English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / The world

The world translate Turkish

105,825 parallel translation
In New York City, one of the most ethnically diverse cities in the world, go to the Grove Outreach Clinic in Queens.
New York, dünyada etnik çeşitliliğin en çok olduğu yerlerden biri, Queens'teki Grove Sosyal Yardım Kliniğine git.
In the richest country in the world?
Dünyanın en zengin ülkesinde mi?
You're new in the city, it's overwhelming, you... you don't make many friends, you spend a lot of time on the Internet, you start reading Richard B. Spencer, Nicholas Wade, and before you know it, you've got a cause... a way to prove to the world, Larry Walker, and yourself
Yeni bir şehirdeydin, yorucu bir yer, fazla arkadaş edinemiyorsun, internette çok vakit harcıyorsun, Richard B. Spencer, Nicholas Wade'i okumaya başlıyorsun. ve sen daha bunun farkına varmadan dünyaya, Larry Walker'a ve kendine bir hiç olmadığını kanıtlamak için eline bir sebep geçiyor.
I didn't invite the world's most brilliant scientist to dinner to talk politics. No.
Dünyanın en parlak bilim insanını yemeğe siyaset konuşmak için davet etmedim.
America must lead the world in opposing him.
Ona karşı durmada Amerika dünyaya liderlik etmeli.
Albert... you are the most famous scientist in the world.
Albert, sen dünyanın en ünlü bilim insanısın.
Almost 1 / 4 of the world's population is currently suffering from drought-induced starvation.
Dünya nüfusunun neredeyse dörtte biri halen kuraklık nedeniyle açlıktan kıvranıyor.
If we could harness the vast salt water reserves of our oceans for agriculture, well, we could feed the world.
Eğer okyanuslarımızın uçsuz bucaksız tuzlu suyunu tarım için kullanabilirsek dünyayı besleyebiliriz.
I am trying to save half the world's population from starving.
Dünya nüfusunun yarısının açlıktan ölmesini engellemeye çalışıyorum.
His research could change the world.
Onun araştırması dünyayı değiştirebilirdi.
It may not look like it, but they are steering the world, and to do that, they need to know that what is said and done within these walls will stay here.
Öyle görünmüyor olabilirler ama onlar dünyayı döndüren insanlar. Ve bunu yaparlarken de bu duvarlar arkasında yapılanlar ve konuşulanların bu duvarların arkasında kalmasını isterler.
You really want to do some good in the world. And we can help you.
Size yardımcı olabiliriz.
They're on the list of the world's worst invaders.
Dünyadaki en kötü istilacılar listesinde yer almaktadırlar.
Uh, I'm just saying that any decision made, big or small, has an impact around the world.
Sadece diyorum ki irili ufaklı her kararın dünyaya bir etkisi olur.
You know, we have partnerships with resorts all over the world.
Dünyanın her yerindeki tatil köyleriyle ortaklıklarımız var.
Well, theoretically speaking, uh, any decision that's ever made, no matter how small, uh, can potentially elicit a huge change around the world.
Teoride, ne kadar küçük olursa olsun verilen her kararın dünyada büyük bir değişime yol açma potansiyeli vardır.
Raul's always gonna think that no woman in the world is good enough for his, uh...
Raul daima bu dünyadaki hiçbir kadının kardeşine layık olamayacağını...
We have all the time in the world.
Bol bol zamanımız var.
Welcome to the world premiere of the Gorgeous Ladies of Wrest...
Güreşin Özel Kadınları'nın dünya prömiyerine hoş geldiniz...
Welcome to the world premiere of the Gorgeous Ladies of Wrestling!
Güreşin Özel Kadınları'nın dünya prömiyerine hoş geldiniz.
The smartest woman in the world, Britannica!
... dünyanın en zeki kadını, Britannica.
Oh, what, and you're the world's foremost expert on all things me?
Ah, ne, ve sen dünyanın her şeyden önce gelen uzmanım mısın?
My best friend in the world does crazy shit and doesn't trust me and doesn't listen to me.
Dünyadaki en iyi arkadaşım her türlü boku yer ve bana güvenmez ve beni dinlemez.
