English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ I ] / Interview room

Interview room traducir turco

249 traducción paralela
Wanna use the interview room or his cell?
Görüşme odasını mı yoksa hücreyi mi kullanmak istersin?
They took me out... brought me up to what they call an interview room.
Oradan çıkardılar, görüşme odası dedikleri bir yere götürdüler.
" Causing, requiring, permitting the plaintiff to lie on the floor of an interview room.
"Şikâyetçinin, görüşme odasının zemininde yatmasını sağlamak, izin vermek ve istemek."
"Causing, requiring, permitting the plaintiff... " to remove his coat and shoes in the interview room.
"Şikâyetçinin, görüşme odasında elbiselerini ve ayakkabılarını çıkarmasını sağlamak, istemek ve izin vermek."
" Banging the plaintiff's head off the wall of the interview room.
"Şikâyetçinin, kafasını görüşme odasının duvarlarına vurmak."
You go into an interview room with your local PD and say what you done- -
Yerel polisin sorgu odasına girersin Ve yaptığın her şeyi anlatırsın,
Now, don't be surprised if you see Irwin in the Speech and Interview room.
lrwin'i Konuşma ve Mülakat Odası'nda görürseniz şaşırmayın.
Munch and Fin are talking to Nash's mother in the interview room.
Munch ve Fin Nash'in annesiyle konuşuyor.
Rikers Island Interview Room Wednesday, September 13
RIKERS GÖRÜŞME ODASI 13 EYLÜL ÇARŞAMBA
Excuse me, where is the interview room?
Affedersiniz, görüşme odası nerede?
I'II show these people to the interview room.
Ben onları sorgu odasına götüreyim.
How did he know where you were when he was in the interview room being questioned?
Sorgu odasında sorgulanırken senin nerede olduğunu nereden bildi?
We had sex maybe five times in the ladies'toilet off the interview room.
Görüşme odasının kadınlar tuvaletinde, beş defa filan seks yaptık.
I thought you wanted to kill me in the interview room.
Sorgu odasında beni öldüreceğini düşündüm.
You talk to Sam in the interview room.
Sam'le görüşme odasında konuş.
After he changes clothes take him to interview room two.
Üstünü değişince iki numaralı görüşme odasına götürün.
Interview room "A." I'm with Stuart Gardner, County Court Clerk.
Görüşme odası "A." Şu anda mahkeme katibi Stuart Gardner ile birlikteyim.
And then I found out his solicitor had been there all the time. They sent him to the wrong interview room.
Mike Wetherby'ı keski hakkında sorgulamadılar bile.
Shawn Farrell to interview room one.
Shawn Ferrel, görüşme için 1 numaralı salonda bekleniyorsunuz.
I sat in your interview room, and I told you everything.
Ben de sorgu odanıza oturup her şeyi anlatmıştım.
And he's in the interview room,
Şu an sorgu odasında.
Just leave him seated at a desk, and head on to the next interview room.
Bırak masalardan birinde otursun. Sen sonraki görüşmeye koştur.
Or i walk out of here and call the F.B.I., the C.I.A. and Homeland Security and tell them i have a military-trained sniper in my interview room who's using the citizens of los angeles for target practice. How can i prove that i'm not -
Ve Los Angeles sakinlerini bedavadan hedef niyetine mıhlayan askeri eğitim almış bir pusu nişancısını sorguladığımı söylerim.
- You need the interview room?
- Sorgu odasını mı istiyorsun?
- Interview room.
- Sorgu odasında.
- We need the key to the interview room.
- Görüşme odasının anahtarı lazım.
Daniels has him in an interview room with detective Xavier.
Daniels başlarında. Dedektif Xavier ile beraber sorgulama odasındalar.
And we got the doctor in an interview room and he's hopping mad.
Doktorumuzu görüşme odasına aldım. Hop oturup, hop kalkıyor.
When Tom left the interview room, T.J. was dead.
Tom görüşme odasından çıktığında T.J. ölmüştü.
