English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / İngilizce → Türkçe / [ W ] / With him

With him Çeviri Türkçe

78,019 parallel translation
Yes, and I've remained close with him and his family.
Evet, ben de onla ve ailesiyle ilişkilerimize devam ettim.
Naturally, I side with him.
Doğal olarak ben de onun yanındayım.
- Oh, and now you're siding with him?
- Şimdi de onun tarafında mısın?
- Whitehall sided with him.
- Whitehall onun tarafındaydı.
I need to speak with him to see if that's what you're doing.
Yaptığınız şeyin bu olduğunu görmek için onunla konuşmam gerekiyor.
- Have you talked with him?
- Onunla konuştun mu?
Uh, please tell the senator I'll be with him shortly.
Lütfen senatöre kısa süre içinde onunla olacağımı söyle.
- Singing with him.
- Onunla şarkı söylemek.
- Yeah. And he has Special Agent Memphis with him.
Yanında Özel Ajan Memphis var.
I don't care who's with him.
Yanında kimin olduğu umurumda değil.
Well... if you feel that way, Grig, perhaps you should take it up with him.
Greg, madem öyle hissediyorsun, belki onunla konuşmalısın.
My dad's weird and I didn't want to get into a thing with him, so if I was cold to you, that's why.
Babam biraz tuhaftır. Başını onunla derde sokmanı istemedim suğuk davranma sebebim de buydu.
So what, I slept with him, Jessica?
- Onunla yattıysam ne olmuş Jessica?
I don't know what's going on with him.
Hayatında ne oluyor bilmiyorum.
I can't help but feel that his escape has something to do with him coming back here for some unfinished business.
Kaçışının, yarım kalmış bir işi tamamlamak için olduğunu düşünmeden edemiyorum.
I don't think that's a good idea. I agree with him.
Katılıyorum.
How could you have sex with him?
Onunla nasıl yatabilirsin?
No, and I've been friends with him and Nate since freshman year.
Hayır, birinci yılımdan beri Nate ve onunla arkadaştım.
And he took me with him just before the RAPs.
O da saldırıdan önce beni yanında götürdü.
But you made clear to Michael Farmer you didn't want to have intercourse with him?
Ama Michael Farmer'a onunla ilişki kurmak istemediğini... açıkça belirttin değil mi?
I have no contact with him.
Onunla irtibatım yok.
You'll have to go work with him in Ahmedabad.
Ahmedabad'a gidip onunla çalışacaksın.
She's living with him.
Onunla yaşıyor.
But something disagreed with him, plainly.
Bir şey dokunmuş olabilir, ölümcül.
- What's the matter with him?
- Ona ne olmuş?
The main thing he needs is a calm environment, a quiet, dark room, and someone to stay with him.
Öncelikle sakin bir çevreye ihtiyacı var sessizlik, karanlık oda, onunla kalacak biri.
- I'll stay with him.
- Onunla kalırım.
Was she sleeping with him too?
Onunla da mı yatıyordu?
So after all this you still went with him.
Tüm olanlardan sonra yine de onunla mı gittin?
Eventually, his enemies caught up with him.
Ama sonunda düşmanları onu yakaladı.
I guess he wasn't really my boyfriend, I'd been on a few dates with him.
Tam olarak erkek arkadaşım sayılmazdı, birkaç kere buluşmuştuk.
With him 15 years.
15 yıl yanında çalışmış birine.
I lost all contact with him.
Onunla hiçbir bağım kalmadı.
You should go home. You should be with him.
Evine gitmelisin, onunla birlikte olmalısın.
Find tom, ask him what he did with it.
Tom'u bul, onu ne yaptığını sor.
We're with him tonight.
Bu gece onunlayız.
I helped him with a Pre-Cal problem, and nothing happened.
Bir soruyu çözmesine yardım ettim ve aramızda bir şey olmadı.
Just that I had a few words with our director / host, and reminded him that he's heard you sing on numerous occasions.
Sadece yönetmenimizle, ev sahibimizle biraz konuştum ve ona çeşitli vesilelerle şarkı söylediğini duyduğunu hatırlattım.
Jason's parents forced him to break up with me.
Jason'ın ebeveynleri onu benden ayrılmaya zorladılar.
We can't let him get away with this.
Yaptıklarının yanına kar kalmasına izin veremeyiz.
I've seen him pull a gravestone out of the ground with one hand and he's completely obsessed with his pet cemetery.
Bir keresinde mezar taşını tek eliyle söktüğünü görmüştüm. Ayrıca evcil hayvan mezarlığıyla oldukça ilgili.
I told you your secret was safe with me, about you poisoning'him.
Onu zehirlemenle ilgili sırrının bende güvende olduğunu söyledim.
- Now you couple that with the fact that he is a member of the infamous Farrell clan, with intimate knowledge of mountain survival, frankly, it's a, it's a miracle - we have him in custody at all.
- Gözaltına alabilmemize bile şaşırdım.
If want to know what's really wrong with Norman, you should talk to the person who knows him best.
Norman'ın nesi olduğunu bilmek istiyorsanız onu en iyi tanıyan kişiye sormalısınız.
They've charged him with a capital offense, Dylan.
İdamî bir suçla suçluyorlar Dylan.
Have you ever asked him what happened with the others?
Ona hiç diğerlerine ne olduğunu sordun mu?
I got in with the camp administrator, and got him to trust me.
Kamp yöneticiyle yakınlaştım. Bana güvenmesini sağladım.
The kid's a time bomb and the old man doesn't have the best track record with dealing with people like him.
Çocuk tam bir saatli bomba, Ve yaşlı adam onun gibilerle uğraşma konusunda pek iyi değil.
Have you ever asked him what happened with the others?
Diğerlerine ne olduğunu sordun mu hiç?
So don't blame him if he doesn't want to go with you.
Eğer seninle gitmek istemezse, onu suçlama.
As a matter of fact, I have a four o'clock session with Nick, to prepare him for tonight's TV performance.
Doğruyu söylemek gerekirse, Onu bu geceki TV performansına.. .. hazırlamak için Nick'le saat dörtte bir seansım var.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]