Английские фразы | Русские фразы | Турецкие фразы
Translate.vc / английский → турецкий / [ F ] / From the top

From the top перевод на турецкий

2,170 параллельный перевод
Does this look like it was taken from the top of the Stratosphere to you?
Sence de Stratosphere'in üstünden çekilmemiş mi bu fotoğraf?
All sorts of colours, beautiful stalactites made of ice crystals... hanging down from the top of the ice.
Bütün renkler buzdan sarkıtlar buzdan aşağı doğru sarkıyor.
First, he had to find a fairly high mountain from the top of which he could see a flat horizon - in this case, the sea.
Öncelikle, tepesinden ufku dümdüz görebileceği - ki bu durumda deniz ufku oluyor -... oldukça yüksek bir dağ bulmak zorundaydı.
Need-to-know only. That's straight from the top.
Ancak bilmesi gerekenler.
Let's take it from the top, Biggie Smalls.
- Tamam. Haydi. Baştan al Biggie Smalls.
* "YOU CAN SEE FOREVER FROM THE TOP," THEY SAID *
# Üstümüzden sonsuza dek görebilirsin derler #
- Yeah, so let's go... through the lineup from the top.
- Evet, programı en baştan bir gözden geçirelim.
Okay, let's take it from the top.
En baştan alalım.
From the top again.
Baştan alalım
- Let's take it from the top!
- Hadi üstten alalım!
From the top. Turn on the heat now..
En tepeden şimdi ısı yükseldi.
From the top, everybody.
En baştan, millet.
We'll go from the top of act three.
Üçüncü perdeden başlayacağız.
Let's try again from the top!
Bir kez daha baştan alıyoruz!
- She was impatient... began to treat for them, forms designed to steal money from the top. Always looking for a way to things to avoid. She was caught...
Sürekli bişeyler istediğimden farklı oldu.
( Reinhold ) Coming down from the top was not visible the overall picture.
Görüşümüz iyi değildi.
Let's hear it from the top, every detail.
Her şeyi baştan anlat, bütün detaylarıyla.
OK, from the top.
Baştan alıyoruz.
Then, from the top.
O zaman, baştan.
'The next thing they needed'was a plastic bag from the top of Shit Mountain.
'Sonraki şey onlar gerekli'bir plastik torba oldu Bok dağ üstünden.
Lord Owari is from the top three clans.
Lord Owari en güçlü üç klandan gelir.
Start again from the top
Yine üstten başla.
Okay, from the top.
Pekala, en baştan.
Couple bad choices, and you go from the top to the bottom.
Bir kaç hata yaparsın ve en tepeden en dibe düşersin.
Well, do you think, I will repeat all of this misery from the top?
Pekala, tüm şeyi baştan anlatmamı istere misin?
Third row from the top.
Üstten üçüncü sıra.
Pulls them from the top of his mouth.
Ağzından jilet çıkardı.
Well, if we start with the... just before the bud's about to open and you've got the whole long spike, from top to bottom that's probably about three weeks.
Eğer tam tomurcuklar açılmadan önce çekime başlarsak,... yani başak hazır durumdayken,... sanırım üç hafta civarı sürecektir.
And then when we take the blue out of that you can see that the plants start to sit into the shot exactly where we wanted them to be, things just appearing from behind the tree, - crawl along the top of the rock.
Ve ondan maviyi çıkarınca da bitkilerin çekime uyduğunu görebilirsiniz,... tam bizim istediğimiz yerdeler,... ağacın arkasından bir şeyler çıkıyor kayaya oturuyor.
He did this by going to two points at sea level a known distance apart and then measuring the angles from these points to the mountain top.
Bunu, birbirinden bilinen bir mesafede ayrı, deniz seviyesinde iki nokta alıp bu noktalarla dağın tepesi arasındaki açıları ölçümlemek suretiyle yaptı.
But the image is inverted, because light travels in straight lines, so the light from her head has to move diagonally downwards to hit the bottom of the screen and light from her feet travels diagonally upwards to hit the top.
