English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ Y ] / You should know this

You should know this translate Turkish

1,401 parallel translation
You should know this is not a natural sickness.
Bilmelisin ki bu doğal bir hastalık değil.
You should know this isn't easy for me.
Bunun benim için kolay olmadığını bilmelisin.
You should know this.
Bunu biliyor olmalısın.
I just think we should stick together on this, you know, maybe do something about it down the road.
Evet. Bence ikimiz bunda birlik olmalıyız,
You know, we should really stop meeting up like this.
Bu şekilde buluşmaktan vazgeçmeliyiz.
You know, this is more the kind of thing a-a son should learn from his father.
Bilirsin, daha çok bir evladın babasından öğrenmesi gereken birşey.
I should say this isn't, you know, my whole life.
Söylemeliyim ki, bütün hayatım bu değil.
Look, I'm not sure where you're going with this, but you should know, the kid's lawyer is on his way down here now to talk deal.
Nereye varmak istediğini anlamadım ama çocuğun avukatı buraya geliyor.
You know what, you should take this with you to Brown.
Biliyor musun, bunu Brown'a götürmelisin.
If there's something I should know about this guy, you better tell me and you tell me now.
Onunla ilgili bir şey varsa bana hemen şimdi söylesen çok iyi olur.
I don't care if you marry this guy, date this guy, go through his garbage, but you should know.
Adamla evlenmen, çıkman yatman umurumda değil. Fakat şunu bilmelisin ki.
[Slurring] Y-You know, we should - we should buy this place.
Aslında, Biz burayı satın almalıyız.
You know what, danny--maybe you should just handle this case by yourself, okay?
Biliyor musun Danny, belki de bu davayla tek başına ilgilenmelisin tamam mı?
Well, that is why I enjoyed flying choppers in the most remote part of my world before all this craziness happened, but... you should know,
İşte bu yüzden zamanımın çoğunda helikopterler uçurmaktan keyif almıştım... bütün bu çılgınlıklar olmadan önce, ama... bilmelisin...
Now, you should know, since she's experiencing early symptoms, this might be a tough pregnancy for her.
Bilmeniz gereken bir şey var. Erken belirtiler gösterdiği için zor bir gebelik olabilir.
Okay, I'm not so good at profound, but you should know... we're doing everything we can to get you through this.
Tamam, etkileyici de pek iyi değilim ama bilmelisin bundan kurtulman için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.
I just remembered, you know, this guy I'm sponsoring- - he said he needed to see me tonight, so I should go to him.
Şimdi hatırladım. Danışmanlığını yaptığım bir adam var. Bu gece bana ihtiyacı olduğunu söyledi.
She's like, "l don't know if I should be the one telling you this."
"Bunu sana söyleyen ben mi olmalıyım bilmiyorum ama.." falan dedi
I know I should've told you about this sooner.
Biliyorum bunu sana daha önce söylemeliydim.
- Something you should know before we embark on this little adventure...
Bu çok tehlikeli. Bu küçük maceraya atılmadan önce bilmen gereken bir şey var.
You should also know there's only one way that this mission ends, and that's with the successful rescue of our people off of New Caprica.
Bilmeniz gereken şu ki, bu görev sadece bir şekilde bitebilir o da halkımızın New Caprica'dan başarılı bir şekilde kurtarılmalarıdır.
You should also know there's only one way that this mission ends
Bu görevin sadece tek bir şekilde sonlanacağını da bilmeniz gerekir.
You know why we should do this?
Bunu neden yapmalıyız, biliyor musun?
You should take this show on the road, you know?
Bu şovla turneye falan çıkmalısın.
So, if you know this knowledge, you should start playing with it.
Bu bilgiye sahipseniz, onunla oynamaya başlayın.
You know, maybe I should talk to Brian about this, because it sounds like he and I are on the same page.
Belki Brian ile bu konuda konuşmalıyım, çünkü sanki onunla birlikteyiz.
You know why I should do this TV show, Lemon?
Programı neden yapmalıyım, biliyor musun Lemon?
You know what, at this magnitude the feather should look dull.
Bu kadar yakından tüylerin donuk görünmesi gerekirdi.
You should know, I've told the sheriff about this.
Şerif'e bunu anlattığımı bilmen gerek.
