. Onun zulasını beraber aşırdık.
You can't deny it.
Bunu reddemezsin.
If you really want to end this, you got to deny it the thing it desires... a third soul.
Gerçekten buna bir son vermek istiyorsan, arzu ettiği şeyi inkâr etmelisin : Üçüncü bir can.
Even if you really did it, you have to deny it.
Neden? Suçu işlesen bile, inkar etmen gerekirdi.
I tried to deny it, and it only put people in danger.
Reddetmeye çalıştım fakat bu sadece insanları tehlikeye attı.
Kyle, in my experience, if she's gone to such great lengths to deny it, - she won't want to go back there.
Kyle, deneyimlerime göre böylesi ölçülerde inkar ediyorsa oraya dönmek istemeyecektir.
You still deny it.
Hala inkar ediyorsun.
Don't deny it.
İnkar etme.
I DIDN'T WANNA BELIEVE IT IN ATLANTA, AND I'M NOT GONNA DENY IT AGAIN.
Atlanta'da inanmak istememiştim, ve tekrar inkar etmeyeceğim.
I'll deny it if you ever tell anyone, but the truth is it's better for his image to be single, and I like my privacy.
Eğer bunu birine söylersen inkâr ederim, ama gerçek şu ki onun imajı için yalnız görünmesi daha iyi, ve gizli olmasından hoşlanıyorum.
Oh, please, frank, it'd be silly to deny it.
Yapma Frank, inkâr etmek aptallık olur.
Yeah, but you didn't deny it, right?
Evet, ama inkar etmedin değil mi?
- Good. Because I'll deny it if you do.
Güzel, çünkü konuşursan inkar ederim.
I don't deny it.
Reddetmiyorum.
But if you deny it, those people must be released from your edict.
Ama eğer yalanlarsan bu insanlar fermandan sorumlu tutulamazlar.
We have to deny it, Benjamin.
İnkâr etmek zorundayız Benjamin.
- I'm officially AWOL, so don't ask them about my existence,'cause they'll deny it.
- Resmi olarak asker kaçağıyım, O yüzden beni onlara sorma, çünkü inkâr ederler.
They try to deny its existence, it turns into cancer and migraines and ulcers... bunch of shit like that.
Giderek, insanlar varlıklarını yadsımaya çalışır, bu da kanser, migren ve ülsere dönüşür buna benzer bir tomar bok.
We had a connection, and you can deny it all you want.
Bir bağımız var, bunu istediğin kadar inkar edebilirsin. Ama hala var.
Oh, deny it. Yeah, I dare you to.
Reddediyorsun demek.
You don't deny it, do you?
İnkar etmiyorsun, değil mi?
Deny it now.
Şimdi de inkar et.
- You're not even gonna try to deny it?
- İnkar etmeye bile çalışmayacak mısın?
I wont... I wont deny it.
Bunu inkar edemem.
All right and I'll deny it.
Ben de sorunca inkar ederim.
Go ahead, deny it.
Hadi inkâr etmeye başla.
No. They all deny it, of course.
Hepsi inkar etti, tabii ki.
And I think, however that... And if you tell anybody this I will deny it and string you up and bleed you out.
Ama her şeye rağmen şimdi söyleyeceğimi birisine anlatırsan inkâr ederim ve canını yakarım.
I can't-i can't deny it.
İnkar edemem. Ama niye?
I could deny it, but then there ain't much point, is there?
İnkar edebilirdim, ama çok bir anlamı olmaz
And when I deny it?
Peki ben reddettiğimde...
Don't deny it.
Hiç inkar etme.
Deny it all you want, but I know what I saw.
İstediğin kadar inkar et, ama ben ne gördüğümü biliyorum.
You don't even deny it, do you?
İnkar bile edemiyorsun değil mi?
Do not deny it.
Öyle bir şey olmadı deme bana.
If it ever comes to light, I'll deny every word of it.
Eğer açığa çıkarsa her sözcüğünü reddederim.
He didn't deny it either.
Bunu reddetmedi.
If this ever gets out... I shall have to deny all knowledge of it and, disown you.
Bir terslik olursa ne seni tanıyorum, ne de bir şey biliyorum.
Never once did he deny he hadn't done it.
Ne bir kere bile inkar etti.
Then, if it was him, you think, did he deny his motherland, his faith?
İnancına ve vatanına ihanet ettiğini mi söylüyorsun?
I didn't like it, but I couldn't deny Wayne was good with the kids- - and Randy.
Hoşuma gitmemişti ama Wayne'in çocuklarla arasının iyi olduğunu da inkâr edemezdim. Ve Randy'le.
If you deny, you're part of it.
Eğer inkâr ederseniz, onun bir parçasısınız demektir.
You can't deny that it cured him
Onu iyileştirdiğini inkar edemezsin.
She doesn't even deny doing it.
İnkar etmedi bile.
Do you deny buying up land in the Ward, knowing it will increase in value? Do you deny running a sweatshop?
Fiyatlarının artacağını bildiğiniz için Ward'da arazi satın aldığınızı inkar mı ediyorsunuz?
You won't deny that it's useful to have a judge in your pocket.
- Yargıcın avucunun içinde olması hiç fena değilmiş.
It invades your mind, and no matter how hard you deny, misdirect, or avoid it,
Zihninizi ele geçirirler. Onları inkar etmenin, yönlendirmenin ya da savuşturmanın ne kadar zor olduğu önemli değildir.
Do you deny writing it?
Bunu yazdığını inkar mı ediyorsun?
I don't particularly like what he has to say, But you can't deny the calming effect it's had on some of the inmates.
Kişisel olarak söyledikleri bana hitap etmiyor ama mahkumların üstündeki sakinleştirici etkisini de inkar edemem.
Okay, look. Believe what you want... but no one's forcing me to be here... and if you ever tell anyone this, I'll deny it... but I like being in Glee Club.
Peki, bakın, neye inanırsanız inanın ama kimse beni burada olmaya zorlamıyor.
I walked in on you half-naked, liam... no, no, no.I... Oh, great.Okay, now you're going to deny it.
Çok güzel.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]