English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ Y ] / You'll forgive me

You'll forgive me translate Turkish

664 parallel translation
You'll have to forgive me, comrade.
Beni affetmen gerekecek, dostum.
You'll forgive me, then?
- Affedecek misiniz beni, yani?
And you'll forgive me for my car's imperfect performance?
Arabam arıza yaptığı için beni affedecek misiniz?
I hope you'll forgive me for...
Umarım beni bağışlarsınız...
I know you'll forgive me if I interrupt myself for a moment, but I do so want you all to meet my husband's mother.
Kısa bir ara versem kusuruma bakmazsınız, biliyorum. Fakat hepinizin kocamın annesiyle tanışmanızı istiyorum.
Hope you'll all forgive me.
Sanırım kusuruma bakmazsınız.
I hope you'll forgive me, Mrs. Wilkes.
Umarım beni bağışlarsınız, Bayan Wilkes. Ben...
- I hope you'll forgive me but I thought- -
- Umarım bağışlarsınız ama düşündüm de...
If you'll forgive me, sir, ever since you met that Bolshevik lady... I've noticed a distinct change in you, sir.
Bağışlayın ama efendim, o Bolşevik hanımla tanıştığınızdan beri... sizde bariz değişiklikler gördüm efendim.
I hope you'll forgive me.
Umarım beni bağışlarsın.
You'll forgive me, darling.
Affet beni canım.
Under the circumstances, I'm sure you'll forgive me for not gloating.
Bu şartlar altında, başkasının felaketine sevinmeyişimi mazur görün.
Tarzan, I know you'll never forgive me, but I'll be back for you.
Tarzan, beni asla affetmeyeceğini biliyorum, ama senin için döneceğim.
Kindliness and sincerity... and, if you'll forgive me, modesty... mean more to a husband than all the wit and beauty in the world.
Nezâket ve samimiyet ve, affınıza sığınarak, tevazu bunlar bir koca için dünyadaki tüm akıl ve güzellikten daha önemlidir.
But I've come straight from Scotland to keep this appointment... so I do hope you'll forgive me.
Ama randevuma yetişmek için, İskoçya'dan doğru buraya geldim. Umarım affetmişinizdir.
You'll have to forgive me.
Beni bağışlamalısın.
If you'll forgive me, sir, it upsets me to see you like this.
Eğer izin verirseniz efendim, sizi böyle görmek beni çok üzüyor.
This is a great day for us, if you'll forgive me saying so.
Söylememde bir sakınca yoksa, bugün bizim için harika bir gün.
If you'll be gracious enough to forgive my rudeness and shake my hand... Then you'll show me that your manners are far better than mine could ever be.
Eğer benim bu kabalığımı affedip elimi sıkarsanız benim hiçbir zaman olamayacağım kadar nazik olduğunuzu göstermiş olacaksınız.
I hope you'll forgive me, captain.
Umarım beni bağışlarsınız, Yüzbaşı.
You'll forgive me, Mr. Ridgely?
Beni bağışlıyor musunuz bay Ridgely?
You'll forgive me for saying there've been times I thought you ought to be hanged.
Tren perona giriyor. Kusura bakma ama asılman gerektiğini düşündüğüm zamanlar bile oldu.
Forgive me, for I'm very confused... but if you take care of him, I'll do whatever is right.
Özür dilerim, şu sıralar kafam oldukça karışık, fakat onu korursan, bundan sonra sadece iyi şeyler yapavağım.
I hope you'll forgive me, but we're so busy down here.
Umarım beni affedersiniz, ama burada oldukça yoğunuz.
You'll forgive me, I know.
Beni bağışlayacağınızı biliyorum.
Now, if you'll forgive me, Laura wants a cocktail.
Şimdi, izin verirsen, Laura bir kokteyl istemişti.
If you'll forgive me, i think we're getting to sofia very early.
Kusuruma bakmazsanız, Sofya'ya çok erken varacağız.
You'll forgive me, mr.
Kusura bakmayın, Bay Peters, ama ne dediğinizi anlamıyorum.
But if you'll forgive me, Mother
Ama eğer beni affedersen, anne
You'll forgive me if I don't pour you a martini...
Sana bir martini ikram edemediğim için üzgünüm..
I'll forgive you if you'll forgive me.
Beni affedersen seni affederim.
In time perhaps you'll forgive me.
Umarım bir gün beni affedersin.
You'll forgive me if I take a moment to get accustomed to you.
Sana alışmam için bana biraz müsaade et.
If you'll forgive me, I shall do my best to defend you.
Eğer beni affedersen seni savunmak için elimden gelenin en iyisini yaparım.
Well, if you'll forgive me, Your Highness, we wouldn't think of doing anything as wasteful as that.
Bağışlarsanız Ekselansları öyle zarar verici bir şey yapmayız.
If you'll forgive me, I have an oral psychology exam.
Müsaade ederseniz, psikoloji dersinden sözlü sınavım var.
If you'll forgive me, I'll go now.
İzin verirseniz şimdi gideceğim. Hoşçakalın.
You'll have to forgive me, Jane, but I made formal charges that you stole that money from me.
Beni affetmelisin Jane çünkü o parayı benden çaldığına dair resmi suçlamalarda bulundum.
If you'll forgive me, may we skip your reflections... and get to the message you have for me?
İzlenimlerinizi geçip benim için getirdiğiniz mesaja geçebilir miyiz acaba?
- You'll decide to forgive me, I suppose.
- Beni affedeceksin sanırım.
Well, if you'll forgive me... he's common.
Beni bağışla ama o çok sıradan biri.
I don't suppose you'll ever forget or forgive me for -
Sanırım yaptıklarımı asla unutmayacaksın ya da beni asla affetmeyeceksin.
So if you'll forgive me, I'll say good night.
Yani izin verirseniz, iyi geceler diyeceğim.
You'll forgive me, but it was you who made... Oh, shut your trap!
- Affedersin ama şey yapan sendin -
It'll never make me forgive you for what you've said and done.
Dediklerini ve yaptıklarını affetmemi sağlayamaz.
If you'll forgive me, Gladys... I'd better get back to being gainfully employed.
İzninle Gladys kazançlı işime geri dönsem iyi olacak.
And so you'll forgive me
And so you'll forgive me
You'll forgive me if I don't take your opinion seriously.
Düşünceni ciddiye almazsam beni affet.
And if you'll forgive me for saying so, Colonel, I think the lives of flyers are equally as important as the general's time.
Bunu söylediğim için beni affedin Albay, ama pilotların hayatı da en az generalin zamanı kadar değerli.
- MORNING. IF YOU'LL FORGIVE ME, I'M RATHER LATE FOR AN IMPORTANT CONFERENCE.
- Günaydın, eğer müsaade ederseniz önemli bir konferansa geç kaldığımı belirtmek isterim.
I'm confident you'll forgive me.
Beni bağışlayacağına dair inancım tam.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]