English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ H ] / Here's one for you

Here's one for you translate Turkish

383 parallel translation
Here's one for you. Jonquilla Narcissus.
İşte burada bir tane var.
Darling... you know there's no one around here for miles.
Sevgilim... kilometrelerce ötede bile kimse yaşamıyor.
Here's another one for you.
Al sana bir tane daha.
Here's a better one for you.
Bak bu daha güzel.
I was sent here today for one reason... to tell you that if there's any more trouble... if this prison isn't brought under the strictest control...
Buraya tek sebepten dolayı gönderildim ; eğer daha fazla sorun çıkacaksa eğer bu hapishane en katı şekilde kontrol altına alınmazsa...
"Keep out, evil one, there's no room for you here!"
"Uzak dur kötülük dolu şey, sana burada yer yok!"
Think you'd come home one day and say, "Here's a baby for you, Daddy"?
Sanırım bir gün eve gelip : "Babası, al sana bir bebek." diyecektin.
Well, here's one for you :
Al sana bir deneyim!
You're the one who's going to get out of here... and out of New York too if you know what's good for you.
Buradan gidecek olan sensin.... hatta New Yok'dan da. eğer kendi iyiliğini düşünüyorsan.
Now, here's one in which you propose that the government... build an academy like West Point for airmen.
Hükümetten, West Point'e benzer bir havacılık... okulu kurulmasını talep etmişsiniz.
I have to keep one copy and here's two for you.
Diğer ikisi de sizde.
Run'em off the land is what I say... like we should've run Red Cloud off eight years ago... when he sat right in this room signing that half-baked, misbegotten treaty... the one that's keeping you prospectors tied down here... instead of out there where there's enough gold laying right out on the ground... to pay for the whole Civil War.
Tıpkı Kırmızı Bulut'a sekiz yıI önce yaptığımız gibi... burada oturup o yarım yamalak, gayrı Meşru antlaşmayı imzaladığımızda... hani şu siz altın arayıcılarını Bir sürü altının olduğu yere... gitmek yerine buraya bağlayan antlaşmayı imzaladığımızda... Hepsi İç Savaşın parasını çıkarmak için -
Aren't you sick of cards for one day? Even here.
Bütün gün boyunca kartlara bakmaktan sıkılmadın mı?
And here's one for you too.
Sanada bir tane öpücük.
Yes, he's the one who told me to wait for you here.
Elbette, ahbap bile olduk! Seni beklememi söyleyen oydu.
Here's one for you.
Sana da bir tane var.
Hey, Hank, I think you need to take one for the team here.
Ne takımıymış bu? Bu takım dostum.
Here's one for you, shorty.
Al bakalιm ufaklιk.
Here's one for you.
Al bakalım!
Here's one for you!
Al sana!
You don't know what it's like out here, one woman for every 20, 30 men, and she ain't likely to be much for looks or temper.
Orayı bilemezsin, 20, 30 erkeğe bir kadın düşer ve kadın da pek kişilik meraklısı değildir.
- Here's one for you, one for you.
- İşte bir sana, bir d sana.
You see, here they are, orbiting like this when they fired the retros for a comedown in Siberia one of the rockets misfired.
Şu şekilde yörüngede turlarken Sibirya'ya inmek üzere roketlerini ateşlediklerinde roketlerden birisi ateş almamış olmalı.
I also hold here an order of executive clemency signed by the governor, ordering a stay of execution on the condition that you offer proof of your willingness to provide evidence that can be used in the prosecution for numerous capital offences of one Lewis George Parma.
Ayrıca elimde vali tarafından imzalanmış merhamet anlaşması olarak sayılan Lewis George Parma'nın soruşturmada kullanılabilecek kanıtlanmamış sermaye suçlarına kendi isteğinle tanıklık etmen şartıyla yürütmeyi durdurma emri var.
We realize that you've never worked together before as a team... but you're familiar with one another, except for Lt. Schaffer here.
Daha önce ekip olarak çalışmadığınızın farkındayız... ama Teğmen Schaffer dışında birbirinizi tanıyorsunuz.
And if you have been collecting information about what the Russians are doing in Cuba to help us here, don't think for one minute you will take it out with you.
