He has a girlfriend Çeviri Türkçe
175 parallel translation
He has a girlfriend.
Bir metresi var.
He has a girlfriend.
Kız arkadaşı var artık.
Of course he has a girlfriend.
Elbette kız arkadaşı olacak.
He tells me I'm beautiful, so of course he has a girlfriend.
Güzel olduğunu söylüyor, tabii ki kız arkadaşı olacak.
He obviously wants one of us. He has a girlfriend.
Hasta bir kadının yanından gelince öyle görünür tabii.
Maybe he has a girlfriend.
- Belki de kız arkadaşı vardır.
He has a girlfriend?
Kız arkadaşı mı var?
He has a girlfriend he's been dating.
Kız ve oğlan çıkarlarken.
i didn't know if he has a girlfriend, i didn't know about you.
Kız arkadaşı varmıydı bilmiyorum, Seni bilmiyordum.
- Ray was pretty fine. - Yeah, and he has a girlfriend.
- Ray çok zarifti. - evet, ve onun bir kız arkadaşı var.
It means he has a girlfriend
Kız arkadaşı mı?
He has a girlfriend?
Kız arkadaşı mı var? Ne zamandan beri?
He has a girlfriend.
Sevgilisi var.
Do you know if he has a girlfriend? Uh, not currently.
- Şu anda yok.
He has a girlfriend, started dressing better, and now this.
Bir sevgilisi vardı, daha iyi giyiniyordu, şimdi böyle.
- He has a girlfriend, did you forget?
- Kız arkadaşı var, unuttun mu?
He has a girlfriend!
Kız arkadaşı var!
Think he has a girlfriend?
- Sence bir kız arkadaşı mı var?
If he has a girlfriend, why is he always hanging out with yours?
Bekle. Eğer kız arkadaşı varsa, niye hep seninkiyle beraber takılıyor?
He has a girlfriend.
Onun bir kız arkadaşı var.
He has a girlfriend.
Booth'un bir kız arkadaşı var.
She was interested in him, but uh, he has a girlfriend.
Dillon'la ilgilenmiş ama kız arkadaşı varmış.
- He has a girlfriend.
- Bir kız arkadaşı var.
Besides, he doesn't have a crush on me, he has a girlfriend.
Hem benden hoşlanamaz kız arkadaşı var.
He has a girlfriend.
Artık bitti. Aslında seninle tanıştığım gün bitmişti.
Well, none of this matters anyway because of course now that I like Fez, he has a girlfriend.
Bunların artık hiçbir anlamı yok, şimdi Fez'den hoşlanıyorken onun bir kız arkadaşı var.
Wow, so I don't really like Fez, I just think I like Fez because he has a girlfriend.
Vay, yani gerçekte Fez'den hoşlanmıyorum, kız arkadaşı olduğu için ondan hoşlanıyorum.
We have flynn and provenza tailing him, so if he has a girlfriend, or it turns out that he tries to flee the country, we'll find out about it.
Flynn ve Provenza'yı peşine taktık. Eğer bir sevgilisi varsa, ya da ülkeden kaçmaya falan çalışırsa öğreneceğiz. Ama karışıma başka bir zanlı daha dâhil oldu.
Even he has a girlfriend.
Onun bile kız arkadaşı var.
He has a girlfriend now, and she might not enjoy the idea.
Onun bir kız arkadaşı var ve o bu durumdan pek hoşnut olmayabilir.
He has a girlfriend.
Bir kız arkadaşı var.
But he has a girlfriend.
Ama kız arkadaşı var.
He never has a girlfriend, you know.
Daha önce hiç kız arkadaşı olmamıştı ve bunun değişmesini istiyordu.
- No, he has already a girlfriend.
Onu unut. O birini buldu.
You're a man who has ordered a beer, because over a beer he can consider whether he should cheat on his girlfriend with a mysterious lady
Siz bira siparişi veren bir adamsınız. Çünkü bir erkek bira içerken kız arkadaşını gizemli bir bayanla aldatsa mı aldatmasa mı diye düşünür.
I bet he has a little girlfriend.
Eminim bir kız arkadaş bulmuştur.
I'm a grown man who lives with his parents and has to take babysitting jobs so he can make out with his girlfriend.
Ben ailesiyle birlikte kalan ve sevgilisiyle sevişebilmek için bebek bakıcılığı yapan yetişkin bir erkeğim.
He has a new girlfriend.
Yeni bir sevgilisi var.
- No, has he got a girlfriend?
Aa kız arkadaşı mı var?
The thing is, is... he has a girlfriend.
Benim için mükemmel biri olabileceğini düşünüyorum. Sorun şu ki, bir kız arkadaşı var.
I think that he has a serious girlfriend.
Sanırım ciddi bir kız arkadaşı var.
And he probably has a girlfriend and a mommy and a daddy who love him.
Hatta onu seven bir kız arkadaşı, bir annesi ve babası da olabilir.
I don't even know if he has time for a girlfriend.
Kız arkadaşa zamanı olduğunu sanmıyorum.
He has a new girlfriend.
Yeni bir kız arkadaşı var.
He has an American girlfriend, a high-profile career...
Amerikalı bir kız arkadaşı var, iyi bir kariyeri var...
He has a new girlfriend for that now.
- Artık yeni bir kız arkadaşı var.
I hope this isn't about dawn. He has a crush on my girlfriend.
- Kız arkadaşımda gözü var.
Has he got a girlfriend?
- Onun mu?
He already has a girlfriend.
- Zaten kızarakadaşı var.
He has a beautiful girlfriend.
Çok güzel bir kız arkadaşı var.
I didn't get a wink of sleep that night. whether he has a girlfriend or not. You're gonna be late!
Sonuçta, hiç uyumadım.
he has 397
he hasn't 154
he has a point 53
he has a wife 34
he has no idea 29
he has a gun 56
he has to go 36
he has to 66
he hasn't done anything 25
he has not 16
he hasn't 154
he has a point 53
he has a wife 34
he has no idea 29
he has a gun 56
he has to go 36
he has to 66
he hasn't done anything 25
he has not 16