English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ G ] / Get up

Get up tradutor Turco

63,253 parallel translation
- Come on, get up.
- Hadi, kalk.
- Okay, we gotta get up there.
- Derhâl oraya gitmeliyiz.
Lito, you have to get up, right now!
Lito, derhâl kalkman lazim!
Lito, you have to get up, right now!
Lito, derhâl kalkman lazım!
Get up!
Kalk!
So get up, put one foot in front of the other, and help me load this sack of shit back into the cart and roll now.
O yüzden ayağa kalk, zorla da olsa yürü ve bu bok çuvalını sepete koyup götürmeme yardım et.
Get up.
Kalk.
Get up!
Kalk ayağa!
Get up.
Kalk ayağa.
Get up.
Kalk hadi.
One, two, get up.
Bir, iki, kalk. - Yok hayır.
Now, get up!
Şimdi kalk!
Get up here.
Hey!
You gotta get up and go to work, man.
Kalkıp işe gitmelisin oğlum.
I'm gonna kill you if you don't get up now.
Ayağa kalkmazsan seni gebertirim.
Oh, Randy, I'm begging you, please get up.
Randy, yalvarırım kalk artık.
Get up! Get up there!
Çekil!
Get up there!
Çekil!
I was willing to give up everything to save Nicole, okay, but I went in there to get that list.
Nicole'u kurtarmak için her şeyi bırakmaya istekliydim tamam mı? Ama ben o listeyi almak için oraya girdim.
When we get inside, you'll set up the camera.
İçeri girdiğimizde, kamerayı kuracaksın.
Get her up.
Kaldır onu.
- I'll hold. You think you're gonna just call up and get me a meeting with Kit Wrangler?
Bir telefonla bana Kit Wrangler ile randevu mu ayarlayacaksin?
- I'll hold. You think you're gonna just call up and get me a meeting with Kit Wrangler?
Bir telefonla bana Kit Wrangler ile randevu mu ayarlayacaksın?
And I'll get them up from there.
Daha da çıkmalarını sağlayacağım.
Decided to put the house up for sale once the state allowed them to do so and told my agents to get rid out it.
Evi yukarı koymaya karar verdi. Bir kere satılık Devlet bunları yapmalarına izin verdi Ve ajanlarımdan kurtulmasını söyledim.
I'll get a photographer down there. Finish up here, then you and Trewlove bring his parents in.
Tozun üzerine so zamanlardaki ayak izleri var, büyük ihtimalle Edison'undur.
Get down the station and type up a translation as quick as you can.
Merkeze git yapabildiğin kadar hızlı çevir.
Get your asses up off the floor before this one shoots you.
Bu hatun sizi de vurmadan kalkın ayağa.
See, just come up with a catchy tweet, get our video out, I give you my cup here.
Akılda kalıcı bir tweet yazıp videomuzu yayınlarsan sana bardağımı veririm.
- Get up.
Kalk bakalım.
We can get it all set up tomorrow.
Her şeyi yarına hazır edebiliriz.
I'm coming for you when you least expect it, so don't get too cozy up at that house all by yourself.
O evde tek başına fazla rehavete kapılma.
Let's wrap it up and get out of here.
Ortalığı toplayıp buradan gidelim.
I'm sorry I tried to liven this party up a little bit and get away from talking about the Waldorf School and princess dresses and pinworms.
Bu partiye biraz hareket kattığım için özür dilerim. Muhabbeti Waldorf okulundan, prenses elbiselerinden ve kıl kurtlarından başka yöne çektim.
You're gonna get a thank you card from her... saying, "Thank you for livening up..."
Sana şöyle bir kart yollar : "Partiyi canlandırdığın için sağ ol..."
Shit's about to get real up in this bitch!
Burada işler ciddiye biniyor!
Get your asses up.
Kaldırın kıçınızı.
I might be up in the night, you never get back to sleep.
Gece uyanabiliyorum, uykunu alamazsın.
We went up to his office to get his stuff.
Eşyalarını almak üzere ofisine gittik.
You're supposed to be going up in the world as you age, or did you not get the memo?
Dünyada yaşlandıkça yukarılara tırmanman lazım, sana bu bildiri gelmedi mi?
Get your hands up!
Kaldır ellerini!
A Seattle pd employee shouldn't get wrapped up in all of this.
Bir Seattle PD çalışanı tüm bunlara kendini kaptırmamalı.
There was a bit of a rush to get out of the building before they blew it up.
Bina patlamadan önce dışarı çıkmak için biraz acele ediyorduk.
Find out who's stirring up trouble, and when you do, get'em to stop.
Kimin sorun çıkardığını bul ve onları durdur.
As soon as I get it out, he should wake up.
Çıkardığım zaman uyanacaktır.
I'm gonna get them to open up their wallets and give us what we need to create a great Goddamn empire.
Cüzdanlarını genişçe açtıracağım. Kahrolasıca bir imparatorluk kurmamız için bize ne gerekiyorsa vermelerini sağlayacağım.
The local yokels get worked up, cause even more trouble, and you know...
Buradaki hırbolar da daha çok bela yaratıyorlar haliyle. Ve... Anlarsın işte.
So, I find out I can pull the patient ID thing all the way up my arm and hide it underneath my T-shirt, and I just get out past the nurse's station, I just walk out.
Böylece, hasta kimlik şeyini kolumun yukarısına kadar çekip saklayabileceğimi keşfettim ve hemşire bankosunun önünden geçip çıktım, öylece yürüdüm.
I exercise regularly, don't smoke, don't drink soda, get enough sleep, reduce stress and grew up eating what I thought was a healthy diet until... [tires screeching] The World Health Organization this morning
Düzenli egzersiz yaparım, sigara içmem, gazlı içecek içmem, uykumu alırım, stresten kaçınırım ve sağlıklı olduğunu düşündüğüm şeyleri yiyerek büyüdüm, ta ki - Dünya Sağlık Örgütü, bu sabah...
What that means is, the sugar that is naturally from the foods that you're eating can't get into the cells where it belongs. It builds up in the blood, and that's diabetes.
Bu demek oluyor ki, yediğiniz yiyeceklerden gelen doğal şeker ait olduğu hücrelere giremeyince kanda birikiyor ve işte bu diyabet hastalığıdır.
Although I could possibly get away with eating a little bit of meat and dairy without ill effects to my personal health, I could no longer willingly support an industry I knew was causing so much suffering to communities, families and all life on the planet. A whole new world opened up.
Zararlı sonuçları olmadan bir miktar et ve et ürünleri yiyebileceğimi düşünmeme rağmen, kişisel sağlığım için, bilerek, insanlar ve aileler için bu denli acıya sebep olan bir endüstriyi desteklemeye devam edemem.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]