English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / The warden

The warden translate Turkish

1,736 parallel translation
Is it possible that the warden ordered someone to kill him?
ONUN EMRİYLE BAŞKA BİRİ Mİ ÖLDÜRDÜ?
Is there a connection between the warden and the suspect?
MÜDÜR SUÇLUYU TANIYOR MUYDU?
You have a meeting with the warden.
Müdür seninle konuşmak istiyor.
You think the call to take care of me came down from the warden?
Sence benimle ilgilenmen için çağrı müdürden gelebilirmi?
Who the fuck do you think the warden listens to?
Müdürü kim dinler sence?
I just spoke to the warden at the prison. Said when he was there he found religion and began preaching to his fellow inmates.
Az önce oradaki gardiyanla konuştum oradayken dine döndüğünü ve diğer suçlulara vaaz vermeye başladığını söyledi.
I'm here with Henry Pope, who is the warden of Fox River Penitentiary, where Lincoln Burrows is scheduled to die by electrocution at 12 : 01 a.m. tomorrow.
Burada, Lincoln Burrows'un yarin saat 12 : 01 de elektrikli sandaliye ile idam edilecek oldugu, Fox River'da Tutukevi müdürü Henry Pope ile birlikteyim.
I have a code three in the warden's office. I repeat, code three. - Sound the alarm.
- Patterson'dan Merkez'e.
The warden over at Fox River called, asked to be kept in the loop.
Fox River'ın Müdürü aradı ve olaya müdahil olmak istediğini söyledi.
How was Scofield able to have exclusive access to you, pull a shank on you, and bind you to your chair- - the warden of the penitentiary?
Scofield, size ; yani bir hapishanenin müdürüne bıçak çekerek, sandalyeye bağlayacak kadar yakınınıza gelmeyi nasıl başarabildi?
So he has access to the prisoners and the warden and the doctor, and visitors when they come in.
Yani mahkumlara, hapishane müdürüne doktora ve geldiklerinde ziyaretçilere ulaşabilen biri.
If your buddy the warden didn't keep breaking up the fights, he'd be dead.
Arkadaşın müdür kavgayı ayırmasaydı, Munson ölmüş olurdu.
You think the warden's breaking up those fights cause you're cute, Costanza?
Müdür o kavgaları seni sevdiğinden mi ayırıyor sanıyorsun Costanza?
If you don't help me, the warden'll get it all.
Bana yardım etmezsen, müdür hepsini alacak.
I'VE ALREADY ARRANGED WITH THE WARDEN TO HAVE THE WORK DONE AT McNAMARA TROY.
Bu işi McNamara / Troy'da halledebilmek için çoktan müdürü ayarladım.
IT WASN'T BRIBING THE GUARDS, BLACKMAILING THE WARDEN, BUT WAITING 2 YEARS
Gardiyanlara rüşvet vermek, müdüre şantaj yapmak değil, ama 2 yıl o delikte herşeyi biraraya koymak için beklemekti.
Gave it to the warden.
Müdüre söylemiş.
Then I want to talk to the warden.
- O zaman, müdürle konuşmak istiyorum.
You got the warden waiting in his office to talk to you.
Müdür ofisinde seninle konuşmak için bekliyor.
I came because I was notified by the Warden.
Geldim, çünkü Warden'dan haber aldım.
First chance I get, I'll talk to the warden about finding some of those missing game pieces, okay?
Kayıp oyun taşlarını bulabilmek için ilk fırsatta cezaevi müdürü ile konuşacağım.
He's pressing the warden about seeing you right away.
Seni görmek için müdürü sıkıştırıyor.
Now, in order to protect his job, the warden must find someone just crazy enough to attempt the impossible.
Ve şimdi, işini kaybetmemek için, müdür imkansızı gerçekleştirmeye teşebbüs edecek kadar çılgın birini bulmak zorunda.
Damn it, Randy, the warden's my best chance of getting out of here early.
Lanet olsun Randy, müdür benim buradan erken çıkabilmek için tek şansım.
The warden doesn't want word to get out that we're chasing an escaped convict.
Müdür bir kaçağı kovaladığımızı kimsenin bilmesini istemiyor.
After I left the warden's,
Müdürün odasından çıkınca,
- The warden said no cops.
- Müdür polis yok demişti.
I'm just figuring out how much time the warden is taking off my sentence.
