English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Anglais → Turc / [ T ] / There they are

There they are traduction Turc

6,413 traduction parallèle
Ah, there they are. Kevin, let's greet our guests.
Hadi Kevin, misafirlerimizi karşılayalım.
There they are!
Neredeler?
Okay, there they are.
Tamam işte buradalar.
There they are, signing the pledge.
İşte yemini imzalıyorlar.
There they are!
İşte geldiler!
THERE THEY ARE,
İşte oradalar.
There they are.
Evet oradalar.
There they are!
- Geldiler!
There they are.
İşte oradalar.
My Lord, there they are.
Lordum, işte buradalar.
- There've always been rumors that Radcliffe built the place as some sort of temple, but it was so long ago that thankfully it's all they are... rumors.
Radcliffe'in evinin bir tür tapınak olduğu söylenir. Ama bu çok uzun zaman önceydi. Neyse ki dedikodu olarak kaldı.
I mean, there are many documented cases of Stockholm syndrome where a captive is actually so dependant on their captor that they start to protect... them.
Yani, pek çok belgelenmiş durumlar vardır Stockholm sendromu Bir esir aslında nerede Onların esir kadar bağımlı
There are people searching for the baby, and if they don't find her, they might think that you can tell them where she is.
bebeği arayan adamlar var, ve eğer bulamazlarsa, onun nerede olduğunu söyleyebileceğinizi düşünebilirler.
Servants are invisible to the highborn. They think we aren't even there.
Hizmetçiler asillerin gözüne görünmezlerdi orda olduğumuzu bile umursamazlardı.
See, Ryder, I was thinking yesterday after the picnic, there are a few things you should learn... they probably aren't teaching you in California.
İşte, Ryder, dün piknikten sonra düşündüğüm şey buydu,.. ... öğrenmen gereken bir kaç şey var,.. ... muhtemelen sana Kaliforniya'da öğretilmeyen şeyler.
You know how on the news you see these... These places get wiped out by tornados but the people who live there are always vowing to rebuild on the exact same spot where tragedy took away everything they had?
Hani haberlerde hep görüyorsun ya kasırgalar böyle yerleri yıkıp geçiyor ama orada yaşayan insanlar usanmadan aynı yere her şeyi yeniden inşa ediyor, her şeylerini kaybettikleri yere?
There are laws against it, and they apply to everyone.
Bu konuda yasalar var ve herkese uygulanıyorlar.
There are things from my past that could severely damage my ability to spread the word if they, uh... came to light.
Geçmişimden gelen bazı şeyler var,... eğer ortalığa çıkarsa,... bu vaizlik yeteneğimi tehlikeye sokabilir.
There was a supreme court case in 1893, and they decided that tomatoes are indeed a vegetable.
1893'te Yargıtay'daki bir davada domatesin bir sebze olduğuna karar vermişler.
And what if they are there?
Peki oradalarsa ne olacak?
Onee there, they are recovered, and returned to France, this time stashed with dope.
Oraya vardıktan sonra, elden geçilirdi ve bu sefer içlerine uyuşturucu saklanarak tekrar Fransa'ya getirildi.
And they tell me there are wonderful new ways to treat hallucinations these days.
Ve bu günlerde halüsinasyonu tedavi etmenin harika yolları olduğunu söylüyorlar.
There are certain creatures that can be identified by the vitae vis point they target.
Vitae vis noktarını hedef alan bağzı yaratıklar vardır.
There are two or three things that you need for Halo, they'll be widely available in... 10, maybe 9 years.
Halo'yu çalıştırmak için iki ya da üç şeye ihtiyacın var. Bunlar da 10, belki 9 yıl içinde piyasada rahatça bulunacaklar.
It's believed that cows are people who have died, and they've been reincarnated, and their new life is now the cow, which is why they don't eat them and why they give'em all the love and respect in the world over there.
İneklerin ölmüş insanlar olduklarına inanıyorlar. Reenkarne oluyorlar. Ve inek olarak yeniden geldikleri için onları yemiyor ve saygı gösteriliyor.
Gabriel, Lillian, Riley... all out there. I know they are, dad.
- Gabriel, Lillian, Riley hepsi şu an oradalar.
They're the only ones out there who are willing to get my son back.
Onlarda oğlumu geri alabilmem için dışarıda gönüllü olan tek insanlar.
