English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / It was fun

It was fun translate Turkish

2,706 parallel translation
So if a dame left you without word... No "it was fun," no "we'll always have Paris," you'd go searching for her?
Tek kelime bile etmeden senden ayrilan bir kadin olsaydim ya da hayir, "eglenceliydi", hayir "Paris hep düslerimizde olacak" deseydi onu arar miydin?
It was fun while it lasted.
Eğlenmedik değil. - Çıkın lan!
It was fun, you know...
Eğlenceliydi...
It was fun, man.
Eğlenceli oldu.
It was fun sized.
Küçük boyuttaydı ama.
It was fun being married.
Evli olmak eğlenceliydi.
Bet it was fun when she was pregnant.
Ama hamileyken keyiflidir.
It was fun for him.
Onun için bu eğlenceliydi.
It was fun.
Bu eğlenceliydi.
It was fun, though.
Eğlenceliydi, her şeye rağmen.
But it was fun.
Ama keyifliydi.
And it was fun...
Ve de eğlenceliydi.
It was fun!
Çok eğlenceliydi, değil mi?
It was fun practicing with Gyoo Won unnies.
Gyu Won ve arkadaşlarıyla çalışmak çok eğlenceliydi!
It was fun.
- Çok eğlenceliydi!
It was fun.
Eğlenceliydi.
It was fun, wasn't it?
- Eğlenceliydi, değil mi?
Sure, it was fun... watching your family squirm and burn away... like ants under a magnifying glass.
Ailenin kıvranıp yanışını izlemek eğlenceliydi elbette. Büyütecin altındaki karıncalar gibi.
And yes, it was fun being adored as the Collins name crumbled... growing wealthy on the backs of their despair.
Evet, Collinsler'in namı yok olup kendileri sefalete sürüklenirken benimse sevilip zenginleşmem de zevkliydi tabii.
Do you think it was fun growing up with two roving quartet players for parents, who were gone seven months of the year, and I was always taking a backseat to a violin and a viola?
Yılın yedi ayı boyunca yok olan gezici kuartet müzisyenleri tarafından büyütülmek ve daima kemanla viyolanın arka planında kalmak eğlenceli mi sanıyorsun?
It was fun last night.
Dün gece eğlenceliydi.
- So did I. It was fun.
- Ben de öyle. Çok eğlenceliydi.
It was fun, but now I have to go back to ruling the country.
Eğlenceliydi, ama şimdi tekrar ülkenin başına geçmem gerekli.
Um... it was fun. it was fun.
Eğlenceliydi. Eğlenceliydi.
I was having fun playing in the snow, and now you've ruined it, like a pizza place ruins a salad.
Ne güzel karda eğleniyordum sen geldin pizzacıların salatayı bok etmesi gibi sıçtın tüm eğlencemin içine.
Oh, it was so fun.
Çok eğlenceliydi.
It was kind of fun until I started beating him. Oh.
Onu dövmeye başlayana kadar eğlenceliydi aslında.
Yeah? There was times that it s really fun.
Gerçekten eğlenceli olduğu zamanlar oldu.
Even though it was silly, it was so much fun.
Aptalca olmasına rağmen o kadar eğlenceliydi ki.
Well, I thought it was family fun night.
Aile gecesi diye düşünüyordum.
All I wanted was one night with my guy, some Halloween fun, some crafting in a house that I love and have bled for, and you ruined it, and he left. And now he's out at the bars.
Tek isteğim, erkeğimle bir gece geçirmek, Cadılar Bayramı eğlencesi düzenlemek, sevdiğim ve uğruna kan döktüğüm ev için elişi yapmaktı, ama işleri mahvettin, o da gitti.
So it made you feel that, hey, I could be one of those people holding the iPod having fun and I thought it was so genius.
Böylece bu bizim, "Hey, ben de elinde iPod'uyla eğlenen o insanlardan biri olabilirim." diye düşünmemizi sağladı. Çok dahice olduğunu düşünmüştüm.
Fun as it was, it doesn't really change anything.
Eğlenceli olmasına rağmen, aslında hiçbir şeyi değiştirmedi.
When I was little, your grandma and I decided it would be fun to get matching mother-daughter dresses, so we went shopping all over town looking for the right ones, and finally, we found the perfect dress, but they only had one, and it fit grandma, but it didn't fit me.
Ben küçükken, büyükannen anne-kız olarak uyumlu kıyafetler giymemizin güzel olacağını düşündü ve kasaba boyunca dükkanları gezip doğru kıyafeti aradık, ve sonunda, mükemmel elbiseyi bulduk, ama ellerinde sadece bir tane vardı ve o da büyükannene uydu..
It was really fun.
Gerçekten eğlenceliydi.
You can just tell it was built purely for fun
Bunun tamamen bir eğlence için imal edildiğini söyleyebilirsiniz.
It was so much fun.
Gerçekten çok eğlenceliydi.
Erin, it was great fun tonight.
Erin, bu gece çok eğlenceliydi.
I thought our wedding was important to both of us, and it would be fun for us to plan it together.
Düğünümüzün ikimiz için de önemli olduğunu sanıyordum. Organize etmenin de ikimiz için eğlenceli olacagini düşünmüştüm.
If only you could have seen it. It was a hell of a lot of fun.
Görsen ne şenlik, kıyamet.
That was ridiculous fun, now wasn't it, ladies and gentlemen?
Çok eğlenceliydi, değil mi, bayanlar ve baylar?
It was more fun for me.
Benim için de eğlenceliydi.
It's too bad,'cause the hotel was starting to sound fun.
Bu çok kötü, çünkü otel kulağa eğlenceli gelmeye başlamıştı.
It was a fun party.
Keyifli bir partiydi.
So was it fun?
Eğlendin mi?
That was fun, wasn't it?
Eğlenceliydi, değil mi?
And it was so scary, but it was, like, so much fun.
Çok korkunçtu ama bir o kadar da eğlenceliydi.
For her, it was far more than a bit of fun.
Onun için bu kesinlikle bir flört ya da bir oyun değil.
I actually thought it was kinda fun yesterday.
Dün aslında eğlenceli olduğunu düşündüm.
It was a really fun time.
Güzel zamanlardı.
It was so fun.
Çok eğlenceliydi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]