Ama görüntü ters, çünkü ışık doğrusal seyahat ettiğinden, başından gelen ışık, ekranın en altına vuracak şekilde çapraz aşağı hareket etmek zorundadır, ayaklarından gelen ışık ise üste vuracak biçimde yukarıya doğru çapraz gelir.
I searched the room of Bernice Lynch thoroughly from top to bottom.
Bernice Lynch'in odasını baştan aşağı aradım.
Top executives flew in from all over the country.
Ülkenin her yerinden en üst düzey yöneticiler gelirdi.
That water that you got from Mr. Ormsby's water jug. It didn't, by chance, have an "x" marked on the top?
Bay Ormsby'nin su stokundan aldığın şişenin kapağında bir işaret var mıydı?
From now on, - straight to the top!
- Zirveye çıkıyoruz!
The list of the top three candidates from every constituency.
Her bölgeden en yüksek oy alan 3 adayı listeye ekledik.
When it bounced over the fence, it couldn't have been far from him.
Top çitin arkasına düştü ve çok da uzakta değildi.
When my mom called for help, She was told that by prying the slab from on top of me, My sister would be crushed.
Annem yardım çağırdığında ona üzerimdeki betonu kaldırırlarsa kardeşimin ezileceğini söylediler.
If the slab was removed from on top of my sister, I would be crushed.
Betonu kardeşimin üzerinden kaldırırlarsa ben ezilecektim.
When they bring home from Chris identify where the girls are. Like the shares of the stock Sara was always on top.
Evine gittiği çocuk Chris piyasa fiyatlandırmalarındaki gibi kızların nerede olduğunu görmek için bir tablo hazırladığında Sara hep en tepedeydi.
But if it weren't for the determination of that little girl from Ridgefield, the woman standing in front of you wouldn't be here today, working at one of the top PR firms in Los Angeles, telling a bunch of junior publicists about the days when I was the poster child for the geek squad.
Ama Ridgefield'daki o küçük kızın azmi olmasaydı şu an gördüğünüz kadın burada olup Los Angeles'ın en iyi halkla ilişkiler şirketlerinden birinde çalışmaz ve bir grup yeni halkla ilişkiler uzmanına inekler grubunun poster çocuğu olduğu günleri anlatmazdı.
"'A plastic bag from the very top of shit mountain.
"'Dan çok üst bir plastik torba bok dağ.
You're on top thanks to support from the bottom.
Diptekilerin sayesinde tepeye çıktın.
# I have been searching from the bottom to the top
# Baştan sona arıyorum
# From the bottom to the top
# Arıyorum
Because after the interview, as I was leaving their office, I swiped a ream of paper from the photocopy machine.
Çünkü mülakat sonrası ofislerinden çıkarken, fotokopi makinesinden bir top kâğıt yürüttüm.
From the U. S., trucks roll in loaded with used clothing, used jalopies for sale, expired medicines, and rich kids looking to lose their virginity to our top-notch sex workers.
ABD'den kullanılmış elbiseler, 2. el arabalar, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlarla dolu kamyonlar ve bekaretini pırlanta gibi jigololara bozdurmak isteyen zengin çocukları gelir.
Six days to the top from this camp.
Kampla zirve arası altı günlük mesafe.
So we've redesigned the whole space center from top to bottom... So we've redesigned the whole space center from top to bottom... for our heroic astrochimps.
Astro Maymunumuzu baştan sona yeniden tasarladık.
Once we get to the top of the mountain, no one goes to or comes from that monastery.
Biz dağın tepesine gittikten sonra, kimsenin manastıra ulaşmasını istemiyorum.
If you can manage to come in the top two, and, more importantly, prove to me that you're a different boy from your brother, then you can move up to 1A1.
Eğer en iyi ikiden birisi olursan daha da önemlisi abin gibi davranmazsan 1A1'e yükselebilirsin.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]