Müdürün cezamdan ne kadar indirdiğini hesaplıyorum.
For a few months now, every time I solved a problem for the warden, he gave me a certificate worth a week or two off my time in prison.
Birkaç aydır, ne zaman müdür için bir sorunu çözsem, cezamda birkaç haftalık indirim yapıyordu.
Pretty soon I'd gotten all but six months taken off my sentence, and lucky for me, the warden was one of those people who never seemed to run out of problems.
Kısa bir süre içinde, cezamı altı aya kadar indirmiştim ve şansıma, müdür başı dertten hiç kurtulmayan insanlardan birisiydi.
At Quinland penitentiary, the warden has instituted a reconciliation program, where criminals and their victims meet face-to-face.
Quinland cezaevinde, müdür bir pişmanlık programı yürütüyor. Suçlular ve kurbanlarını karşı karşıya getiriyor.
But luckily, the warden had stolen some of his wife's governor stationery.
Allahtan, müdür, karısının valilik mührünü çalmıştı.
And most importantly for me, - the warden was going to look good in front of his wife.
Benim için daha da önemlisi, müdür, karısının karşısında mahçup duruma düşmeyecekti.
You could earn some time off too, if you did good things for the warden.
Eğer sen de müdür için güzel şeyler yaparsan, senin de cezanda indirim yapar.
- I gotta talk to the warden.
- Müdürle konuşmam lazım.
Unfortunately, the warden found a way around that law.
Maalesef, müdür bunun da etrafından dolaşacak bir yol bulmuştu.
So, while I was stuck doing the warden's errands, I kept my eyes open for weak spots.
Müdürün angaryalarıyla uğraşırken, zayıf noktaları gözden kaçırmamaya çalışıyordum.
The warden got lost so much, he had them laminated, so he could take them with him on the way to the bathroom.
Müdür o kadar çok kayboluyordu ki, tuvalete giderken yanında götürebilmek için çerçeveletmişti.
Luckily, my friends were so mad about the warden screwing me over, they were willing to help.
Allahtan, arkadaşlarım müdürün bana kazık atmasına kızmış oldukları için,... ... yardım etmeye gönüllülerdi.
We can't pretend you're the warden if you have a moustache.
Bıyığın varken müdürün yerine geçemezsin.
Turns out the warden had another life before he married the governor.
Ortaya çıktı ki, müdürün valiyle evlenmeden önce başka bir hayatı varmış.
What was going on was the warden was thinking about how his past could ruin his wife's career, and his marriage.
Olan şey şuydu : Müdür, geçmişinin, karısının kariyerini ve evliliklerini nasıl mahvedeceğini düşünüyordu.
Warden Pope, can you tell me what's going to happen in the next few hours?
Müdür Pope, birkaç saat içinde neler olacagini bana söyleyebilir misiniz?
With all due respect, Warden, if I had been protected in the first place, none of this would have happened.
- Üzerinize alinmayin Müdür ama korunmus olsaydim zaten bunlarin hiçbiri olmazdi.
Warden, you and Officer Bellick can step out into the hallway.
Müdür Bey, siz ve Memur Bellick koridorda bekleyebilirsiniz.
It is the finding of this panel that Warden Pope, you'll be docked two weeks, placed on three months probation.
Kurulumuzun aldığı karara göre, Müdür Pope, iki hafta süreyle uzaklaştırılacaksınız. Ve üç ay boyunca denetim altında olacaksınız.
I'm here with Ed Pavelka, the new warden of Fox River Penitentiary where Lincoln Burrows and Michael Scofield are scheduled to be returned to some time tomorrow.
Yanımda, Lincoln Burrows ve Michael Scofield'ın yarın geri getirileceği Fox River cezaevinin yeni müdürü, Ed Pavelka var.
Now, warden, the escape happened a mere two days before Burrows was scheduled to be put to death.
Firar olayı, Burrows'un idamından sadece iki gün önce gerçekleşmişti.
Warden called in a favor to the Bureau chief.
Cezaevi müdürü, şube başkanından ricada bulundu. O da kabul etti. Durum böyle.
- Warden Shlapobersky, from the wildlife commission.
- Warden Shlapobersky, .. vahşi hayat komisyonundan.
Which reminds me, the new warden is here.
Şimdi aklıma geldi. Yeni hapishane müdürü burada.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]