English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / inglés → turco / [ Q ] / Quite a lot

Quite a lot traducir turco

1,000 traducción paralela
[Blessed] It would seem you're having quite a lot of troubl e disposing of one used cyborg, aren't you?
Kullanılmış bir cyborgla ilgilenmekte epey zorlanıyor gibi görünüyorsun, değil mi?
And I'm collecting the water at the bottom of this and you will see, later on, there's quite a lot of water in this steam.
Ve bunun, dibinden su alıyorum ve daha sonra, bu buharda çok fazla su olduğunu göreceksiniz.
It's quite a lot coming out of this fumarole.
Bu fümerolden çok fazlası geliyor.
- Before we get to any hanging, I shall have quite a lot to say.
İdam edilmeden önce, söyleyebileceğim şeyler var.
I suppose you must make quite a lot of money here.
Burada çok para kazanıyorsun herhalde.
Twenty million is quite a lot.
20 milyon çok para.
Yes, we used to get around quite a lot.
Evet, çok sürterdik. Değil mi?
I've been here since yesterday and I've learned quite a lot.
Buraya dün geldim ve bir sürü şey öğrendim.
See quite a lot of her lately, don't you?
Onu çok sık izliyorsun, değil mi?
The Polish situation, and the Dutch treaty with the Belgians... must be on your mind quite a lot these days.
Evet, aynen. Polonya'nın durumu, Hollanda'nın Belçika ile yaptığı anlaşma bu günlerde kafanızı epey meşgul ediyor olmalı.
Quite a lot's happened since I last saw you.
Sizi son gördüğümden beri epey şey oldu.
Quite a lot.
Oldukça iyi.
I've been here quite a lot before.
Buraya daha önce de çok geldim.
In the outside world, you'd have to pay quite a lot of gold for this.
Dışarıdaki dünyada bunlar için bir sürü altın vermek zorundasın.
Yes, quite a lot of Sioux, Sharp.
Bir sürü Sioux, Sharp.
Oh, quite a lot about it, Mr Kane.
Bir çok şey yapılabilir, Bay Kane. Bunu biliyorsunuz.
Talked about you quite a lot.
Senin hakkında bayağı konuştuk.
Quite a lot for a jacked-up caravan.
Bir karavan için epey para.
But I've handled quite a lot of gunshot wounds.
Ama çok silah yarasını iyileştirdim.
You interest me quite a lot.
Çok ilgimi çektin.
Quite a lot of blood.
Fazla miktarda kan.
- You think quite a lot of him, don't you?
- Onu çok düşünüyorsun, değil mi?
And I had to go East and of course, it cost quite a lot.
Doğu'ya gitmek zorunda kaldım, tabii çok masraflı oldu.
Er, you... You've had quite a lot of trouble, I hear. Besides this.
Pek çok sorun yaşamışsın diye duydum bunun yanı sıra.
Susie's told me quite a lot about you.
Buyurmaz mısınız? Suzie sizden oldukça fazla bahsetti.
Susan's told me quite a lot about you too.
Evet, biliyorum. Susan sizden de oldukça fazla bahsetti.
Mmm, I've heard quite a lot about you.
Senin hakkında çok şey duydum.
Quite a lot of typhoid fever in Berlin.
Berlin'de tifo çok yaygın ya.
Nowadays, I'm away quite a lot of time.
Son günlerde pek zamanım bulamıyorum.
Ought to bring in quite a lot of money.
İyi para getiriyor olmalılar.
Quite a lot about me in it.
Benden epey bahsediyor.
We used to shake hands quite a lot.
Sıkça el sıkışırdık.
Quite a lot of little niggers have gone out, haven't they, one way or another?
Öyle ya da böyle, bir sürü kişiyi oyundan çıkardın değil mi?
I've got quite a lot on my mind.
Aklımı o kadar da kaçırmış değilim.
Oh, yes, you talk quite a lot.
Evet, çok fazla konuşuyorsun.
Looks to me like you're taking quite a lot on your own responsibility, ain't you, Mark?
Bana işini biraz fazla ciddiye alıyorsun gibi geliyor, değil mi Mark?
That horrible man knew quite a lot.
O iğrenç adam baya çok biliyordu.
Of course not. Honey, there was quite a lot of talk in Auriol.
Tatlım Auriol'da, herkes bir şeyler söyleyip duruyordu.
You seem to have accomplished quite a lot in one year.
Bir yılda hayli yol almışa benziyorsunuz.
Yes, he's told us quite a lot already.
Evet, şimdiden bize çok şey anlattı.
There'll be quite a lot of people milling about, and you might...
Ortalık kalabalık olur ve siz...
There seems to be quite a lot of dough...
Çok para var.
I've spent quite a lot of money and my chief can be very sarcastic about the money one spends. Particularly if you fail to deliver the goods.
Oldukça fazla para harcadım amirim para konusunda çok iğneleyici olabiliyor özellikle de sizden beklenileni yapmakta başarısız olursanız.
You've told me quite a lot tonight. - What of it?
- Bu akşam bana çok şey anlattın.
I know that you're going to go through a lot. But, I'm not quite sure what it is that I can do to help.
Bundan sonra her şey daha zorlaşacak ama ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.
He's been a lot in my cards lately, but never quite so close.
Son zamanlarda kartlarımda çok sık çıkıyordu, ama bu kadar yakın, hiç.
Here in Warsaw, there are a lot of people... that we know very well and a lot of people... that we don't know quite so well and would like to know a great deal better.
Burada, Varşova'da, iyi tanıdığımız bir çok insan... ve aynı şekilde çok iyi şekilde tanımadığımız ama tanışıklığımızı artırmak istediğimiz insanlar da var.
Well, it's not quite as bad as that, but sometimes it needs a lot of watching.
Ama o kadar da kötü değil. Yine de iyice izlemek gerekiyor.
Made me wonder quite a lot.
Hem de baya...
And I don't think it's quite right to start a lot of talk and scandal in open court until their dust has settled behind them.
Onlar kendi yollarını bulana kadar, mahkemede çok fazla konuşmanın ve skandal yaratmanın doğru olduğunu düşünmüyorum.
And if somebody drops a lot of money in a gambling casino in Deauville, France the noise can be heard quite a way.
Mesala, biri Fransa'da bir kentte kumaraneye biraz para bıraksa, gürültü çok uzaklarda duyuluveriyor.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]