English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Türkçe → İngilizce / [ G ] / Gen

Gen Çeviri İngilizce

1,916 parallel translation
- İşte gen çözeltisi gidiyor.
- There goes the gene solution.
Gen beslemesi!
The gene feed!
- Gen beslemesine engel oluyorlar!
- They're overriding the gene feed.
Gen beslemesinin içinde ne var?
What's going into the gene feed?
Johns Hopkins'e ya da Massachusetts'e ya da herhangi bir yere gidebilirdim, ama yine de bana bir şey öğretmiyor!
Okay, I got in at mass gen, I got in at johns hopkins. I could have gone anywhere, and she won't teach me!
Gen havuzunun yanlış uçlarından geliyorlar.
From the wrong end of the gene pool.
Yeniden tezgâhtar olacaksın.
Time to send you back to gen pop.
Sarah'a Hoşgeldin, kahrolası gen hazvuzunun sığ sonu.
Welcome to Sarah, the shallow end of the fucking gene pool.
Eminim kahve dükkânları zincirlerinde gençlere satılacak yüksek fiyatlı bir cd bunları izleyecektir. Harika olacak.
You got your follow-up article and a concert, surely followed by an overpriced cd sold at corporate coffeehouses for gen xers without taste buds or taste.
Silas doğduktan sonra buraya geldiğimiz tek sefer de "Judah gen havuzunu zayıflattığı için bebek egzama olmuş." dedin.
The one time we came down here after Silas was born you told us the baby had eczema because Judah watered down the gene pool.
Şu anda kullandığımız işlemeli, altıgen fayansların nesi varmış?
What happened to the solid subway tile field with hex tiles on the floor?
Çünkü şey gibi görünüyor sporun geleceği- - gen dopingi.
'Cause it seems like this is the future of sports- - gene doping.
Gen dopingi, evet.
Gene doping, yeah.
Onu kaydettirebileceğimiz gen yenileme terapileri veya klinik araştırmalar olabilir.
Well, there may be some gene-replacement therapies or clinical studies we can enroll her in.
Üçüncü nesil solar levha yarı iletken kuantum noktalar ve nano parçacıklar içerir.
Third gen electric solar sheet incorporating semiconductor quantum dots and nanoparticles.
Hastada BRCA1 gen mutasyonu var.
The patient inherited the BRCA1 mutation from her mom.
Kaçış kapsülü mahkum gemisi veya gen bankası olabilir.
Escape pod. Prison ship. Gene bank.
Genel nüfusa mı, yoksa ayakkabıya mı?
gen pop. or the shoe?
Genel nüfusa mı, yoksa Ayakkabıya mı?
Gen pop or the Shoe?
Genel nüfusa mı, yoksa Ayakkabıya mı?
Gen pop. Or the shoe?
Bu gen, mikroskopik altın parçaları üzerine yerleştirilip soya fasulyesi hücrelerinin içine bir gen tabancası kullanılarak yerleştiriliyor.
This gene is placed on microscopic particles of gold, which are fired into the soybean's cells with a gene gun.
Gen DNA'ya giriyor ve bir protein yaratarak bitkiyi Roundup'a karşı dirençli hale getiriyor.
The gene penetrates the DNA and creates a protein, making the plant resistant to Roundup.
Bitkiye bir gen yerleştirirseniz,.. ... o gen DNA'dır. Biz hep DNA tükettik, tarih boyunca hep DNA tükettik ve bu yüzden bir bitkinin GRASS olduğuna karar verebiliriz.
if you introduce a gene into a plant, that gene is DNA, and we've consumed DNA, we have a long history of consuming DNA, and we can establish that that is "G.R.A.S."
Sığır büyüme hormonu onaylanırken anahtar rol oynadılar,.. ... ayrıca gen mühendisliğinin nasıl ele alınacağını da belirlediler.
They played a key role in Bovine Growth Hormone, in getting that thing approved, and also in how genetic engineering was dealt with.
Bu, ineklere şırınga edilen, gen aktarılmış bir hormon,.. ... sığırlara aşılanıyor ve süt üretimini yüzde 20 artırıyor.
It's a transgenic hormone that's injected into cows, increasing dairy production by 20 %.
1998'in Ekim ayında,.. ... Kanada Sağlık Dairesi'nden üç bilim insanı, senato komisyonuna... gen aktarılmış hormonun onaylanmasını durdurmak amacıyla ifade verdi.
In October 1998, three scientists from Health Canada testified before a senate commission in order to stop the approval of the transgenic hormone.
- Sığır büyüme hormonu. BGH ile tüketicilerin gen mühendisliğini kabul edip etmeyeceğini sınıyorlar.
BGH, is a test of consumer acceptance of genetic engineering.
... "geleneksel üretim ve gen mühendisliği üretiminin yarattığı beklenmeyen etkiler arasında temel farklar var."
"There's a profound difference between the types " of unexpected effects from traditional breeding and genetic engineering, " unquote.
- Orada diyor ki, geleneksel üretim yöntemleri ile gen mühendisliği yöntemleri birbirinden farklıdır.
"The processes of genetic engineering " and traditional breeding are different...
FDA tabii ki gen mühendisliği konusunu araştırdı ve bu tekniklerin güvenlik ve kalite yönünden farklı ürünler yarattığına dair hiç bir veri yok.
