English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ S ] / Straighten up

Straighten up translate Turkish

427 parallel translation
Come on, here, straighten up.
Hadi, ayrılın.
Straighten up that rank.
Düz sıra yapın.
I think we can straighten up now.
Artık düzgün durabiliriz sanırım.
Straighten up those legs.
Şu bacaklarını düzleştir.
Straighten up.
Kımıldama.
Let's straighten up and fly right.
Artık kendimize bir çeki düzen verelim.
Honest, Doc, I couldn't even straighten up.
Gerçekten Doktor, yerimden kalkamıyordum.
Straighten up, shoulders back.
Dik dur, omuzlar geri.
Straighten up!
Ortalığı topla!
When my wife went in this morning to straighten up his apartment, she spotted the collar in the wastebasket.
Karım bu sabah derlemek toplamak için onun dairesine gittiğinde, gerdanlığı çöp sepetinde görmüş.
Straighten up!
Doğrulun!
If they straighten up, they could be our best soldiers.
Cidden dedin gibiyse, en iyi askerlerimiz olabilirler.
Straighten up there!
Dik durun!
I had someone straighten up a few weeks after, but since then...
Birkaç hafta gelmiştim, fakat ondan sonra...
Straighten up!
Toparlanın biraz!
Straighten up.
Hizaya girin.
Haven't had a chance to straighten up yet.
Henüz ortalığı toplamaya fırsat bulamadım.
Straighten up, man.
Akıllı olsana be adam.
" Why don't they straighten up The mess that's inside?
" Neden düzeltmezler kafalarının içindeki dağınıklığı?
It's to straighten up the upper half of the body.
Vücudunun üst tarafını düzene sokuyor.
All right, straighten up that line.
Pekala. O hattı sıklaştırın.
Straighten up your jacket there.
Ceketini düzelt.
Straighten up. This may be a gilded cage, filled with everything you want, but it's still a cage. We don't belong here.
Burası, hep istediğiniz şeylerle dolu altın bir kafes olabilir, ama hâlâ bir kafes.
Straighten up! Walk erect!
Dik yürü.
Straighten up the place.
Ortalığa çeki düzen ver.
Straighten up!
Düzgün dur!
Tell him if he wants to keep his shoes under your bed, he better straighten up.
Seninle olmak istiyorsa, kendini düzeltmesini söyle.
Why can't the two of you straighten up and act normal?
Neden ikiniz adam gibi davranamıyorsunuz?
She'd at least straighten up for you.
En azından sana çeki düzen verir.
They earn a $ 1 05 a week to fold the flag in the morning... ... straighten up.
Haftada 105 dolar kazanıyorlar görevleri sabahleyin bayrağı alıp direğe çekmek.
Straighten up.
Ortalığı topla.
Straighten up, girl.
Doğrul kızım!
The poor thing has had her life all mixed up but I've come over expressly to straighten it all out for her.
Zavallı şeyin bütün hayatı allak bullak ama hayatını rayına koymak için ben geldim.
Let me straighten this up.
Şunu düzelteyim.
- l have a taxi waiting downstairs. I want the board to know that George gave up his trip to Europe to help straighten things out here these past few months.
Heyetin George'un Avrupa seyahatini ertelediğini bilmesini istiyorum.
- Straighten him up. That's it. What is all this nonsense?
- Bütün bu saçmalık da ne?
"'cause I don't want to have to shake your head up to straighten'em out. "
"yoksa onları düzeltmek için kafanı kırmam gerekecek."
Now, here, put this on and straighten yourself up, the old man wants to see you right away.
Şimdi, şunu giy ve kendine çeki düzen ver ihtiyar hemen seni görmek istiyor.
Couldn't you straighten the shaft without taking the boat up on shore?
Tekneyi karaya çıkarmadan şaftı düzeltmenin yolu yok mu?
If you could get the shaft up on shore, could you straighten it?
Şaftı kıyıya çıkarabilseydin, düzeltebilir miydin?
All right, straighten it up.
Tamam, sırayı düzeltin.
We'll straighten it up, Miss Laughton.
Biz burayı toplarız Bayan Laughton.
Do you believe in me I will straighten myself up
Bana inanıyor musun? Ben düzenli olacağım.
- Well, I'll just straighten you up.
- Beni dinle...
She's a little burned up right now, but these things aren't hard to straighten out.
Şu sıralar biraz kızgın... ama bunlar yoluna koyulmayacak şeyler değil.
I'm going right up to the house and straighten this whole mess out.
Eve gidip tüm bu karışıklığı dobra dobra halletmek istiyorum.
If you'll open up here, I can straighten it out with the doctor right away.
Eğer burayı açarsanız, doktorla hemen hallederim.
It was so beat up, I had to cut the frame to straighten it out.
Çok hırpalandı, onu düzeltmek için çerçeveyi kesmek zorunda kaldım.
Sure, I'll pay $ 2 for this magic elixir if it's magic enough to straighten you up, little man!
Elbette, bu sihirli iksire 2 dolar veririm eğer seni düzeltecek kadar sihirliyse ufaklık!
I give him one month... to straighten things up.
Ona bir ay süre tanıyorum. Hatasını düzeltsin.
It's up to you, Myrtle, if you wanna straighten yourself out.
Bu sana kalmış, Myrtle. İşleri yoluna koymak istersen.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]