So, Nick and Morgan are still out there, but they haven't found any other bodies.
Nick ve Morgan hala oradalar. Ama hala başka ceset bulamadılar.
Are they still there?
Hala oradalar mı?
If there are any left alive..... they will not see British soldiers... .. they will see angels of death.
Hayatta kalanlar varsa İngiliz askerlerini görmeyecekler ölüm meleklerini görecekler.
There are other airbenders and they wanna help you.
Başka hava bükücüler var ve sana yardım etmek istiyorlar.
There is a murderer at large with a rifle and you haven't got a clue where they are?
Bir katil, bir tüfekle basi bos dolasiyor. ve bizim nerede olduguna dair hiçbir fikrimiz yok.
They're Sherlock Holmes super-fans coming from a convention, which means there are a lot of cats home alone right now.
Onlar Sherlock Holmes hastaları. Kongreden geliyorlar. Bu da demek oluyor ki birçok kedi şu anda evde tek başına.
There's supposed to be a room in the back where drinks are half off and they project French new-wave cinema onto the wall.
Arkada içkilerin yarılandığı bir oda olması lazım ayrıca duvara yeni dalga Fransız filmi yansıtacaklarmış.
Hey, there are cops inside, and they're looking for you.
İçeride polisler var ve seni arıyorlar.
You know, I... I doubt there are informers in the castle itself, but, you know, there might be some about the countryside be glad enough to earn a few pennies by letting the English know where I was, Did they know I as a wanted man.
Kalede muhbirler olduğundan şüphe ediyorum yani bilirsin taşrada bir yerlerde nerede olduğumu İngilizlere bildirip birkaç kuruş kazanarak yeterince memnun olacak kişiler var.
There are only two of them and they're numbered.
Sadece iki taneler yani sayılılar.
Unfortunately, there are some people that, they let it get the best of them, and I think that's kind of the big distinguishing thing with fear is how you tolerate or deal with it.
Ama olmadı. Maalesef bazı insanlar bunun üstesinden gelemiyor ve bence korku konusunda ayırt edici faktör ona nasıl dayandığınız ya da onunla nasıl baş ettiğinizdir.
Unfortunately, there are some that it takes effect of them immediately, and they basically become useless for you.
Onunla daha sonra uğraşıyorlar. Maalesef bazılarını hemen etkiliyor ve o insanlar sizin için işe yaramaz oluyorlar.
They, on the other hand, are out there in basically a sheet.
Onlar ise, oradalar ve üstlerinde yalnızca bir çarşaf var.
Are they still there?
Hâlâ oradalar mı?
Until I think about telling our children how unbelievably loved they are by the creator of the universe, who also made them, and I can just see you standing there, judging and dismissive, and I just can't get past it.
Çocuklarımıza evrenin ve hepimizin yaratıcısı olan Tanrı'nın onları ne kadar çok sevdiğini anlattığım ve senin bana saygısızca yargılayıcı tavırlarla bakacağın güne kadar. O yüzden bunu yok sayamam.
So our friends are out there, and they're worried about saving face?
Yani arkadaşlarımız orada ve onlar görünüşü kurtarmak için mi endişeleniyorlar?
You know as well as I do there are extremists in the organization, and you know who they are.
Toplulukta haddini aşan kişiler olduğunu ve bunların kim olduklarını sen de en az benim kadar biliyorsun.
Yeah, there are eight e-mails here where your husband asked Madeline if they could meet privately.
Burada kocanızın, Madeline'a buluşalım dediği sekiz e-posta var.
If there are redcoats about, they'll likely come from the south.
Etraftaki kırmızı urbalılar büyük ihtimalle güney yönünden gelirler.
Are they burning in there?
- İçeride yanıyorlar mı?
You have great potential, Ms. Warren, but there are many brilliant people whose lives amount to nothing because they don't appreciate the gifts they've been given.
Büyük potansiyelin var, Bayan Warren ama sahip oldukları lütufları takdir etmedikleri için hayatları beş para etmeyen birçok zeki insan var.
There they are! Oh, hi.
Merhaba.
They are out there listening. They are putting their cross hairs on me.
Orada bir yerlerde beni dinliyorlar ve üzerime çarpı işareti koyuyorlar.
There are a lot of people in this village who worry about what they're doing over there.
Köyde bir çok insan orada yaptıkları şeyden endişe duyuyor.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]