Hepımızı перевод на испанский
2,156 параллельный перевод
Her büyük Yunan kahramanının ardında, tarihi bir bulgunun var olması mümkündür fakat gerçek kişilerin yerlerini tespit etme çabalarımızı, tarih hep boşa çıkarmıştır.
Podría ser posible que detrás de cada uno de esos grandes héroes griegos exista algún personaje histórico único, pero la historia ha frustrado todos nuestros intentos de encontrar y localizar a las personas reales.
Ama birşekilde, tüm önemli kararları hep sen veriyorsun- - Nerde yaşayacağımız, nezaman bebek sahibi olacağımız, nasıl bebek sahibi, olacağımız, ona kimin bakacağı.
pero de alguna manera, todas las decisiones importantes son siempre tuyas- - donde vivimos, cuando tenemos un bebé, como lo tenemos, quien cuida al bebé cuando nazca.
Ben hep yalnızım.
Siempre estoy solo.
1944'te buralar hep tarım arazisiydi. Ama uzmanımızın dediğine göre yağ ve soğutma boruları değiştirilmiş.
Era una zona agrícola en el 44, pero el NTSB dice que sabotearon los conductos del aceite y refrigerante.
Betty Joe'yu hep kendi halinde Güneyli bir kızcağız sanırım.
Yo siempre pensaba que Betty Joe era una beldad inocente del Sur
Bundan sonra da hep beraber olacağımız için...
¡ Shirai! ¡ Misaka! ¡ Cogedla!
One-sama hep birlikte olacağımızımı söyledin?
¿ Qué pasa? nada.
Hep aynı ekonomik iddialar sunuyorlar. Ama bütçe açıklarını azaltacağı açık. Bizim planımız çok sağlam.
Ellos tratan de atraparnos con sus eslabones de economía genéricos, pero no hay nada para refutar con esto bajamos déficits estatales, permitiendo a un reembolso sobre todos los gastos federales.
Tatlım, hep beraber savunma dersi alacağız.
Oh, cariño. Vamos a ir a clases de autodefensa.
Ama bizi hep sahne dışında yaptıklarımızı anlatırken duydunuz.
pero sólo nos han escuchado hablar acerca de lo que hacemos fuera del escenario.
Lisedeyken, kız voleybol takımı beni hep donmuş göle atardı.
En la escuela, las chicas del equipo de voleibol me tiraban a un tanque helado.
Hep beraber tatlımızı yiyebiliriz.
Tomaremos el postre contigo.
Lakin geri adım atmayı reddedersen hep beraber talihsiz bir sona adım atarız.
Mira el cielo y estaremos en la tierra!
Eğer bu bir cinayetse, ki haklı olduğuna inanıyorum çünkü hep haklı çıkarsın, pek şansımız yok.
- Si esto es un homicidio, y yo creo que tú estás en lo cierto, porque siempre lo estás, los tendremos en contra. ¡ No tenemos nada!
Evet ya, sandviç kâğıdı veya taraktan yapılan mızıkaları hep görürüz laboratuarlarda zaten.
Sí, lo he visto todo el tiempo en los laboratorios, para los sandwiches o el interior ondulado de las armónicas.
Sana karşı hep duyarsız davrandım.
No te tome enserio.
Kaderim hep yalnız kalmak mı olacak?
¿ Mi destino es estar sola?
Ninem her zaman eğer dünyada kalan son bekar erkek ben olursam çok fazla konuşma yaşanmayacağını veya çiçeklere ihtiyaç kalmayacağını zırhımın hep parlak olacağını söylerdi.
Mi niñera decía que si yo fuera el último soltero disponible del mundo me quedaría para vestir santos.
Bir gün Kore'nin, insanlarımızın çabasıyla tıpkı isminde olduğu gibi bir Halk Cumhuriyeti olacağına hep inandım.
Siempre he creído que, un día, haciendo honor a su nombre... la gente, a través de sus propios esfuerzos... convertirían a Corea en una verdadera República para su gente.
Gerçek bir yığın olup hep birlikte uyuyacağımızı söylemiştin ama şimdi gizli bir oda istiyorsun ve KW da temelli gitti. Üzerine bir de güneş ölecek mi diye dertlenmem çıktı!
Dijiste que todos íbamos a dormir juntos en un verdadero montón y ahora quieres un cuarto secreto, y K.W. se fue para siempre y ahora debo preocuparme porque el sol va a morir.
- Hep yaptığımız şeyi yapıyorsun.
- Haces lo mismo de siempre.
Hep aramızı düzeltecek zamanımız var sandım.
Siempre pensé que podríamos aclarar todo esto.
Çocukken bile esnek olan hep oydu, hatırladınız mı?
Siempre fue la flexible. Incluso de niña.
Şimdi senden hep beni hatırlamanı istiyorum. Ve sadece güzel anılarımızı hatırlamaya çalışacaksın, anlaştık mı?
