English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ S ] / See you in class

See you in class translate Turkish

233 parallel translation
Well, I'll see you in class.
Tamam, derste görüşürüz.
- I'll see you in class later.
Derste görüşürüz.
Jimmy, I didn't see you in class today.
Bugün seni sınıfta görmedim.
Look, I'll see you in class, OK?
Neyse, sınıfta görüşürüz, tamam mı?
I'll see you in class.
Sınıfta görüşürüz.
We gonna see you in class tomorrow?
Yarın ki derse gelecek misin?
See you in class tomorrow.
Yarın derste görüşürüz.
I'll see you in class tomorrow for the reports.
Yarın sınıfta senle ödevleri konuşuruz.
You know what? I'll see you in class.
Seninle dersten sonra görüşürüz.
But, I'll see you in class.
Derste görüşürüz.
See you in class.
Sınıfta görüşürüz.
See you in class.
Derste görüşürüz.
I'll see you in class, right?
Sınıfta görüşürüz.
Then I will see you in class next week.
O zaman haftaya derste görüşürüz.
See you in class!
Derste görüşürüz!
Anyway, see you in class.
Her neyse, sınıfta görüşürüz. Hoşça kal.
Hey, see you in class.
- Syd! Derste görüşürüz.
And I'll see you in class, Lorelai.
Sınıfta görüşürüz, Lorelai.
So I'll see you in class, and maybe at that Phi Kap party tonight?
Derste görüşürüz. Bu geceki Phi Kappa partisine de gelirsin belki.
Jodi, I didn't see you in class.
Jodi, sınıfta yoktun.
Thanks to see you in class.
Seni sınıfta gördüğüme sevindim.
- See you in class.
- Görüşürüz.
You see, we didn't have any money, so we went third class, and there was a farmer on the opposite bench with cheese in his lap.
Hiç paramız yoktu, bu yüzden üçüncü sınıfta gidiyorduk kucağında peyniriyle karşı sırada bir çiftçi vardı.
In the highest-class places, you'll see them drinking it without anything. Plain black.
Birinci sınıf yerlerde, millet öyle içiyor.
You see, dear, my wife and I aren't used to places like this... so it's only fair to tell you that if we don't get a whole lot of high-class service, and in a hurry... there's likely to be a terribly embarrassing scene in this sanctum.
Biliyorsun, eşim ve ben bu tip yerlere pek alışkın değiliz o yüzden burada birinci sınıf bir hizmeti derhal almazsak bu kutsal yerde oldukça utanç verici olaylar olacağını size garanti ederim.
You see, in a class of journalism... accuracy is equally as important as punctuality.
Gazetecilik sınıfında... doğruluk da dakiklik kadar önemlidir.
It's so hard to explain to you, but, you see, it's very difficult for people to rise above their class in Europe.
Bunu sana açıklamak o kadar zor ki.. ama görüyorsun, insanlar için Avrupa'da sınıf atlamak çok zor.
Did you see his face when he heard that we're still in the same class?
Sınıfta kaldığımızı duyunca suratını gördün mü?
Speaking of feminine power... you should see the Vietnamese girl in my class!
Kadın gücünden bahsetmişken sınıfımdaki Vietnamlı kızı görmen gerek!
I do not see how we can let you continue in this class... when it is clear that you do not understand the basic tenets.
Bu sınıfta devam edebileceğini sanmıyorum. Temel ilkeleri bile anlamıyorsun.
Okay, I guess I'll see you in class then, Dex. Barb! I don't believe you!
Barb, sana inanamıyorum!
Remember when I was in school, every week you would call my teachers to see if I was doing good and cutting class.
İyi olup olmadığımı öğrenmek için, eskiden hep öğretmenlerimi aradığını hatırlıyor musun?
Try being born a male Russian countess into a white, middle-class Baptist family in Mississippi and you'll see what I mean.
Mississippi'de orta sınıf beyaz baptist bir ailede... erkek bir Rus Kontesi olarak dünyaya... geldiğini düşünürsen ne demek istediğimi anlarsın.
See you tomorrow in class, Miss Vaughn.
Yarın sınıfta görüşürüz Bayan Vaughn.
See in you class.
Sınıfta görüşürüz.
You see, my son, Little Floyd, and your son, Little Nobody are in the same Entrepreneurial Studies class at Trumaine.
Benim oğlum, Küçük Floyd ve senin oğlun, Küçük Hiçkimse... Trumaine Üniversitesi'nde Girişimcilik Dersi'ne aynı sınıfta giriyorlar.
See, Bud, his son and you are in the same class.
Bud. Onun oğlu ve sen aynı sınıftasınız.
Anyhow, I'll see you two in class tomorrow.
- Yarın sınıfta görüşürüz.
But, I'll see you in class.
Ama- -
- I'll see you in class. - Yeah. - I'll see you in class.
Derste görüşürüz.
Did you see Nancy's face in class today?
Evet. Eğlenceli olacak. Bugün Edebiyat dersinde Nancy Doyle'un yüzünü gördünüz mü?
Look, see me in the guidance office, after class, you two, separately.
Dersten sonra rehberin odasında benle görüşeceksiniz. İkiniz, ayrı ayrı.
See you after class in the library.
Dersten sonra kütüphanede buluşuruz.
See you in biology class?
Biyoloji dersinde görüşür müyüz?
See you in biology class.
Biyoloji dersinde görüşürüz.
Um, i'll see you guys in class.
Sizinle sınıfta görüşürüz.
I'll see you in gym class, big guy.
Beden dersinde görüşürüz, koca çocuk. Dur bir dakika.
- You can see my problem. When we collared him, he was sitting in first class
Onu tutukladığımızda birinci sınıfta oturuyordu.
I think you would see that she's in a class of her own. Oh.
Sorunlu sınıfına giren çocuklardan biraz daha farklı.
- I'll see you guys in class.
- Sınıfta görüşürüz.
Class captain, you tell Chun Soo to see me in my office when he comes
Sınıf Başkanı, Chun Soo geldiğinde ona ofisime gelmesini söyle.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]