You care so much about your legacy, about how you will be remembered by the world.
Mirasınızı çok fazla umursuyorsunuz. Dünyanın sizi nasıl hatırlayacağını.
But the world begins and ends in your own family.
Ama dünya kendi ailenizle başlar ve biter.
Before us is your father's last great gift to the world.
Babanızın dünyaya son büyük armağanı bu.
The goal of scientific pursuit should not merely be to make use of the world around us, it should be to understand it, fundamentally.
Bilimsel arayışın amacı sadece etrafımızdaki dünyadan faydalanmak olmamalı onu anlamak olmalı, temelini.
In the rest of the world, it's called a job.
Dünyanın geri kalanında buna iş deniliyor.
All the money in the world won't help Eric.
Dünyanın bütün parasını da toplasan Eric'e faydası olmaz artık.
Benedict didn't want to forget those days when we were young and had the world in our pocket... and neither do I.
Benedict gençliğimizi, 532 00 : 34 : 45,843 - - 00 : 34 : 47,483... ve dünyanın cebimizde olduğu günleri unutmak istemiyordu. ... aynı şekilde bende istemedim.
These are the worst magazines in the world.
Dünyanın en kötü dergileri bunlar.
Well, Seoul is considered the plastic surgery capital of the world.
Seul dünyanın plastik cerrahi başkenti kabul edilir.
That shit with dragons set in the world where no one's black except the slaves?
Sırf kölelerin siyah olduğu dünyada geçen ejderhalı şey mi?
I'm in love with my job, which is to get little bitch babies like you to act like grown-ass men when the world needs them to do their job.
Ben işime âşığım. O da senin gibi huysuz piç kurularının işlerini yapmaları gerektiğinde erkek gibi davranmalarını sağlamak.
In the next few days, our boots could be on the ground halfway around the world.
Birkaç hafta içinde dünyanın herhangi bir yerinde olabiliriz.
These 17 syringes constitute the world's entire supply of the cure.
Bu 17 şırınga dünyadaki tüm tedaviyi teşkil ediyor.
And we're gonna bring the world down on your heads.
Dünyanızı başınıza yıkacağız.
There is nothing more important to me in the world than you.
Benim için dünyada senden daha önemli bir şey yok.
Well, it's no secret that I was not the best mother in the world.
Dünyanın en iyi annesi olmadığım sır değil.
"The whole world " is now divided into two parts.
"Artık bütün dünya ikiye bölündü."
You know, Wyatt... in our world, it's... it's good to be one of the smart ones.
Aslında Wyatt bizim çevremizde kafası çalışan biri olmak daha iyidir.
And it creates a snowball effect with the... you know, their world around them, causes other people to make decisions.
Kar topu etkisine neden olurlar ama çevreleri de etkilenir çünkü başkaları da karar almaktadır.
But in this world, the... the one that's reality... Wendy would never go for it.
Ama içinde yaşadığımız bu dünyada Wendy bunu asla kabul etmez.
They lived through the Great Depression, World War II, poodle skirts, menopause.
Büyük Buhranı, İkinci Dünya Savaşı'nı, kaniş eteği ve menopozu yaşadılar.
Nuclear weapons are the obstacle to world peace, not its solution.
Nükleer silahlar dünya barışına engeldir, çözümü değil.
It's the one thing left in this world that gives me pleasure.
Bu dünyada bana zevk veren bir tek o kaldı.
You know, in the real world, kids are getting shot by cops for being black.
Gerçek dünyada, çocuklar sırf siyahlar diye polisler tarafından vuruluyorlar.
You are the leader of the free world.
Sen özgür dünyanın liderisin.
In a world where Peyton, in front of you and Liv and my own eyes, actually defended Blaine for not wanting to take the memory serum.
Peyton'ın olduğu dünyada sen, Liv ve benim gözümüzün önünde hafıza serumunu almak istemediği için Blaine'i savundu.
I have loved you since the day you came into this world.
Bu dünyaya geldiğin günden beri seviyorum seni.
Because I've been primed to soak up all the dark shit swimming around in this world.
Çünkü bu dünyada dönüp duran tüm kötülükleri içime çekmek için hazır olmuşum.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]