Now, FDA has, of course, looked at the use of genetic engineering and has no information that simply the use of the techniques creates products that differ in safety or quality...
"EMS'ye neyin sebep olduğunu bilmiyoruz,.. ... fakat gen mühendisliğinin sebepler arasında olması ihtimalini yok kabul edemeyiz."
"We do not yet know the cause of EMS nor can we rule out the engineering of the organism."
Söylediğim gibi, aktarılan gen, yalıtılmış olarak kullandığımızda,.. ... 800 misli yoğunlukta bile herhangi bir zarar vermemişti.
As I said, the transgene, when we did it in isolation, even at 800-fold concentration, didn't do any harm.
... ama bizim söylediğimiz ve yayımladığımız,.. ... sorunu aktarılan genin değil, gen aktarma teknolojisinin yarattığını ortaya koyuyor.
And what we did say and what we did publish was, actually corroborated, confirmed... that it was NOT the transgene, which was the problem but it was the technology.
Sadece on yıl sonra, gen aktarılan ürünler bugün 100 milyon hektardan fazla araziyi kaplıyor.
After only 10 years, transgenic crops now cover 250 million acres.
Kuzey Amerika'da gen aktarılmış bir tohum satın alan her çiftçi, bir teknoloji anlaşması imzalamak durumunda.
In North America every farmer who buys bioengineered seeds must sign a "Technology Agreement"
Gen polisinden Amerika'nın kırsalında çok korkuluyor. Çiftçiler, GDO'ların hakim olduğu bir dünyada uygulanan totaliter yöntemleri itham ediyorlar.
Created by Monsanto to enforce its law in the fields, the gene police sow fear in rural America, where farmers denounce the totalitarian methods used in a GMO-dominated world.
Dünyanın birçok yerinde insanlar, Monsanto'nun tekelinden kaygı duyuyorlar,.. ... çünkü uzun vadede gen aktarılmış olmayan tüm çeşitlerin yok olması ihtimali söz konusu.
Everywhere people worry about Monsanto's monopoly, which, in the long-term, threatens to wipe out all non-transgenic varieties.
Kiran Sakhari ve Abdul Gayum, 2001 yılından beri Warrangul bölgesindeki küçük çiftçilerin ektiği gen aktarılmış pamuğu izliyorlar.
Since 2001, Kiran Sakhari and Abdul Gayum have been closely following the transgenic cotton grown by small farmers in the Warangal district.
Ben şahsen bitkiyle BT'yi taşıyan gen arasında istenmeyen bir etkileşim olduğunu düşünüyorum.
What I personally feel is that there may be some interaction, undesirable interaction, between the host plant where the gene was introduced and the gene which is carrying the BT. And that has introduced a weakness in the plant to... not to resist this Rhizoctonia.
Gen mühendisliğinin patent elde etmenin bir yolu olduğu söyleniyor,..
They've always said genetic engineering is the way to get to patenting.
Bir öğrencim oradaki insanlara gen aktarılmış bitkilerin nasıl tespit edileceğini öğretmeye gitmişti.
One of my students went to try and train people to detect transgenics.
Yanımızda bir de pozitif kontrol götürmüştük. Bu kontrol, ABD'den getirdiğimiz ve gen aktarıldığını bildiğimiz bir konserve mısırdı. Aynı zamanda bir de negative kontrol arıyorduk.
We brought with ourselves a positive control, that was a can of corn from the US that we knew was transgenic and we were looking for a negative control and we thought the best negative control is going to be corn from the local places,
Sonuçlara baktığımızda bir sürprizle karşılaştık. Gördük ki, gen aktarılmamış olduğuna inandığımız örneklerde gen aktarılmış DNA'lar var.
So, the surprise came when we looked at these samples and we discovered that the samples that we all believed would be non-transgenic had already transgenic DNA within them.
Bu müthiş biyo-çeşitlilik, bir hazine gibi. Dünya mısırının gen rezervuarı.
This extensive biodiversity is a treasure- - the world's genetic reservoir of corn.
O günden sonra, Ulusal Ekoloji Enstitüsü,.. ... Meksika mısırına gen aktarılmış DNA bulaştığını onayladı.
Since then, The National Ecology Institute has confirmed the contamination of Mexican corn.
- Meksika'da gen aktarılış mısır tohumları çevreye yayılırsa,.. ... büyük ihtimalle bu genler kendilerini yerel Meksika türlerinin genomlarına sokmayı başaracaklar.
In Mexico, once the transgenic corn seeds have been released into the environment, it's very likely that the transgenes will insert themselves into the genomes of the local Mexican varieties.
Gen aktarılmış kirlilik nedeniyle mısırımızı etkileyen yeni hastalıklar hakkında yapacağımız toplantıya çağırmak istiyoruz sizi.
We invite you to attend a meeting about the new diseases which are infecting our corn because of transgenic contamination.
Örnek alıp, trans-gen içeriyor mu içermiyor mu baksınlar diye bir biyo-teknoloji labaratuvarına yolladık.
We sent a plant sample to a biotech lab to see if maybe it contained genetically modified genes.
Heroes.Gen.TR Ayağa kalk dostum hadi!
Get up man, come on!
Monsanto'nun kendi kanunlarını dayatmak üzere icad ettiği, gen polisi olarak adlandırılan görevlilerin kurbanı olmuşlar.
They have been victims of the so-called "gene police."
Bu bir altıgen.
It's a hexagon.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]