English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Inglês → Turco / [ N ] / Noon and night

Noon and night tradutor Turco

113 parallel translation
Slogans and sales talks morning, noon and night... and not one human sound out of you and your whole flock of Egelbauers!
Sloganlar ve satış konuşmaları, sabah, öğle, akşam ve senle Egelbauer sürüsünde insan gibi konuşan yok!
Ines morning, noon and night
Sabah Inès, öğlen Inès, akşam Inès.
MORNING, NOON AND NIGHT, AND IT'S BEEN MY EXPERIENCE THAT- -
- Ve bu benim için tecrübe oldu ki...
And I thought for 20 years she's been standing like that, morning, noon and night.
Ve düşündüm ki 20 yıldır orada öylece duruyorsun, sabah, öğlen ve akşam.
Nickie, I've been thinking about you morning, noon and night, and in-between times too.
Nickie, gece gündüz, her daim seni düşünüyordum.
Squalls morning, noon and night.
Sabah-akşam, gece-gündüz ağlıyor.
" Morning, noon and night, it's drink and dancing...
" Sabah, öğle, akşam, içki ve dans
- Insanity, morning, noon and night.
Kes şunu. - Delilik, sabah, öğle ve akşam.
Morning, noon and night he drank the Bloody Marys with the peppy snappy.
Gece gündüz, o berbat Bloody Mary'lerden içerdi.
I'm hairy, noon and night Hair that's a fright
Saçım uzun, gündüz ve gece saç, işte korku
Morning, noon and night.
Sabah, öğle ve akşam.
Didn't I run around morning, noon and night?
Sabah, öğle ve akşam dolanıp durmadım mı?
Three times a day, morning, noon and night.
Günde 3 kez, sabah, ikindi, akşam.
Nothing but rotten biscuits and pork. And his bloody lordship on your back morning, noon and night.
Çürümüş bisküvi, domuz eti ve... sabah, öğlen, akşam tepene binen lordluk payesi hariç hiçbir şey.
Oh, Picard, I will enjoy you morning, noon and night!
Picard, sabah, öğlen ve gece tadını çıkaracağım senin!
Morning, noon and night.
Sabah, öğle ve gece.
tempered by a sweet innocence has this boy rooting and foraging morning, noon and night.
tatlı bir masumiyetle harmanlanınca bendeniz sabah, öğlen, akşam yerimde duramıyorum.
They were screaming and yelling at each other all the time - morning, noon and night.
Günün her saati birbirlerine bağırıp çağırıyorlardı. Sabah, akşam, gece.
He's been in there 10 days morning, noon and night and neither she nor Mr. Warren nor the maid has once set eyes on him.
10 gündür orada sabah, öğle, akşam ve o, ne Bay Warren ne de hizmetli onu bir kere bile görmemişler.
We tolerate it morning, noon and night.
Sabah, öğle ve akşam görmezden geliyoruz.
You go out morning, noon and night to Swamiji's.
Sabah akşam Swamiji'desin.
I'd have sex mooring, noon and night.
Sabah akşam seks yapardım.
I saw me little twins morning, noon and night. If we hadn't have moved, I'd have gone out of my mind... and ended up in the lunatic asylum.
Eğer taşınmasaydık tamamen aklımı kaçırıp çıldırabilirdim.
I could have sex with you morning, noon and night.
Seninle sabah, öğle, akşam durmadan sevişebilirim.
From now on, I want it morning, noon and night.
Şu andan itibaren sabah, öğle, akşam bundan istiyorum.
Bouncin'morning, noon and nighty-night!
Sabah, öğlen, akşam, gece zıplayacağız!
I kept at it morning, noon and night for 5 days.
5 gün boyunca sabah, öğle ve akşam kazdım.
Morning, noon and night...
Sabah, öğlen ve gece...
Morning, noon and night... your face haunts me.
Sabah, öğlen, ve gece... yüzün aklımdan çıkmıyor.
- Morning, noon and night.
- Sabah, öğlen ve akşam.
A man who will answer the phone and care for you morning, noon and night.
Telefonlara cevap verip size sabah, öğlen, akşam hizmet edecek.
She ate the same pizza, morning, noon and night for three months.
Üç aydır sabah öğle akşam aynı pizzayı yedi.
In my family, there's but one cure for this malady : Morning, noon and night. Music.
Ailemde bu illetin bir çaresi var : müzik.
Morning, noon, and night.
Sabah, akşamüstü ve gece.
- They play the game of Parchesi morning, night and noon.
- Öyle mi? - Sabah akşam, bütün gün Parchesi oynuyorlar.
He thinks of nothing but whist, morning, noon, and night.
Vist'ten başka bir şey düşünmüyor, sabah, öğlen ve akşam.
" I've grown accustomed to the tune That she whistles night and noon
" Alışmışım bir kez söylediği şarkıya Gece gündüz durmamacasına
I finished his car last night and he left today at noon.
Dün gece arabasını tamir ettim, öğlen de yola çıktı.
At noon I said goodbye to a nice guy,... and the same night, I saw him arrested.
Gündüz hoş biriyle tanıştım ve aynı gece tutuklandığını gördüm.
There is no tribulation in store for you, there is no crow with sinister designs on your eyeballs, no vulture has been assigned the indigestible chore of tucking into your liver morning, noon, and night.
Seni bekleyen hiçbir bela yok tepende uçan, kem gözlü bir karga yok sabah, öğlen ve akşam karaciğerine yumulmak gibi hazmı güç bir görev, hiçbir akbabaya verilmedi.
SHE NEVER STOPPED RUNNING HER MOUTH MORNING, NOON, AND NIGHT.
O da çenesini ne sabah, ne öğlen ne de akşam kapalı tutardı.
The empress Deborah has the most enormous difficulty fending off her husband, who tries to have his way with her morning, noon, and night.
İmparatoriçe Deborah sabah, akşam ve gece kendisini ikna etmeye çalışan kocasını uzaklaştırmak için muazzam zorluklar çekti.
I not tell you noon and night.
Sabahları uyanıyorum ve sana söylemiyorum.
Sometimes we only had porridge morning, noon, and night.
Bazen sabah öğlen ve akşam lapa yerdik.
Mornin'and noon, and noon to night.
Sabahtan akşama kadar.
" l've grown accustomed to the tune that she whistles night and noon
Onun geceye ve gündüzü yaşayış ahengiyle büyüdüm ben.
I've grown accustomed to the tune she... whistles night and noon.
Onun sesini duymaya çok alıştım gece ve gündüz.
In the evening. I'm leaving on 22nd at noon and you can take the night train.
- O zaman 22'si öğlen treniyle oraya gelmeliyim, sen de akşamdan yola çıkarsın..
Every morning, noon, and night
# Her sabah, öğle ve gece #
Morning, noon, and night
# Her sabah, öğle ve gece #
Lady Southdown hovers at the door night and noon.
Leydi Southdown öğle, akşam kapıda.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]