A straight translate Turkish
6,590 parallel translation
Player Ji Hae Soo, throwing a straight fastball at 150 km / hr.
Oyuncu Ji Hae Soo, hızla gelen topu karşıladı.
I'm aware that's not a straight answer to your question.
Bu sorunuza açık bir cevap vermiyor farkındayım.
Just a straight-out lie.
Direk yalan.
- Hi. That's what happens when you bring gay guys to a straight club.
Eşcinselleri heteroların takıldığı kulübe getirirseniz böyle olur.
I haven't got any of those things on my Mustang so I'm going to stay out of it and do a lot of steering, just to go in a straight line.
Mustang'imde bunların hiçbirisi yok. Yarışın dışında kalacağım. Düz bir çizgide gidebilmek için direksiyonla uğraşacağım.
That is a straight face I'm pulling right now, straight.
Bu andan itibaren ciddi yüz ifademi koyuyorum, ciddi.
Unlike a straight six engine, where you've got six cylinders in line, in one of those, when one piston's going down another one's coming up, so it sort of balances itself and makes it smooth.
- Sıralı 6 silindirli motorun aksine, yan yana 6 silindir vardır. Onlarda bir piston aşağı indiğinde diğeri yukarı çıkar. - Yani kendisini dengeler ve akıcı olmasını sağlar.
Straight A's, debate captain, junior class president, first clarinet in her high school's nationally ranked orchestra.
Altın öğrencilerden, münazara kaptanı, lise son sınıflarının başkanı, lisesinin ulusal sıralamadaki birinci klarnetçisi.
Your boss has already confirmed that you were attending a hotel pick-up and that you told him about the incident straight after.
Patronun otelden müşteri almaya gittiğini doğruladı ardından olan olayı ona anlatmışsın.
If he'd been a more reputable lawyer, he would have gone straight to a judge and gotten the case dismissed.
Eğer daha tanınmış bir avukat olsaydı savcıya gidip davayı kapattırabilirdi.
Bring it straight to steve mcgarrett.
Doğruca Steve McGarrett'a götür.
We're just going to drive out to Sheyna's mum's, we're going to have a talk and then we're going to drive straight back.
Arabayla Sheyna'nın annesine yanına gidip, bir konuşacağız ve doğruca döneceğiz.
You got straight A's.
Bütün notların A.
Well, I think it's a fantastic story... first off, it could be straight out of a John Le Carre novel.
John Le Carre romanından fırlamış gibi görünen fantastik bir hikaye bu bence.
And we shall send you straight back to "Weaselton."
- Sizi Weaselton'a geri göndereceğiz.
Straight as a con.
Dolandırıcı olduğun konusunda dürüst davrandın.
A cold, focused killing machine, headed straight for the seal.
Soğukkanlı, ciddi bir ölüm makinesi olup foklara saldırmam gerekiyor.
Is life so busy you can't take 20 minutes to get out the straight-edge and wrap a gift anymore?
Eline bir cetvel alıp hediyeni paketleyemeyecek kadar yoğun mu oldu hayat?
There's been a lot of confusion about gluten lately... people saying that gluten is the cause of cancer, gluten should be avoided, gluten can make your dick fly off... but let's set the record straight.
Son günlerde glütenle ilgili birçok kafa karışıklığı mevcut insanlar glütenin kansere neden olduğunu glütenden ve uzak durulması gerektiğini söylüyorlar. Neymiş efendim Glüten sikinizi uçurabilirmiş. - Yanlış anlaşılmaların hepsini ortadan kaldıralım.
She gave him a replica of Kenneth's watch so that when he did it would lead us straight to Kenneth.
Kenneth'in saatinin çakmasını ona vermiş. Soruşturmayı Kenneth'in üzerine çekmek istemiş.
If you win, you're gonna take this as a sign from him telling you that you need to go back to school and get your life straight.
Kazanırsan, bunu Tanrı'nın sana okula dönüp hayatını düzene sokman için verdiği bir mesaj olarak göreceksin.
She's got straight "A" s.
Notları hep yüksektir.
Your team just won six straight. Let's celebrate with a little scotch.
Takımın üst üste altıncı kez galip geldi.
I realize this is a big ask and you don't owe me anything, but my sister isn't thinking straight right now.