Lieutenant tao, would you please escort doctors woods and sands into interview room 1 and read them their rights.
Tao, lütfen Dr. Woods ve Dr. Sands'i sorgu odası 1'e götürüp, haklarını okur musun? Tğm. Çok teşekkürler.
Detective sanchez, will you please escort lawrence here to interview room two.
Lawrence'a iki no'lu odaya kadar refakat eder misin lütfen?
Why aren't they using robbery / homicide's interview room?
Niye Hırsızlık-Cinayet Şubesinin kendi odasını kullanmıyorlar ki?
But if you even mention the word lawyer in my interview room, it better be because you want one.
Ama odamdayken ağzından "avukat" lafı çıkarsa eğer, bunu gerçekten istediğin için olsun derim.
Right, so, why have you brought the husband in already and put him in an interview room?
Doğru. Öyleyse kocasını ne diye getirdin şimdiden? Hatta niye sorgu odasına bile tıktın ki?
Take those three unopened boxes and meet me outside the interview room.Thank you.
Açılmamış bu 3 kutuyu al ve benimle sorgu odasının önünde buluş. Teşekkürler.
I'd put you in an interview room, mr. Cole, But i don't want my squad to hear what we're saying.
Seni bir sorgu odasına alırdım Bay Cole ama, tim personelim konuştuklarımızı duysun istemiyorum.
I have that flute player, angela carter, In interview room one.
Angela Carter. 1 no'lu sorgu odasında.
Roger Stimple didn't look like that when I left the interview room.
Ne yaptın? Onu bulduk değil mi? Ne yaptığımın bir önemi yok.
That is not something that you get to decide on your own in an interview room with your fists.
Bu yüzden bilmeliyim, Çavuş. - Şüpheliyi hırpaladın mı?
Detective batista's got a suspect in interview room one.
Dedektif batista'nın birinci odada bir sorgusu var.
Now, if you'd hop down from there and go into that room round to the right, Mrs. Maier, we'll be right in for the interview.
Al bakalım dostum. Zıpla bakalım. Sağdaki şu odaya geçerseniz Bayan Maier,... röportaja hemen başlayacağız.
You had an interview, a short one, and you walked up and down the room.
Kısa bir süre konuştunuz ve odada bir yukarı bir aşağı dolaştınız.
The three of us sat around in the middle of this empty room on these chairs and we had the interview.
Üçümüz boş bir odanın ortasına oturduk ve söyleşiyi gerçekleştirdik.
WPC Smith leaves the room. Interview recommences 16 : 51.
Çaldığınız çantayı ne yaptınız?
When the interview was over, the other two executives packed up their things and had left the room, and Andy Fastow turned around and looked at my editor and me, and said,'I don't care what you write about the company,
Toplantı bittiğinde, diğer iki yönetici eşyalarını toplayıp giderken Andy Fastow bana ve editörüme dönüp şunu dedi : "Şirket hakkında ne yazarsanız yazın umrumda değil, yeter ki beni kötü göstermeyin."
We called down for Maureen the room-service girl I'd met earlier who wanted the interview for her school paper.
Okul gazetesi için röportaj yapmak isteyen daha önce tanıştığım oda hizmetçisi Maureen'i istemiştik.
When the interview was over, the other two executives packed up their things and had left the room, and Andy Fastow turned around and looked at my editor and me, and said,'I don't care what you write about the company,
Toplantı bittiğinde diğer iki yönetici eşyalarını toplayıp giderken. Andy Fastow bana ve editörüme. ... dönüp şunu dedi :
Interview Room
Görüşme odası.
Uh, interview room.
Sorgu odasında.
Now ask him if he wants to take his water with him, and if he says no, head on into the murder room and get ready for your next interview.
Sor bakalım suyunu yanında götürmek ister mi? "Hayır" derse, derhal bir sonraki görüşme için Cinayet Odası'na fırla.
When Tom left the interview room, T.J. was dead.
Kafasında iki kurşun vardı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]