English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ Y ] / You know that's right

You know that's right translate Turkish

2,020 parallel translation
You know it's because of you that she's not here, right?
Biliyorsun şu an burada olmamasının sebebi sensin, değil mi?
I mean, I look at this guy's face, and I think, you know, he blames everything and everyone, but somewhere inside of him, he is pointing that finger right at himself.
Yani, bu adamın yüzüne bakıyorum, ve bence,... her şeyi ve herkesi suçluyor ama içinde bir yerlerde,... parmakla kendini işaret ediyor.
You know that's a very big decision, right?
Bunun büyük bir karar olduğunun farkındasın, değil mi?
- He asks how you know that Moses was white. - He's right.
Musa'nın beyaz olduğunu nereden biliyorsunuz diyor.
But you should just know that I'm gonna be there right next to her every day, using big words saving people's lives.
Ancak bilmelisin ki her gün onun yanında oluyor olacağım. büyük cümleler kullanarak insanların hayatlarını kurtararak.
You know that's a felony, right?
Bu suç, biliyorsundur.
That's because you know Max is not right for you.
Bunun sebebi Max'in sana göre olmadığını bilmen.
Oh, that's right. I didn't know you had to write a speech for that.
Tabii ya, bunun için konuşma hazırlaman gerektiğini bilmiyordum.
You're not breathing, you know that, right?
Kendinden geçtiğinin farkında mısın?
That's right, you two know each other, don't you?
Doğru ya! Siz ikiniz birbirinizi tanıyorsunuz, değil mi?
You do know it's a little more complicated than that, right?
Bundan biraz daha karmaşık olduğunu biliyorsun değil mi?
You know that the success of this show... is very, very important to me, right?
Bu şovun başarısı benim için çok önemli biliyorsun, değil mi
THAT'S STILL MY HOPE, YOU KNOW, THAT IF HE COULD JUST MEET THE RIGHT GIRL AND- -
Hâlâ umutluyum, keşke doğru kızı bulabilse...
All right, well, Cam, it's just that sometimes you can be a little, you know, overenthusiastic.
Cam, bazen biraz aşırı heyecanlı olabiliyorsun.
You know that's a pencil holder, right?
- Onun kalemlik olduğunun farkındasın, değil mi?
Well, you do know that it's illegal to withhold information during the course of a Federal investigation. Right.
Doğru.
You don't know that there's a big economic crisis right now?
Şu an ki büyük ekonomik krizi biliyor musun?
Yeah, we-we've come so far, and I-I know that it's a rough time right now, but you can't quit.
Evet, çok yaklaştık ve şu anda zor günler geçirdiğini biliyorum ama bırakamazsın.
All right, that concludes the "getting to know you" portion of the evening.
Tamam, böylece akşamımızın tanışma kısmını tamamlamış oluyoruz.
You know there's a movie of that, right?
Onun filminin yapıldığını biliyorsun değil mi?
That's right, and you know what a family does when we get together.
Ve aileler bir araya gelince ne yaparlar biliyorsunuz.
- Right? - You know, if he knew that his daughter's job was in jeopardy, based on hanging on, he'd die.
- Kızının işinin tehlikede olduğunu biliyor olsa tutunduğunu düşünürsek belki bırakıp ölürdü.
That's all right, George. We all know who you're waiting for.
Tamam, George.Hepimiz senin kim için beklediğini biliyoruz.
Look, I know you don't think you can talk right now, but we think that you could be this man's fourth victim.
Şu an konuşamayacağınızı düşündüğünüzü biliyorum, ama bu adamın dördüncü kurbanı olabilirsiniz.
That's what you wanted to know, right?
Bunu bilmek istemiyor muydun?
See, sometimes... Sometimes in art, like in life, you have to accept the fact that your - things aren't going right, and you don't quite know where you're going, and you have to accept that because that's when transformation can happen.
Bazen sanat hayat gibidir işlerin doğru gitmediğini ve ne yöne gideceğini tam bilmediğini kabullenmen gerekir.
I don't know what this RICO case is you're putting together, but that's got to help, right?
Oluşturmaya çalıştığınız RICO davası ne, bilmiyorum. Ama mutlaka bir yardımı olacaktır, değil mi?
I know that you're squeezing us in, so I'm just going to get right to it.
- Hatırlamadınız mı? - Bizi sıkıştırıyorsun. Ben hemen konuya gireyim.
Well, you should all be very happy to know... that we raised $ 6,800 for the Humane Society, huh? All right, forget it. Um, I know the announcement you guys really care about, so let's get to it.
hümanist örgüt için $ 6,800 dolar topladık tamam unutun asıl duyuruyu biliyorum madem çok önemsiyorsunuz başlayayım o zaman balo kralı.....
Because I know what he's capable of, and... you know, if he joined the Navy right now, that wouldn't be good for you or him.
Kapasitesini biliyorum. Donanmaya katılması kimse için iyi olmaz.
I know that its tough right now, for you, but it's not always gonna be this...
Biliyorum... Şu anda zor zamanlar geçiriyorsun, -... ama hayat hep böyle sürmeyecek...
You know, we're going to need another minute, if that's all right.
- Mümkünse biraz daha düşüneceğiz.
That's right, you know.
Bu doğru.
You know that's Joe Salerno, right?
Joe Salerno'yu tanıyordun değil mi?
- That's pretty cool, right? - You know what?
- Çok güzel olmuş değil mi?
It's just that when you're a child, it's easy to know what's right.
Sadece, çocukken doğru olanı bilmek daha kolaydır.
You know, I was just thinking that maybe the tent Wasn't in the right position.
Yani düşündüm de belki çadır yanlış yerdedir.
And that's kind of the whole thing right there, you know.
Tam o anda bütün dünyan odur.
You know, that's what you're supposed to do, right?
Sanırım böylesi daha uygun olurdu, değil mi?
All right, Carl, you know that pay phone that's outside of the Kash and Grab?
PLAN Kash and Grab'in oradaki ankesörlü telefonu biliyor musun, Carl? - Evet.
By that time, you know you're right, so that's no help.
Bu arada, haklısın. Bunun bir yararı olacağını sanmıyorum.
If you know what t pilot's doing- - That the turbulence isormal- - then it's much easier To sit back and order a cocktail, right?
Pilotun ne yaptığını bilirsen- -... türbülansın normal olduğunu, o zaman yerine oturup içeceğini istemek daha kolaydır.
Matt I know how you must feel about me right now but... it's just that machine is the most important thing I've ever worked on.
Matt, şu an hakkımda neler düşündüğünü biliyorum hayatımda üzerinde çalıştığım en önemli makine bu.
But you're right, I don't know any more than that and I don't want to know.
Ama haklısın bundan fazlasını bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum.
You gotta seed that shit some. You know, right?
Kutuya biraz para tohumu atmalısınız.
I know you're not supposed to let minors drink, but that's so damn trivial right now.
Azar azar içmenin bir zararı olmaz kesin. Ne de olsa bu birkaç gün iyi bir deneyim sayılır.
You know that's not true, right?
Bunun doğru olmadığını biliyorsun, değil mi?
You do know that that's not a real number, right?
Öyle bir sayı yok, biliyorsun değil mi?
Did you know that he's canvassing... sperm banks right now?
Şu anda sperm bankalarını araştırdığını biliyor muydun?
I think that's probably the right time to be doing it, you know.
Sanırım o yaşlar o işler için en ideal yaş.
We know why you ran, but that's not why I need to talk to you right now.
Neden kaçtığınızı biliyoruz ancak şu an sizinle konuşmam gereken konu bu değil.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]