Ve eğer Rusların Küba'da bize yardım etmek için ne yaptığı konusunda istihbarat topladıysan bunu beraberinde ülke dışına çıkarabileceğini düşünme bile.
It's so great in some ways and so lousy in others. Look at the people you're meeting. Everybody is here for one purpose.
Başkaları için oldukça rezil bir durum olsa da, şuraya baksana bir, insanlar bir amaç için bir araya toplanmış.
There's one right here for you
Sizin için burada bir tane var.
And could you summon the passengers to me here? One by one in this order except for the Princess Dragomiroff, who is not only of royal blood, but also much older than she tries not to look.
Herkesin belirtildiği sırayla peş peşe bana gelmelerini istiyorum, tabii prenses hariç, büyük bir hanım olması ve yaşından ötürü, onunla kendim gidip konuşurum.
One thing, when you get out of here, make sure you call the cops before you take off for the border?
Buradan çıktıktan sonra, sınırdan geçmeden önce polisleri aradığından emin ol.
You may have to account for him one day... but I know you were pressured... by certain people around here taking the law into their own hands.
Bir gün o adamın hesabını vermeniz gerekebilir. Ancak burada, kanunları kendi kafalarından uyduran bazı insanların baskısı altında kaldınız.
Here's one for you.
Buyurun sizin.
So you're waiting for me here Two swordsmen under the sun will meet sooner or later When we meet, one of us will be killed by the other's sword
Demek beni bekliyordun 2 usta silahşör göğün altında er yada geç buluşacaktır buluştuklarında, biri... diğerinin kılıcıyla ölecektir
And there's one thing I do know, Son, and that is you are here for a reason.
Benim bildiğim bir şey varsa evlat, o da senin burada bir amaç için bulunduğun.
There's one thing I do know, Son, and that is you are here for a reason.
Tek bildiğim şu oğlum : burada olmanın bir nedeni var.
When you die, your pictures will go up on that wall with all the others, and not one of you, not a single one of you, ever had to scramble for one lousy vote, and maybe that's why I don't see the mayor here or the DA.
ÖIdüğünüzde, resminiz diğerleri ile beraber duvara gidiyor, ve hiçbiriniz, bir tekiniz bile, bir basit oy için kapışmıyorsunuz, ve belki de bu yüzden başkan yada başsavcıyı buralarda görmüyorum.
Zarzuelo, one of our most beloved brothers... brought you here to be tried for your many sins.
Zarzuelo, en kıymetli dostalarımızdandır, ve seni buraya günahlarından sınava çekmek için getirdi.
Now, if you want to use the one down here by the pool, it's been set up for guests for you.
Havuzun oradakini kullanmak isterseniz, orası misafirler için ayarlandı.
Here's one for you, an American stamp, Chicago.
İşte biri de sana, Amerika damgalı, Chicago'dan.
Here's one Starscream's been saving for you!
Starscream'in size hediyesi.
Here's one for you and one for Mommy.
Ben de seni ve annemi öpüyorum.
Not against Lo Pan, but here's one for you to make you feel better, like Dirty Harry.
Lo Pan'e karşı değil, fakat işte senin için bir tane, seni Kirli Harry gibi daha iyi hissettirmek için.
Here's one for you.
Al bakalım.
Mr. Holmes, we can only regard it as a special Providence that you should chance to be here at this time, for in all England you are the one man we truly need.
Bay Holmes, Tam da ihtiyâcımız olduğu şu zamanda, sizin burada olmanızın İngiltere için bir şans olduğu kanısındayız.
- What's going on here tonight? If they think for one minute that you're undependable, it's over.
- Seni güvenilir bulmadıkları ilk anda bu iş biter Barry.
Here's one for you, Elaine.
Bu şarkı sana, Elaine.
One of'em was here the other day for something, seen you sellin'food to coloreds.
İçlerinden biri geçen gün bir iş için buradaymış... seni siyahlara yiyecek satarken görmüş.
HERE'S ANOTHER ONE FOR YOU TO CHEW ON.
Senin üzerini çiğnemen için burada başka bir sebep daha var.
- Here's a new blazer for you. You will be receiving an award today, so don't wear the old one.
Bugün ödüllendireleceksin, eskisini giyme.
Now here's one for you.
Şimdi de snein için bir tane.
Here's one for you.
İşte sizin için bir tane.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]