English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ H ] / He's my kid

He's my kid translate Turkish

282 parallel translation
Joe, that's my kid, he brought this junk back from Japan.
Oğlum Joe bu döküntüleri Japonya'dan getirdi.
! He's my kid, too!
O benim de çocuğum!
– He's just a kid from my home town.
- Benim kasabamdan bir genç. Ölmüş.
Mom, a kid here says he's my brother.
Anne, burada bir çocuk benim kardeşim olduğunu söylüyor.
- Yes, but he bit my kid.
- Evet, ama oğlumu ısırmış.
You know, I was thinking, if this kid has your good looks, you know, and your good brains and my good left hook, he's really gonna be something.
Bu çocuk senin güzelliğini ve aklını alırsa ve benim de sol yumruğumu gerçekten sıkı biri olur.
See that kid on the roof? He's in my class.
Çatıdaki çocuk var ya benimle aynı kursta.
Brother, he is rash But for my sake... let that kid's wound heal first I'll teach him one-armed sword techniques... to make up for it, what do you think?
Peki, şu şekilde yapalım ;... lütfen öncelikle... çocuğun yaralarını iyileştirelim... sonra ben ona tek kollu kılıç tekniğini öğreteceğim
I said, "Hey, this kid's my cousin, he's my uncle's son."
Söyledim... "Hey, bu çocuk benim kuzenim. Amcamın oğlu!"
I sent a kid out with a C-note, he comes back with this I'm trying to blow my brains out, I don't even know how to work it.
Bir çocuğa 100 dolar verdim, bununla geri geldi. Kafamı uçurmaya çalışıyorum, nasıl kullanacağımı bilmiyorum.
My goddamn kid, he's got her picture tacked up on the wall!
Kahrolası kadın. Duvara fotoğrafını asmıştı.
My kid is getting his tonsils out, he's scared.
Çocuğumun bademcikleri şişmiş, korkmuş.
My boss, he's kind of a pain. College kid.
Patronum acı çekiyor, bilirsiniz, üniversiteli.
Some wise guy's gonna come up to him cos he's my kid and try to bang him out.
Serseriler benim oğlum olduğu için onu hırpalamaya çalışacaklar.
My kid's at a difficult age where he just might turn into a you.
Oğlum zor yaştan geçiyor. Sonun senin gibi olabilir.
He's not my kid.
O benim oğlum değil.
"Murray, the kid is burning my ass." "Shelly, he's gone."
"Murray, bu çocuk sinirlerimi bozuyor." "Shelly, o gitti."
For God's sake, he is my kid.
Tanrı aşkına, O benim çocuğum.
He's my sister's kid...
Ablamın oğlu.
Kid-he worked on one of my garden crews.
Benim bahçecilerle çalışıyordu...
- He's my kid too.
- O benim de oğlum.
My dad used to play there when he was a kid.
Çocukken babam orada oynarmış.
He's my kid, so why don't you go fuck yourself.
O benim çocuğum. Sen bu işe burnunu sokma.
If he is my kid that " s not how I want to tell her.
Eğer oğlumsa... ona bunu telefonda söylemek istemem.
I went to the doctor with my wife, and it was an awful experience, because the doctor walks out, and there's the kid, your beautiful child, and he's no bigger than the size of an aspirin.
Eşimle birlikte doktora gittik ve korkunç bir tecrübeydi çünkü doktor geldi ve çocuğumuz oradaydı. Bizim güzel bebeğimiz, bir aspirinden daha büyük değildi.
He's not my kid. I just kind of got involved with him.
Ama bir şekilde üstüme kaldı işte.
I mean, he's a good kid, but he's not my family.
İyi bir çocuk ama akrabam falan değil.
If I have a kid of my own, I hope he's half as cool as that kid.
Kendi çocuğum olursa bu çocuğun yarısı kadar olsa yeter bana.
