English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / I see you

I see you translate Turkish

119,291 parallel translation
Can I see you?
Görüşebilir miyiz?
I see you eyeing up my woman, and she's taken.
Kadınıma baktığını gördüm, o benimdir.
Well, I see you took our conversation about undue risk to heart.
Pekala, görüyorum ki aramızda geçen konuşmayı fazla ciddiye almamışsın.
- Damn it, Anthony, I see you!
- Kahretsin Anthony, görebiliyorum!
Didn't I see you at the Finance Credit Conference in Chicago a few weeks ago?
Birkaç hafta önce Şikago'daki Finans ve Kredi Konferansı'nda mıydın?
I will see what I can do for you.
Yardımcı olmaya çalışacağım.
See, I don't care whether you're able to heal yourself from this.
Bunu atlatıp atlatamaman umurumda değil.
You see, I-I think he's native to Florence.
Bence kendisi Floransa'nın yerlisi.
I bring you both women who want to punish you, see you suffer.
Seni cezalandırmak isteyen iki kadını da getirdim.
Well, if you're wrong and there is a hell, then I guess I'll see you there.
Eh, yanlışmısın Ve bir cehennem var, O halde orda görüşürüz sanırım.
I mean, don't you want to see the candidate stay up all night?
Adayın sabahlamasını izlemeyi kim istemez?
I appreciate the applause, ladies and gentlemen, but I imagine it's for the woman you really came to see.
Hanımlar beyler, alkışlarınız için teşekkür ederim ama sanırım onların asıl sahibi görmeye geldiğiniz hanımdı.
I'll see you on the battlefield.
Savaş meydanında görüşürüz.
Yes, you see I'm the leader of a new caucus advocating against the war.
Evet. Savaş karşıtlığını savunan yeni bir parti grubunun lideriyim.
You see, I'm the leader of a new caucus advocating against the war.
Ben savaş karşıtlığını savunan yeni bir parti grubunun lideriyim.
Ah, I see, so you're doing this for glory.
Demek bunu şöhret için yapıyorsun.
In fact, I imagine my candor is the very reason you've come to see me.
Hatta beni görmeye gelme sebebinizin açık sözlülüğüm olduğunu düşünüyorum.
I'll see you in the morning.
Sabah görüşürüz.
I'll see you there.
Oraya geleceğim.
You idolized your father, Eduard, but he was never there and I could see how painful that was for you.
Babanı örnek alıyordun, Eduard, ama o hiç yanında olmuyordu. Bunun senin için ne kadar acı verici olduğunu görebiliyordum.
So, I bring you in so they can see that they don't actually want the thing they think they want.
Ben de seni çağırıyorum. Böylece istediklerini sandıkları şeyi istemediklerini görüyorlar.
And then I never want to see you again.
Sonra da bir daha görmek istemiyorum.
I see that you're not feeling chatty.
Konuşmak istemediğini görebiliyorum.
I would shake you by the hand, but I can see... that'd be awkward.
Elini sıkmak isterdim, ama görüyorum ki, uygunsuz olurdu.
I mean, after all, when did you last see a white guy win the 100-meter dash?
Yani, bunca zamandır, beyaz bir adamın 100 m koşusunu kazandığını en son ne zaman gördün?
I mean, you got to see it from my perspective.
Yani olaya benim açımdan bakman lazım.
When I look at you, I don't see the same thing.
Sana baktığımda aynı şeyi görmüyorum.
Can you not see that I am working?
– Çalıştığımı görmüyor musun?
"'I cannot come to visit you, "'but is it possible that I should never see you?
"Seni ziyarete gelemem ama seni asla görmemem mümkün mü?"
I was going to say there's a Mr. Szilard here to see you.
Bay Szilard diye biri sizi görmeye geldi diyecektim.
Whatever it is, I'm sure you'll see it better with fresh eyes.
Bu her neyse, sağlam kafayla daha iyi göreceğine eminim.
I know it's hard to see, but you have other options.
Anlamanın zor olduğunu biliyorum ama başka seçeneklerin de var.
See, I used to be in sales, and now here I am trying to get my customer... That's you... To tell me about Everclear.
Bak, ben eskiden satıştaydım, şimdi ise burada... müşterimin bana, ki bu sen oluyorsun Everclear'ı anlatmasını sağlamaya çalışıyorum.
I hope you like what you see.
Umarım gördüklerinizi beğenirsiniz.
If I ever see you again down at the meetings or you ever try to blackmail me again, I will have them both killed.
Eğer seni bir daha o toplantılarda görecek olursam ya da bana tekrardan şantaj yapmaya yeltenecek olursan ikisini de öldürtürüm.
If you're a killer, then I'm fucking Snow White. - And I don't see any dwarfs around.
Sen katilsen ben de Pamuk Prenses'im ama hiç cücem yok.
I mean, I don't know how you don't see it.
Bunu görememene şaşıyorum.
So, I'm gonna take you to see a place at the Four Seasons, and then we'll head over to Cedar Crest.
Önce FourSeasons tatil köyündeki bir evi göstereceğim, sonra da Cedar Crest'e gideriz.
I employ scores of families, I... cherish them, fete them, and my wife does... untold kindnesses you'll never see.
Onlarca aileye iş veriyor, bağrıma basıp evimde ağırlıyorum ve karım tarifi mümkün olmayan iyiliklerde bulunuyor.
I just... wanted to see you, is all.
Sadece seni görmek istedim.
You think I wanted to see that even once, Wendy?
Seçme şansım olsa öyle bir şeyi görmek ister miydim?
Oh, sure, I'll call, but just thought you might wanna see this.
Olur, onu ararım tabii ama bunu görmek isteyeceğini düşündüm.
See, I can't sell this to you if you're acquiring it on behalf of someone else.
Başka biri adına alacaksan bu silahı sana satamam.
I'll see you soon. - Mm.
Sonra görüşürüz.
Uh, you know, if you've got it, I'd love to see maps that connect this area with the Missouri River.
Elinde varsa bu bölgeyi Missouri Nehri'ne bağlayan haritaları görmek isterim.
I told you, I don't see how this works.
Nasıl yapacağımızı anlamadım.
- If I give you everything I have, you swear to me I'll never see your face again?
- Elimdekinin hepsini sana verirsem bir daha gözüme görünmeyeceğine yemin eder misin?
- I'll see you soon.
- Birazdan görüşürüz.
I'll see you dead before that happens.
Başaramadan öldüğünü göreceğim senin.
- You see what I grew up with? - Know what?
- Nasıl bir ortamda büyüdüm, görüyor musun?
Yeah, Kevin, I'll see you at the party.
Tabii Kevin. Partide görüşürüz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]