English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ A ] / All set

All set traducir turco

6,255 traducción paralela
So it's all set, right?
Her şey tamam, değil mi?
Mm. So, it's all set up.
Ayarladım.
What's all set up?
Neyi ayarladın?
We're all set for dinner.
Akşam yemeği için her şey hazır.
We can get all set up at Finch...
Finch'e tuzak kurarız.
The guest room is all set up for you.
- Misafir odası senin için hazırlandı.
We're all set.
Her şey hazır.
I'm sure you're all set to have a pretty great time tonight.
Eminim hepiniz bu akşam harika bir gece geçirmek için hazırlandınız.
All set.
- Her şey hazır.
We are all set for tomorrow to go see you-know-who.
Yarın, ismi lâzım değille görüşmek için hazırız.
All set.
Her şey hazır.
- So, you guys are all set to go?
- Ee, gitmek için hazır mısınız?
You're all set.
Hazırsın.
We're in position. SWAT is all set.
Yerimizi aldık.
I sent the real Frank on an all-expenses-paid vacation to Aruba, so the two of you should be all set.
Gerçek Frank'i Aruba'ya bütün masrafları ödenmiş bir tatile gönderdim.
You're all set.
Hazırsınız.
Hey. You all set?
Hepiniz yerleştiniz mi?
Dude, I have it all set...
Dostum hepsini ayarlamak...
All set.
Hazırdır.
Got the display all set up today.
Bugün tanıtımı kurdum.
But I've got them all set up For you to do the search through the database.
Ama veritabanında aramayı yapman için her şeyi ayarladım.
So we have to distract her off somewhere, so that I can get it all set and the cameras rolling.
Bu yüzden onun dikkatini dağıtıp bir yerlere götürmemiz gerekiyor. Böylece tüm hazırlıkları ve hareketli kameraları ayarlayabiliyorum.
He and his great-great grandchildren, they're all set for life.
Torununun torununun torunlarına bile yüklü miktarda para kalacak.
Everything's all set up.
Her şey ayarlandı.
We all set those stipulations, and he signed them.
Şartları biz oluşturduk, o da imzaladı.
Yes, it's a present, and Vicky has got it all set up and running.
Evet, hediye. Vicky, kurulumunu yapıp hazırladı.
- You're all set.
- Hazırsın. - Hazır mıyım?
We're all set up to arrest sid in the g.T.F. Tomorrow at the border.
Ç.G.K.'dan Sid'i yarın sınırda tutuklamak için her şeyi ayarladık.
We were all set to publish, and it's just a shame.
Yayınlamaya hazırdık ama işte o talihsizlik.
We all know she's faking amnesia to set up a mental-incapacitation defense for a murder trial.
Hepimiz cinayet davasından yırtmak için hafıza kaybı numarası yaptığını biliyoruz.
All set.
Hepsi hazır.
I want all these exits covered and set up for takeaways.
Tüm çıkışların tutulmasını ve herkesin hazır olmasını istiyorum.
You don't need to be set to default. You haven't left me alone all day.
Tüm gün beni yalnız bırakmadın.
They'll set you up with an apartment, stipend, all under the name on that passport.
Seni bir eve yerleştirecekler, iyi bir maaş verecekler hepsi bu pasaporttaki isim altında olacak.
All right, set it up.
Tamam, ayarla o zaman.
I'm gonna set up a time for us all to meet.
Hep beraber bir buluşma ayarlayacağım.
- Nothing. All right, well, I set up surveillance on the diner and every large park in the city.
Lokantaya ve şehirdeki bütün büyük parklara ekip yerleştirdim.
All right, well, I found no nitrates, so I don't know what set him off.
Nitrat bulamadım, onu ne patlattı bilmiyorum.
That's all I'm gonna say about it until I set things right.
Bunların hepsi. İşleri yoluna koyuncaya kadar söyleyeceklerim bu kadar.
She set up after the war because of all the widows.
Savaştan sonra bu kadar popüler oldu onca dul kalan kadından sonra..
All right, set up a thoracotomy tray and prep the rapid infuser.
Pekala, göğüs kafesi açıcıyı ayarlayın. ve hızlı aktarıcıyı hazırlayın.
Now, if that letter had been read out as intended, it would have set out how this zoo will be a way of appreciating the world around us, from a baby penguin to a 100-year-old tortoise, a place where all our families, mine included, can be in touching distance of something magical.
Şayet amaçlandığı gibi, o mektup okunmuş olsaydı bu hayvanat bahçesinin, nasıl yavru bir penguenden, 100 yaşında bir kaplumbağaya çevremizdeki dünyanın değerini bilmenin bir yolu olduğunu, benimki de dahil tüm ailelerin, büyüleyici bir şeyin yakınlarında bir yer olduğunu anlatacaktı.
I'm just gonna set it down, all right?
Bırakacağım sadece, tamam mı?
If you set up the buy with the Santanas, I'll make this all go away.
- Çevrilmemiş altyazı -
It was a set-up, all right, so she can take over
Hepsi bir oyundu, böylece onun yerini alıp...
Man, I told you couldn't just come to these esse hood and set up shop like everything's all cool.
Adamım, sana bu meksikalıların mahallesine gelip hiçbir şey olmamış gibi... burayı kullanamayacağımızı söylemiştim.
All the interviews I set up for you are canceled. - So HBO will stop having a hissy fit, and I'll take the hit because that's what I do. - All right.
Ayarladığım tüm röportajları iptal ettim.
Since all this started, they've kept a plain-clothes man on watch at Lord Gillingham's set in Albany, and now I'm told that Mrs Bates was seen there, loitering outside.
Bu iş başladığından beri sivil giyimli bir adamı Lord Gillingham'ın Albany'deki yerini izlemek için tutuyorduk. Bana Bayan Bates'in orada dolanırken görüldüğü söylendi.
They all had the imagination and the guts to look at a set of facts and say,
Sahip oldukları tek şey ; hayal gücü ve olgulara bakarak :
- Over all the years as a psychiatrist, I never once set foot in a patient's room.
Bunca yıldır psikiyatristim, ama hiçbir kez bir hastanın odasına ayak basmamıştım.
All she had to do was set the scene.
Tek yapması gereken sahneyi hazırlamaktı.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]