Bunun büyük bir rica olduğunun farkındayım, bana hiçbir şey borçlu da değilsin ama kardeşim şu anda doğru düzgün düşünemiyor.
I need a new pair of eyes because clearly mine aren't seeing straight.
Bana yeni gözler gerekiyor, çünkü belli ki doğru düzgün göremiyorum.
A little bit to the left, and straight ahead!
Biraz sola doğru ve hemen!
Uh, yeah, it did... Straight to a morgue in Detroit.
Evet, Detroit'te bir morga götürüyor bizi.
Uh, you know what - - gay or straight, there's no wrong way to make a family, so...
Eşcinsel de olsak hetero da, herkesin aile kurmaya hakkı vardır.
I was the straight-A student that wanted a thrill.
Heyecan arayan inek bir öğrenciydim.
That would be Liam Davis, valedictorian, straight A's freshman year taking junior-level classes, not to mention medical royalty.
Liam Davis. Mezuniyet konuşmacısı. İlk senesinde tüm notları A.
Grace, straight-A student.
Grace ise tam bir A öğrencisi.
Maestro, my old boss was having an affair, and we came up with a killer color coded system to keep it all straight, and, you know...
Üstat, eski patronumun bir ilişkisi vardı biz de emin olmak için katil renk kodlu bir sistemle karşısına çıkmıştık.
I'll take straight "a" s, please.
Baştan aşağı "A" olsun lütfen.
- Do you have the slightest clue as to how much work goes into getting straight "a" s?
Tüm derslerin "A" olması için ne kadar çok çalışman gerektiğine dair en ufak bir fikrin var mı senin?
I'll take straight "a" s, please.
Tüm dersler "A" olsun lütfen.
- so here it is, folks... straight "a" s, courtesy of my girl vanessa.
İşte burada dostlar. Vanessa'mın inceliği ile baştan aşağı "A" dolu bir ara karne.
I distinctly remember asking for straight "a" s. Those appear to be "f" s.
Hepsinin "A" olmasını istediğimi çok net hatırlıyorum ama "F" görünüyor hepsi.
I can give you straight "a" s.
- Tüm derslerini A yaparım.
- I already have straight "a" s.
- Tüm derslerim zaten A benim.
- Yeah, but what good are straight "a" s when you have a suspension on your record?
Evet ama sicilinde ihtar olduktan sonra hepsinin A olmasının ne faydası var.
What, you don't want straight "a" s?
Ne yani hepsi A olsun istemiyor muydun?
straight "a" s, baby.
Hepsi A bebeğim.
- Straight "a" s... The holy grail of academia.
Hepsi A. Akademinin kutsal kabı.
But I know there's still a chance for me to set things straight.
Ama işleri yoluna koymak için hâlâ bir şansım olduğunu biliyorum.
I wanted to set the record straight, so I wrote a book, and no matter what Cynthia or anyone else says, my book is the truth, every word of it.
Kayıtları düzgün bir şekilde açıklamak için kitap yazdım ve Cynthia ya da başka herhangi biri ne derse desin benim kitabım kelimesi kelimesine doğruları içeriyor.
Nobody gets a straight look at nothing!
Yaptığından kimse bir şey anlamayacak.
I read about a South Korean dude who died from playing video games for 27 days straight.
27 gün boyunca aralıksız bilgisayar oyunu oynadığı için ölen Güney Koreli adam hakkında bir yazı okumuştum.
As soon as we get out of here, I am taking that straight to shark tank.
Buradan çıktığımız gibi, bu fikri Shark Tank'a sunacağım.
That is a proud moment, Hammond, but... is it straight?
Çok gururlu bir an Hammond ama sence düz mü?
You don't happen to know of a single, straight version of you, do you?
Tanıdığın, bekar, gey olmayan bir sen var mı?
Whoa. Santa is having a hard time keeping his incarnations straight.
Noel Baba kişiliklerini kontrol etmekte zorluk yaşıyor.
straight 417
straight to the point 20
straight up 199
straight down 35
straight ahead 225
straight out 26
straight on 32
straight back 28
straight away 60
straightforward 26
straight to the point 20
straight up 199
straight down 35
straight ahead 225
straight out 26
straight on 32
straight back 28
straight away 60
straightforward 26