Ahora... quiero que me recuerdes... y que intentes recordar... solamente los momentos felices, ¿ de acuerdo?
Pazarları hep açık mısınız?
¿ Siempre está abierto en domingo?
Yaşadığımız bu özel günü hep hatırlayacağım.
Así siempre recordaré este día tan especial que hemos tenido.
Hep iyimser biri olmuşumdur. Yaşadığımız yer bize ödüldür.
" Siempre he sido optimista, el presente es donde vivimos.
Anlaşmazlıklarımız vardı ama hep dost olmuştuk.
REACCIONES EN EL MUNDO Tuvimos desacuerdos, pero siempre fuimos amigos.
Bunu hep birlikte yapmalıyız tamam mı?
Lo haremos juntos, ¿ sí?
Annem hep bu kızlar bizim akıllılarımız derdi.
Siempre hablamos de todo y dijimos... estas chicas son nuestro cerebro.
Hep bundan daha yüksek bir standart yakalamak için uğraştığımızı sanıyordum, Paul.
Siempre pensé que intentaríamos conseguir un estándar mayor, Paul.
Sıradaki kitabımı hep kırmızı giyen kadına ithaf edeceğim.
Dedicaré mi próximo libro a la mujer que siempre va de rojo.
Hatırladın mı? biz hep düğünlerimizde birbirimizin şahidi olacağımızı söylerdik.
Recuerda, dijimos que nos acompañaríamos el día de nuestra boda.
( Liz ) Gözlerin hep senin üstündeydi, kızım.
- Te comía con los ojos. - Mmm hmm.
Viper Room'da çaldığımız o geceyle ilgili kendimi hep kötü hissetmişimdir. Sen kızkardeşinle gelmiştin.
Siempre lamenté lo de aquella noche, después de tocar en el Viper Room, que tú estabas con tu hermana y yo quería ir a una fiesta.
Çaldığımız müzik hep etkilenip müziğe aktardığımız bilim kurgu hikâyeleriyle ilgiliydi.
Nuestra música se basaban en historias de ciencia - ficción que nosotros adaptábamos. Éramos bastante heavies, pero con electrónica.
Hayatınızda hep yalnız mıydınız?
¿ Siempre está solo?
Kızı uzaklaştırmaya çalıştım, ama bu salak geri geldi hep, bunlar da onunla uğraşmaya devam ettiler.
Yo traté de llevármela, y los idiotas iban siguiéndonos, y los tipos seguían metiéndose con ella.
Hep kullandığımız şey.
¿ Qué se puede usar de manera consistente?
Onun içinde bizim ulaşamadığımız birşeyler vardı hep.
Había algo en él que nunca pudimos acceder.
Hep benim hakkımda mı konuşacağız?
De todos modos, ya hablamos suficiente de mí.
Hep tartışır mıydınız?
¿ Discuten muy a menudo?
Alt edilemez olduğumuz, bahtımızın hep açık olacağı düşüncesi de.
El pecado de pensar que somos invulnerables. Que nuestra buena fortuna duraría para siempre.
Sen hep benim kızım oldun.
Siempre has sido mi hija.
Hep yalnızım.
Siempre estoy sóla.
Ailemin kızı, kocamın karısı ve kızımın annesi oldum hep.
Yo era una hija y luego una esposa y luego una madre.
Bir kaç sene önce Connecticut'da Travis'le yaşadığımız felâketleri hatırlıyorum hep.
Me recuerda a aquella terrible tragedia con Travis en Connecticut hace unos cuantos años.
Kimber'la benim de hayatımızda iniş çıkışlarımız oluyordu hep.
Bueno, Kimber y yo, nosotros hemos tenido también nuestros momentos de subidas y bajadas, ya sabes.
Kimber, hep bir yıldız gibiydi. Bense, batılı bir hiçim. Artık yapabileceğim tek şey, kızımı gururlandırmak için çaba sarf etmek.
Y Kimber era una estrella inlcuso antes de convertirse en una, yo solo soy una don nadie del medio oeste. ¿ Qué voy a hacer?
Hep böyle oldun, ve daima benim koca mızmız ibnem olarak kalacaksın.
Siempre has sido y siempre serás mi quejica maricón.
Hep yalnız mı yaşıyor?
¿ Siempre ha vivido solo?
hepimizin 38
hepimizi 34
hepimizi öldürecekler 23
hepimizin sorunları var 16
hepimizi öldüreceksin 16
hepimizi öldürecek 19
hepimiz 265
hepimize 22
hepimiz gibi 27
hepimiz biriz 41
hepimizi 34
hepimizi öldürecekler 23
hepimizin sorunları var 16
hepimizi öldüreceksin 16
hepimizi öldürecek 19
hepimiz 265
hepimize 22
hepimiz gibi 27
hepimiz biriz 41