English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ O ] / Out of town

Out of town translate Turkish

6,024 parallel translation
And then these two boys come in from out of town asking questions.
Sonra bu iki adam şehir dışından gelip sorup soruşturuyorlar.
Our victim's from out of town, so he had to have been staying somewhere.
Kurbanımız şehir dışına çıkmış, mutlaka bir yerde kalıyor olması lazım.
Once we change your look, we get out of town.
Görünüşünü değiştirip, şehirden çıkmamız gerek.
I ran Stevie Grayson out of town, and now it's time to test my theory about Emily Thorne.
Stevie Grayson'u şehirden kovaladım. ... şimdi de Emily Thorne hakkındaki teorimi test edeceğim.
We're gonna go out of town for a couple days.
Birkaç günlüğüne şehir dışına çıkıyoruz.
If she's looking for passage out of town, I might know a ship's captain who can help us.
Şehirden çıkmak için bir yol arıyorsa bize yardım edebilecek bir kaptan tanıyor olabilirim.
I was out of town.
Ben şehir dışındaydım.
You gave up this right when we ran you out of town.
Seni şehrin dışına sürdüğümüzde bu hakkından vazgeçmiştin.
Sylvie and Brando have out of town guests arriving any minute.
Slyvie ve Brando'nun konukları her an burada olabilir.
Commander, I was told that you were out of town.
Binbaşı, şehir dışında olduğunuzu duymuştum.
Grace gets out of school in a little while, and, uh... and Rachel's out of town.
Grace birazdan okuldan çıkacak ve Rachel şehir dışında.
Rebecca reached out to me... a cut of the diamond for a way out of town.
Rebecca bana ulaştı... Şehirden kaçabilmek için elmastan pay verecekti.
You want to get out of town... then you need to go in there for me.
Şehirden ayrılmak istiyorsun... o zaman bunun için bana ihtiyacın var.
Is this why you want to get me out of town?
Beni bu yüzden mi kasabadan yollamaya çalışıyordunuz?
No. And Todd was out of town, so he doesn't know why the cameras were turned off.
Todd da şehir dışındaymış o yüzden kameraların neden kapalı olduğunu bilmiyor.
Her... my sister and her husband are out of town.
Kardeşim ve kocası şehir dışındaydı.
You let Voight run me out of town with nothing.
Yok yere Voight'un beni şehirden kovmasına izin verdin.
Because if I'm gonna be out of town on this mall tour, I'm gonna need those'rexy models you're working with to know that you have a girl, and she fights...
Eğer bu alışveriş merkezi turum sırasında şehir dışındayken, çalıştığın tüm o model bozuntularının senin için savaşan bir kız arkadaşın olduğunu bilmelerini istiyorum.
And many citizens have actually decided to pull up stakes and get out of town.
Pek çok vatandaş eşyalarını toplayıp şehirden ayrılma kararı aldı.
I've got roadblocks on ever corner in and out of town.
Şehrin çıkışlarında her köşeye bariyer kurduk.
Trying to get out of town.
- Şehir dışına çıkmaya çalışıyordu.
My wife was out of town, so... I was by myself.
Eşim de şehir dışındaydı... yalnızdım yani.
Sometimes, you just need to get out of town, get a new perspective.
Bazen yeni bir bakış açısı oluşturmak için biraz uzaklaşmanız gerekir.
Out of town.
Kasabanın dışında.
There's a chance I'll be out of town. Yeah, okay.
- Haftaya şehir dışında olabilirim.
Lacey told me that she's going to be out of town for a couple of days, so we can just fix up her apartment then.
Lacey birkaç günlüğüne şehir dışında olacağını söyledi bu yüzden evine gidip dekore edebiliriz.
The Lees'pool took longer than expected. They're out of town again.
Lee'lerin havuzunu temizlemek tahminimden uzun sürdü.
And now he's out of town, so I'm trying to get his landlord to let me in, but the guy does not answer his phone.
Şimdi şehir dışında bu yüzden apartman yöneticisine ulaşmaya çalışıyorum ama adam telefonu açmıyor.
His mother said he went out of town... took some clothes, left in a hurry.
Annesi şehir dışına çıktığını söylemiş biraz kıyafet almış, aceleyle çıkmış.
My Aunt's out of town...
Teyzem kasabanın dışında.
The plan was to get Ali out of town tonight but now that we know that "A's" after Ezra...
Plan bu gece Ali'yi şehirden çıkarmaktı... Ama artık A'nın Ezra'nın peşinde olduğunu biliyoruz...
- Get out of town.
- Hadi canım, git şuradan.
You mean because it takes you out of town?
İş yüzünden şehir dışına çıkacağın için mi öyle diyorsun?
This far out of town, you can't be too careful.
Şehirden bu kadar uzakta olunca insanın hep tetikte olması gerekiyor.
If the sheriff don't run you out of town first.
Tabi ilk önce Şerif seni kasabadan kovalamazsa.
Get out of town, kid, or I will shoot your fucking head off!
' Kasabayı terk et çocuk, yoksa o kahrolası kafanı uçururum!
Because my fiancé's out of town and I'm too terrified of being alone.
Çünkü nişanlım şehir dışında ve ben yalnız kalmaktan çok korkuyorum.
No, we're out of town in August.
Hayır, ağustos ayında şehir dışında olacağız.
I'm here from, uh, out of town.
Şehir dışından geliyorum ben.
He threatened to run us out of town or worse.
Bizi kasabadan sürgün etmekle tehdit etti.
Twin girls don't get a bus ticket out of town without somebody noticing.
O ikizler fark edilmeden şehir dışına otobüs bileti alamaz.
I have business out of town, Perhaps a little'I will not be reached.
Yarın şehir dışında biraz işim var da bana bir süre ulaşamayabilirsin.
Or you had me chasing ghosts to get me out of town.
Ya da kasabada yalnız kalabilmek için beni hayalet avına yolladın.
First we find splinter, and then we get out of town.
Önce Splinter'ı bulacağız, ve sonra kasabayı terk edeceğiz.
Let's get the hell out of this town and go get our own. Yes!
- Hadi bu kasabadan çıkıp, kendi evimize gidelim.
Let's just get out of this town.
Hadi gidelim bu şehirden.
You go to a small town in Iowa where nobody's ever heard of Harvey Specter, Jessica Pearson, or anybody else, you go to law school, hang out your shingle.
Iowa'da küçük bir şehre gidersin Harvey Specter veya Jessica Pearson'ın adını kimsenin duymadığı bir yere sonra hukuk fakültesine gidersin ve kendi büronu açarsın.
If I can't figure my own way out of this, I don't deserve to lead this town.
Eğer bu işten çıkmak için çözüm bulamazsam bu kasabaya liderlik etmeyi hak etmiyorum demektir.
Weren't you always saying you wanted to get out of this town?
Bu şehirden gitmek istediğini söylemiyor muydun hep?
I'm going to go get the stuff out of my cube at Hooli, and then I'm getting the hell out of this town.
Hooli'deki eşyalarımı alıp sonra da bu şehri terk edeceğim.
Get out of this town.
Bu kasabadan git.

© 2017 - 2021 Translate.vc | translate.vc.com@gmail.com