English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ S ] / Spit it out

Spit it out translate Turkish

1,181 parallel translation
- Just spit it out. - Okay.
Söylesene.
Spit it out!
Çıkar şu baklayı!
Come on. Spit it out.
Çıkar baklayı ağzından.
Spit it out.
Haydi söylesene.
He'll go look at a Picasso for hours... go back to his studio and spit it out.
Saatlerce bir Picasso tablosuna bakacak... atölyesine gidip ağzına geleni söyle.
I spit it out my hole.
Kıçımdan uydurdum.
Spit it out.
Anlatın hadi.
You're a guy, spit it out.
- Sen erkek adamsın, salla gitsin.
Spit it out.
Lafı dolandırma.
When I get a hankering for something to eat, I chew it and spit it out.
Eğer bir şeyi yemeyi çok istiyorsam önce çiğner sonra da tükürürüm.
Spit it out! You!
Hadi konuşsana!
Spit it out!
Söyle!
Come on, spit it out, Larry.
Hadi, çıkar ağzındaki baklayı, Larry.
Spit it out.
Tükür şunu.
I'm busy, spit it out.
Çok meşgulüm, çıkar baklayı.
Spit it out, Doctor.
Çıkar ağzındaki baklayı, Doktor.
So spit it out.
Ağzındaki baklayı çıkar bakalım.
Spit it out the window.
Acele et, camdan dışarı tükür.
"But, like poison from an adder's tongue..." I have to spit it out.
" Ama bir engereğin dilindeki zehir gibi tükürmeliyim onu.
Spit it out.
Tükür.
Spit it out now!
Tükür hemen!
He spit it out!
Tükürdü!
Spit it out slowly.
İso, yavaş atın oğlum.
- My daddy's a mason. - Spit it out.
- Babam duvar ustasıdır.
Now take a deep breath and spit it out.
Şimdi derin bir nefes al ve üfle.
Spit it out, Hyun-Bin!
Söyle, Hyeon-bin!
Go on, spit it out.
Hadi, çıkar ağzındaki baklayı.
Spit it out.
Tükür onu.
- Spit it out.
- Hadi söyle.
You got something to say, Alec, spit it out.
Söyleyecek bir şeyin mi var? Alec, çıkar baklayı.
You don't so much speak the language as chew it and spit it out.
Sen konuşmuyor, kelimeleri çiğneyip tükürüyorsun.
Spit it out - as your boyfriend said last nighti i was just going to say that.
Tamam, çıkar ağzındakini... Dün gece erkek arkadaşının söylediği gibi... - Bunu tam ben söyleyecektim.
- Spit it out.
- Seni dinliyoruz.
- For heaven's sake, spit it out.
- Tanrı aşkına, çıkar baklayı.
Spit it out. Whenever I bring her up you get this weird puss.
Ne zaman ondan söz etsem suratın değişiyor.
You got seconds to live, so spit it out.
Yaşamak için saniyelerin kaldı, dökül bakalım.
Spit it out.
Söyle.
Don't beat about the bush. Spit it out.
Lafı gevelemeden çıkar ağzından baklayı.
- To ask, to communicate... - Just spit it out.
Şunu söyler misin artık?
Say yes, and spit it out.
Evet tüküreceğim.
Spit it out...
Dışarı tükür...
Get you some water, boy, and spit it out.
Biraz su iç ve tükür evlat.
- spit it out, don't scare me!
- Beni korkutuyorsun, neler oluyor?
Little clouds moving along, swept up in the red spot, then it would spit them out again.
Etrafta dönen ve büyük kırmızı delik tarafından yutulup sonra geri çıkartılan küçük bulutlar vardı.
They had to watch it on TV or go to the mosque and pray the dragon would spit the sun out.
Ya televizyondan izleyeceklerdi, ya da bir camiye gidip ejderhanın Güneş'i tükürmesi için dua edeceklerdi.
- Spit it out!
- Öt!
Spit it out.
Baklayı çıkar.
You can spit it out.
Tükürebilirsin.
Spit it out. - Asha was heading home and...
- Asha eve doğru gidiyordu, ve...
It can chew you up and spit you out like a stick of gum.
Seni bir sakız gibi çiğneyip tükürebilir.
When the computer stops, it'll spit out a card telling us everything the system knows about where your tomato document is.
Bilgisayar durduğunda bir kağıt çıkacak ve sistem domates belgesinin yeri hakkında bildiği her şeyi söyleyecek.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]