English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ N ] / Next in line

Next in line traduction Turc

516 traduction parallèle
The elder, next in line of succession, is considered in everything.
İşlerin başına geçecek olan büyük evlat, her şeyde ön plandadır.
Sally's next in line now that I'm head of the household.
Sally sıradaki, şimdi ben ev halkının başıyım.
That's good. You're next in line here.
Sonraki sıradasın.
And sure as sure can be, I'm next in line for rififi.
Ve adım gibi eminim "rififi" için sıradaki benim
- Who is next in line for an audience?
- Görüşme isteyen kim var? - Paris Büyük Elçimiz.
Illegitimate descendent of Sir Hugo, next in line to the Baskerville fortune.
Sör Hugo'nun gayri meşru çocuğu, Baskerville mirasının diğer ortağı.
And next in line, Deneva.
Sırada Deneva var.
I am next in line!
- Sıra bende!
I'm sorry I didn't pull into the drive but if I parked behind that hearse, I'd feel like I was next in line.
İçeri girmediğim için üzgünüm.. ... ama cenaze aracının yanına parkedince öteki tarafa geçecekmişim gibi hissettim.
So if Mrs Mathews is convicted, you're next in line.
Yani, Bayan Mathews hüküm giyerse, sırayı siz alıyorsunuz.
I know it's a dreadful thing to say but I'm so glad you're next in line.
Gazeteler, cenaze... Biliyorum bunu söylemek çok kötü ama, iyi ki sırada sen varsın.
I was the next in line for the job...
Genel müdürlük için ilk sırada ben varım.
It's a relief to know I'm next in line for the same kind of aid.
Aynı tür bir yardım için sırada olduğumu bilmek rahatlatıyor.
If that is the case you are next in line for her departed father's fortune.
Eğer durum böyleyse müteveffa babasının bütün serveti sana kalır.
You're next in line.
Sırada ki siz olmalısınız
And without you here, I'm next in line.
Sen de burada yokken sırada ben varım.
I guess it's pretty obvious who's gonna be next in line.
Sırada kimin olduğu çok açık.
But you are next in line. I specifically noted.
Binanın çatısından isminizi bağırmamı istemezsiniz.
He's next in line in succession.
Liderlikte ilk sırada.
Is the Colosseum next in line?
Sırada Colosseum mu var?
Hey, I was the next in line.
Sırada ben vardım.
I see. Rubber stamp, thank you, next in line. Is that it?
Anlıyorum sen gel güzel sıradaki bunu mu istiyorsun?
I'm next in line.
Sıra bende.
Next in line.
Sıradaki.
Remember, I'm next in line to read it.
Unutma, onu okumak için bir sonraki sırada ben varım.
I guess my parents have sort of a Lyndon Johnson feel to them... like there's no satisfactory reason why they became parents... like my real parents were assassinated... and these people just were next in line for the job.
Bence ailemde Lyndon Johnson hissi var... neden benim ailem olduklarına dair tatminkar bir sebep yok gibi... sanki gerçek ailem suikast mağdurları... ve bu insanlar için sıralanmış gibi.
Hey, lady, I'm next in line.
Hey, hanımefendi, sıra bende.
Besides, scuttlebutt is that we're getting new furies next year, and you're next in line to get them.
Dedikodulara göre seneye yeni model cengâverler gelecekmiş. İlk sen binersin.
In current line of duty. Next patient please.
Sıradaki hasta lütfen.
I'll give Mrs. Castle a line in the show, and as for you, Vernon next season I'll hand you a whole new scene.
Bayan Castle'ye şovda iş vereceğim, ve sana da Vernon gelecek sezon yeni sahnede oynatacağım.
Suzetta, you should be next to Jean Janetta, you're not in line
Suzetta, Jean'in yanında olmalısın Janetta, hizada değilsin
Mind if I use that line in my next western?
Bu repliği bir sonraki kitabımda kullanabilir miyim?
The next line ends in "hymn".
Sonraki satır kafiyeli olmalı.
Who is next in line for an audience?
Görüşme sırası kimde? Kont Julius Andrassy.
Look Mabel I don't wanna argue with you, just get me an outside line or I will put a tuppence in your moral little slot next time I'm passing.
Bak Mabel, seninle tartışmak istemiyorum. Şu dış hattı biran önce bağla yoksa gelecek sefere sana gösteririrm.
Next week you'll have to wait in line, just like the others.
Haftaya, tıpkı diğerleri gibi, sıraya girip bekleyeceksiniz.
- All walk in single line, next 200 yards. Rejected.
- Tek sıra halinde yürüyelim, 200 metre boyunca.
Stand in the next line you come to, this side of Hell.
Biraz daha yaklaş, o zaman cehennemde görürsün.
The next thing I know, everybody's going ahead of me in this line.
Biraz sonra sıradaki herkes benim önüme geçti.
"We are recommending that those members of the group known... as'The Dirty Dozen'who survived this operation... should have their records amended to indicate... that they are being returned to active duty at their former ranks. And that the next of kin of those prisoners who were killed be advised... that they lost their lives in the line of duty."
"On Íki Kirli Adam olarak bilinen grubun operasyondan sağ çikan üyelerinin sicillerinin silinerek göreve iadelerini ölenlerin yakınlarına ise şehit olduklarının bildirilmesini öneriyoruz."
Next time I come in from Phoenix, I'll drop a line first.
Bir sonraki sefer, Phoenix'den gelirken önce haber veririm.
Next week, I am expected to marry Marianne in Saint Moritz and Hélène in Venice. Period. New line.
Gelecek hafta, Saint Moritz'de Marianne Venedik'te de Hélène ile evlenmem bekleniyor.
Sommers is finished. He'll become the overall winner if Muzzin doesn't cross the finish line in the next 11 seconds.
Muzzin çizgiyi 11 saniyede geçemezse kazanan Sommers olacak.
To put themselves on the line 23 nights in the next four months.
Gelecek dört ay kendilerini 23 gece ilk sıraya koydular.
Abe and Ceil's daughter was cousin Ruthie... who entertained herself by sitting and listening to... the next-door neighbors on the party line.
Abe ve Ceil'in kızı da oturup.. .. orta kattan sürekli komşuların telefon.. konuşmalarını dinleyerek eğlenen kuzen Ruthie'ydi.
I was next in line.
Terfi için sırada ben vardım.
Keep in line... next!
Sırayı bozmayın... Sıradaki!
And the next week, you better believe, I was first in line.
Hayal kırıklığına uğramıştım ve ertesi hafta inan bana en ön sıradaydım.
I deserve this. I'm the next one in line. And besides, you promised.
Sıradaki benim ve ayrıca bana söz verdiniz.
The least you could have done was stand next to me in line when they shredded my credit cards.
Ama, Peg, Kredi kartım kesilirken en azından yanımda durabilirdin.
I stood next to you in line for coffee this morning.
Bu sabah sen kahve alırken, tam yanındaydım.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]