All I know is my kid brother said somehow, like magic, he turned off the arcade alarm system from across the street and got them inside.
Tek bildiğim kardeşimin bana söyledikleri, bu çocuk caddenin karşısında dururken alarm sitemini kapatmış. Sihir gibi bir şey.
My kid's birthday's coming up, and he loves Superman.
Oğlumun doğum günü ve Superman'i çok seviyor.
He's my kid.
Benim çocuğum o.
No, because he's not my Goddamn kid!
Hayır, çünkü o velet benim değil!
He's a kid from my school.
- O benim okuldan bir çocuk.
I'm the new kid and all but what I do know about you is what my father tells me at home over dinner, while we're watching TV when we're doing the dishes because that's what he talks about.
Okulda yeniyim. Sizin hakkınızda bildiklerim babamın anlattıklarıydı. Evde, yemek yerken, televizyon izlerken, bulaşıkları yıkarken.
In exchange he helped me out with my kid's education.
Karşılığında çocuklarımın eğitimine yardım ederdi.
HE'S MY STALKER. THAT WASN'T VERY KIND, SENDING HIM OFF, A KID THAT AGE,
Hey, seninle konuşabilmek için tanımadığım bir yabancıyı dairemde yalnız bıraktım.
So it becomes my fault he lost his kid's car?
Arabayı kaybettiyse suç benim mi?
He's a black kid that goes to my school?
Benimle aynı okula giden zenci çocuk?
He's my uncle's wife's brother's kid.
O benim amcamın karısının kardeşinin oğlu.
He's not really my cousin, he's my uncle's wife's brother's kid.
O gerçekten benim kuzenim değil, O benim amcamın karısının kardeşinin çocuğu.
You think it's funny to brainwash my kid, so he sits around with his fingers up his ass?
Sen oğlumun beynini yıka, o da kıçını serip otursun, ha? Bu mu komik?
A kid in my class said he's in love with me.
Sınıfımdan bir çocuk bana aşık olduğunu söyledi.
And patiently, he's waited, and now in walks this kid... and he says,'My God, will she date anyone else in the world...
Sabırla bekledi. Sonra dükkanından içeri bir çocuk girdi. " Bu kız dünyadaki bütün erkeklerle çıktıktan sonra benimle...
He even tried to stop me from enrolling my daughter in his kid's school.
Hatta kızımı onun çocuğunun olduğu okula yazdırmamı bile engelledi.
Otherwise shut the fuck up, because he's my kid, all right?
Yoksa lanet çeneni kapa, çünkü o benim çocuğum, tamam mı?
He's my fucking kid.
O benim eğittiğim çocuk.
Everybody knows he's my kid.
Benim çocuğum olduğunu herkes biliyor.
If you want to believe some Italian kid you think you know after two days because he's an international superstar, is really rich and has nice hair, be my guest.
İki gündür tanığın bir İtalyan çocuğa sırf uluslararası bir yıldız olduğu zengin ve güzel saçları olduğu için, inanıyorsan, sen bilirsin.
If we find the kid, he's gonna get a piece of my mind.
O çocuğu bulursak, bir çift lafım olacak.
When I was 13 years old, my dad he was this macho, hot-shot banker guy, and I was just this skinny little kid who'd been caught trying on his mother's shoes one too many times... anyway, my dad said he would rather die than raise a little nellyboy and I thought I would rather die than be one.
Ben 13 yaşındayken, babam o, maço, yetenekli bir bankacı... ve ben, sıska, küçük bir çocuk... bir çok kez annesinin ayakkabılarını denerken yakalanan... neyse, babam yumuşak bir çocuk büyütmektense, ölmeyi tercih edeceğini söyledi... ve ben, öyle bir çocuk olmaktansa, ölmeyi tercih edeceğimi düşündüm.
There's kid... who's been conning his way into my office... pretending he's a journalist.
Gazeteci gibi tanıtıyor kendisini.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]