English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → French / [ O ] / O zaman yapma

O zaman yapma translate French

203 parallel translation
O zaman yapma.
Alors, ne le fais pas.
- Yapmayacağım. O zaman yapma.
Chance, écoute-moi, une chose merveilleuse m'est arrivée.
- O zaman yapma.
- Ne le fais pas.
O zaman yapma.
Eh ben, tu le feras pas.
O zaman yapma.
Alors le fais pas.
Güzel, o zaman yapma.
- Parfait. Vas-y.
- O zaman yapma.
Ne le fais plus.
O zaman yapma. Biliyorum. Ama çok istiyorum.
Je crois que la façon la plus mûre de gérer ça pour l'instant, c'est d'éviter Noel à tout prix aussi longtemps que possible.
O zaman yapma.
Alors, faites attention.
O zaman yapma, tamam mı?
Ouais, et bien, pas la peine, d'accord?
O zaman yapma.
Alors, refuse.
O zaman yapma.
J'allais pas le faire. Alors le fait pas.
O zaman yapma.
- Refusez de le faire!
- O zaman bir şey yapma.
- Non. - Alors, tais-toi.
Şekerim, zaman ayıramam o kadar. Yapma.
Malheureusement pas le temps.
Şimdi, eğer ben onu on dakikalığına uzaklaştırırsam böylece sen de Gwendolen'e evlenme teklifi yapma fırsatı bulursun, o zaman seninle bu akşam Savoy'da yemek yiyebilir miyim?
Des sandwichs au concombre? Quelle extravagance délurée pour un jeune. Ne les touche pas.
Yapma o zaman.
Eh ben le fais pas!
O zaman bize bunu bir daha yapma veya kendine.
- Alors, ne nous fais plus ça. À nous, ou à toi-même.
- O zaman sana dediğimi yap. - Yapma.
- Pas si tu fais ce que je te dis!
Yapma o zaman. Bir sandviç ye.
- Fais-toi un sandwich.
Zaman yolculuğunun gerçekleşmesini sağlayan manyetik ışık kondansatörü yapma fikri o anda oluştu.
vous avez eu l'idée du convecteur temporel qui rend possible le voyage dans le temps.
Her zaman o kadar doğru olmak? Yanlış yapma kokusuyla devamlı kasılmak?
D'être constamment aussi correct, aussi coincé... par peur...
- O zaman yapma!
Tais-toi.
O zaman... oğlanı R'uustai yapma planım hakkında sana danışabilir miyim?
Dans ce cas, puis-je vous demander conseil? Je vais proposer le R'uustai au garçon.
O zaman geldiğinde bir kabul töreninden geçer, sonrasında da, kendi seçimlerini yapma özgürlüğünü kazanır.
Il suit alors une cérémonie d'initiation. Suite à quoi, il est libre de choisir.
- O zaman sen de yapma.
- Alors ne le fais pas.
Sayı yapma zamanı. Yapalım o zaman!
- C'est le moment de marquer.
Yapma o zaman.
Parce que j'en étais une.
- Yapma o zaman.
Non, pas encore.
Ama o zaman, hem "halktan biri" numarasına yatıp hem de böyle bir şey yapma.
Mais jouer les bienfaiteurs et faire ça! Je ne comprends pas.
O zaman, bunu sadece gözlerinle yapma, Wally.
Eh bien, ne m'aime pas qu'avec les yeux, Wally.
- Yapma o zaman.
- Ne le fais pas.
Tamam, o zaman bunu benim için yapma.
Alors le fais pas pour moi.
Miden bulandığı zaman içtiğin şeylere benzeyen bu kıyafetle 200 kişinin gözü önünde sıraların arasından yürüyeceğime inanamıyorum. Yapma o zaman.
Dire que je vais devoir passer devant 200 personnes... en ayant l'air d'un sirop contre les nausées.
- Eğer Aboah'ın hipofiz bezi yoksa o zaman vücudu melanin üretimini yapma kabiliyetine sahip değil, doğru mu?
Si Aboah n'a pas d'hypophyse, son organisme ne produit pas de mélanine.
o zaman belki güzel bir kahvaltı yapma fırsatım olurdu.
J'aurais enfin eu un petit-déjeuner potable.
2 yıldan 5 yıla kadar. En çok 20 ay o zaman. Yapma, hadi.
Tu feras 20 mois au max.
Ben, eğer evet veya hayıra ihtiyacın varsa, o zaman bunu yapma. Tamam?
Si tu veux une réponse, c'est non.
Ama iyot kokusu aldım. Demek ki işten sonra eve gidip banyo yapma ya da duş alma imkanın olmamıştı. O zaman yağmurlu havada bütün gece çalıştığını düşündüm.
Je reniflais l'iode, donc vous n'étiez pas rentrée vous laver après votre garde, c'est donc que vous avez travaillé la veille quand il a plu.
Yapma Ely hasat zamanı gelmeden o parayı bulamayız.
Tu sais bien que je n'aurai ça qu'après la récolte.
Yüzlerimiz mavi olana kadar tartışırdık. ... ama o işi yapma zamanı geldiğinde tek yaptığımız bir kaç zararsız öpücük olurdu.
On a tous les deux follement envie l'un de l'autre... et quand il s'agit de passer à l'acte... on n'échange que des baisers innocents.
O zaman nükleer silah ya da misil yapma!
Alors ne fabriquez pas de bombes nucléaires ou de missiles.
O zaman bunu yapma.
Alors ne le fais pas.
O içilmeyesi çorbanı yapma zamanı geldi.
C'est l'heure de mon goûter.
Güzel. O zaman benim adamla sizin ucube arasında seçim yapma şansı olacak.
Elle aura le choix entre mon mec et votre taré
- O zaman Phoebe'den uzak dur. - Yapma ya.
A ta place, j'éviterais Phoebe.
- Yapma o zaman! - Yapıyorum, Doug!
- Ne fais pas ça.
O zaman yapma. Yapmayacaktım.
Alors, le fais pas.
- O zaman makas yapma!
- Alors arrête de faire ciseaux!
- Hiçbir zaman hiçbir şey yapma demiyorum. - Ne yapacağım o zaman? Geçen gece yaptığın sarımsaklı ekmekler çok güzeldi.
Mais je vais le faire, bientôt, tout de suite même.
Artık bu fırsat elinde, o yüzden... bana daha fazla rol yapma... sanki her zaman istediğin bir şey değilmiş gibi!
- Tu te trompes... - Et ne me dis pas s'il te plaît, que c'est pas ce que tu as toujours voulu!

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]