Well, if you really wanted to sell this ruse, we should try to make this place a little more... you know, homey.
Eğer gerçekten bu oyunu yedirmek istiyorsun, burayı biraz daha şey yapmalıyız... bilirsin, ev gibi.
I should have known, you know, this arrangement of dad living with me would just end up driving us both completely insane.
Bilmeliydim, babamın benimle yaşaması ikimizi de tamamen delirtecek.
I don't know if I should tell you this.
Bunu sana söylememem gerektiğini biliyorum ama...
You people like pizza? You need to tell Jenna that this whole thing was your idea and that I didn't know anything about it, and that she should be mad at you, not me.
Jenna'ya bunun senin fikrin olduğunu, benim haberim olmadığını, bana değil sana kızmasını söyle.
Look, I know I should've told you, but this is just about Ames.
Biliyorum, sana söylemeliydim. Ama bu sadece Ames'le ilgili.
You know what we should do this weekend?
Bu hafta sonu ne yapmalıyız, biliyor musun?
I don't trust him, and I don't think you trust him either... And I'd like to know that I have an ally in you and the Church... should this operation blow out of control.
Ona güvenmiyorum, ve senin de güvendiğini sanmıyorum... ve eğer bu operasyon elimizde patlarsa seninle birlikte kilisede... bir müttefiğim olduğunu bilmek hoşuma gider.
You know, maybe we should just enjoy this.
Biliyorsun, belki sadece bunlardan zevk alacağım şimdilik.
Oh, i don't know, but if you're not feeling well, maybe we should put this off.
Bilmem, ama kendini iyi hissetmiyorsan belki de bunu ertelemeliyiz.
Uh, look, I'd like to help, I would if I could, but pro bono surgery... you should probably know that on my way here this morning, three different people thought I was in a costume.
Bak, yardım etmek isterim. İmkanım olsa ederdim, ama hayır için bir ameliyat - Şunu da bilmelisiniz, bu sabah buraya gelirken 3 kişi beni Cadılar Bayramı kostümü giymiş sandılar.
I Don't Know Anythg. But, Daniel, If--If You Think That This Is True, Then You Should Go To Your Father And Tell Him
Ama Daniel, bence bu doğruysa babana gidip o kadınla evlenmeden bunu ona söylemelisin.
At some point you just have to realize like, well, okay, you know, maybe this is, you know, more of a full-time thing, and I should just accept it as it is.
Bir yerde evet diyorsunuz, belkide bu tam zamanlı bir iş, evet, olduğu gibi kabul etmem gerekiyor.
But you should know, at this point... any change in representation is a risk.
Ama, bilmelisiniz ki, bu durumda avukatınızı değiştirmeniz bir risktir.
YOU KNOW, THEY SHOULD MAKE THIS INTO A MOVIE.
Bunun filmini çekmeliler aslında.
You know everything there is to know about us, so you should know we will never accept this.
Bizim hakkımızda bilmeniz gereken herşey oradaydı. Bilmelisiniz ki, bunu hiçbir zaman kabul edemeyiz.
Well, then you know what? This should just be some friendly competion.
O zaman bunun dostça bir rekabet olması gerekir.
You're not gonna like this, but I think there's something you should know about Amanda.
Bunu da sevmeyeceksin ama Amanda'yla ilgili bilmen gereken bir şey var.
Life's not permanent. You of all people should know this.
Hayat fani ve bunu en iyi senin bilmen lazım.
I know we've only known each other for 6 months, but I should have told you this 5 months 29 days ago.
Biliyorum ki biz sadece 6 aydır birbirimizi tanıyoruz, Ama bunu, sana 5 ay 29 gün önce söylemeliydim.
You, who's been fighting her all this time, should know that best.
Şu ana kadar onunla dövüştün, onun en iyi olduğunu anlamalısın.
I know this must be rough, but I think that you can use this as an opportunity to explore, and to grow, and to learn, you should always keep an up to date passport on your person at all times.
Senini için zor olacağını biliyorum ama, gezmek, büyümek ve öğrenmek için bir şans olduğunu düşün. her zaman kendini geliştirmelisin.
You never thought I should know about any of this?
Bunları bilmem gerektiğini hiç düşünmedin mi?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]