Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ L ] / Leave it at that

Leave it at that перевод на турецкий

576 параллельный перевод
If you say we're happy, let's leave it at that.
Mutlu olduğumuzu söylüyorsan, bırakalım öyle olsun.
Leave it at that.
Bırak artık.
We shall not leave it at that.
Bırakamayız.
We have to pay, we won't leave it at that.
Ödemeliyiz, yoksa buradan gidemeyiz.
But I'll leave it at that.
Ama bunu ödese de yeter.
I'm doing it for you. Let's leave it at that.
Bunu senin için yapıyorum.
We can't leave it at that.
O noktada bırakamayız.
Now that you had a good dinner, let's leave it at that.
İyi bir akşam yemeği yedik. Şimdi, biraz işten bahsedelim.
Just leave it at that, Nellie.
Böyle bırakalım Nellie.
All right, let's leave it at that.
Neyse, konuyu kapatalım.
Let's leave it at that.
Bırakalım, böyle kalsın.
And she'll leave it at that.
Ve bu kadarla kalacak.
- But you can't leave it at that.
- Ama bu şekilde bırakamazsınız.
You can't say his name was Tom Doniphon and leave it at that.
Adı Tom Doniphon deyip, kestirip, atamazsınız.
- Leave it at that.
- Boşver.
Let's leave it at that.
Bu kadarla bırakalım.
Leave it at that.
Bu kadarını bilin, kâfi.
Let's reclaim the Delightful Forest and leave it at that
Sadece Tatlı Ormanı ondan geri alalım yeter
Why can't we just leave it at that?
Neden bu konuyu artık kapatmıyoruz?
Well, because I don't want to leave it at that.
- Kapatmak istemiyorum da ondan.
And there were those that felt we should encourage him to stop, leave it at that.
Bizde, artık durmasını ve şehri terk etmesini istedik.
Why can't you just leave it at that?
Neden bunu burada bırakmıyorsunuz?
Let's just leave it at that for now, okay?
Şimdilik bu konuyu bir kenara bırakalım, oldu mu?
Let's leave it at that.
Burada bırakalım.
Just leave it at that.
Ama öyle kalsın.
Let's leave it at that, huh?
Bırakalım artık, olur mu?
Leave it at that, or you'll be sick.
Fazla içme yoksa dokunur.
- I don't intend to leave it at that, 007.
- Bunu ben tasarlamadım, 007.
Let's say I have personal reasons and leave it at that, shall we?
Şahsi nedenlerim vardı diyelim ve bu konuyu kapatalım tamam mı?
So why don't we just leave it at that?
Neden bunu burada kesmiyoruz?
and just leave it at that.
ve bu konuyu burada kapatalım.
And let's leave it at that. You've got that cocktail party at the mayor's office.
Belediye başkanının ofisinde bir kokteyl partiniz yok muydu edendim?
Leave it at that.
Bırak öyle kalsın. Çok yetenekli.
Do you want me to leave it at that?
Böyle bırakmamı ister misin?
Do you mind if we just kiss and touch a bit... and leave it at that?
Öpüşüp biraz birbirimize dokunsak yeterli olur mu?
It's mad. - I must insist that you leave me at once.
- Peşimi biran önce bırakmanız için ısrar etmek durumundayım.
But now, Mohei, it's best that you leave Kyoto at once. I have something for you.
Ama şimdi Mohei hiç gecikmeden Kyoto'yu terk etmen sizin için en iyisi olacaktır.
Is it true that you're trying to get Vicki to leave the studio because you're sore at Niles for settling your contract?
Niles'la kontratın konusunda aranız açıldı diye... Vicki'nin stüdyodan ayrılmasını istediğin doğru mu?
It is therefore even at this early point that an attempt at mass evacuation might fail, because it's not known how many women would refuse to leave their husband and their home to journey with restricted possessions to an unknown town,
O yüzden, bu erken safhada bile... toplu bir tahliye girişimi başarısız olabilir. Çünkü, kaç kadının kocaları ile evlerini bırakıp... sınırlı miktarda eşya ile bilmedikleri bir şehirde... tanımadıkları kişilerin yanında konaklamak üzere... seyahat etmeyi reddedeceği bilinmemektedir.
I was just getting ready to leave the house... and the phone rang, and it was the people that I was going to pick up at the airport.
Gitmeye hazırlanıyordum. Tam kapıdan çıkacağım sırada telefon çaldı. 11'de havaalanından alacağım kişiler arıyordu.
It is hereby notified that the sentence is issued on this date, as during the agreement the following took leave and were absent...
Alınan bu kararlar uygulanmak için ileri bir tarihe atıldı. Bu süre içinde gerekli izinler sağlanarak...
It's only that, at night, they don't let me leave
Tek farkı akşam olduğunda çıkmana izin vermiyorlar.
Hey, you know, the way I look at it, if that jive mutha leaves Big Willis alone... Willis gonna leave him alone, baby.
Bu işe nasıl baktığımı biliyorsun, eğer şu geveze Koca Willis'i yalnız bırakırsa Willis de onu yalnız bırakacak.
Goebbels spoke at great length, is clearly, saying as it would leave the children to die, that already they were in bunker.
Goebbels, hâlihazırda sığınakta bulunan çocuklarının nasıl hayatlarına son verileceğini ayrıntılarıyla aktarıyordu.
Occasionally, a group of whales will leave their winter waters in the middle of a song and six months later they'll return and pick the song up at precisely the spot that they left it off.
bazen bir grup balina şarkılarının ortasındayken mevsimsel göçlerine başlayıp altı ay sonra döndüklerinde tam kaldıkları yerden şarkılarına devam edebiliyorlar.
I'll see to it that you go on leave at once.
Hemen istirahata çekildiğinden emin olmak istiyorum.
- That's why I say it again : you have to leave at once!
Bu nedenle derhal orayı terk et diyorum ya.
Mr Magee, it's quite obvious that you and Miss Norton must leave this place at once.
Bay Magee ve Bayan Norton sizce çok açık değil mi? Derhal burayı terk etmeliyiz.
That's it. We'll leave at six.
Tamamdır. 6'da yola çıkıyoruz.
"How quaint," and leave it at that?
Kim senden değişim yapmanı istedi ki?
Any way you look at it, you're right, but how's that leave us?
İki durumda da yanlış yok. O halde ne yapacağız?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]