English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / The whole thing

The whole thing translate Turkish

13,065 parallel translation
The whole thing was totally blown out of proportion.
Her şey tamamen fazla abartılmıştı.
A glass, yes... but he could also take his case of really expensive wine and auction it off on eBay. Instead of drinking the whole thing.
Bir kadeh içebilir ama çok pahalı bir kasa şarabı içmek yerine eBay'de açık arttırmaya da çıkarabilir.
So then I came down to the city to Rock'n'Roll Park,'cause you know these musicians have taken the whole thing over, mate.
Sonra Rock'n'Roll Park'a şehre indim, Çünkü bu müzisyenlerin her şeyi bittiğini biliyorsun dostum.
And they piss themselves, and you've got the whole thing on video.
Korkudan altlarına ediyorlar, hepsini kamerayla çekip...
Hey, man, the whole thing I'm really sorry.
Dostum. Tüm bunlar için çok üzgünüm.
Look, the whole thing just went pear-shaped.
Bak, tüm her şey mahvoldu.
I mean, the point of the whole thing is that the gods intend for Sisyphus to suffer, right?
Yani, ana düşünce Tanrı'ların Sisifus'tan acı çekmesini istemeleriydi, değil mi?
I think it was the scare that triggered the whole thing.
Bütün bunların sebebi sanırım korku.
- The lipoma, the whole thing, and the sooner the better.
- Yağ urunun tamamen. Ne kadar erken olursa o kadar iyi.
Oh, she is just using the whole thing as an excuse to get better housing from the council.
Daha iyi bir ev sahibi olmak için bahane üretiyor.
And you taped the whole thing.
Sonra da tüm olayı kaydettin.
- The whole thing just changed.
- Her şey değişti.
Yeah, I love the whole thing of the paraphernalia.
Bütün ıvır zıvırını severim.
Lemi K, he gets the whole thing on video.
Lemi k, her şeyi videoya alıyor.
The whole thing is kinda wicked.
Bütün... her şey bir şekilde gitti.
Was most disturbing about the whole thing. Is that now, you just put this into my nine-year-old's head.
Sana şükürler olsun, bu yemeği sizlerle paylaşabildiğim için.
You have to trust us, that's the whole thing.
Bize güvenmen gerek, görevin bu.
- You got the whole thing in frame?
- Her şeyi kadraja sığdırdın mı?
- Yeah, we'll sell the whole thing.
- Evet, her şeyi satacağız.
Right now, in here, I mean, we're missing the whole thing.
Şu anda, burada, yani, Biz her şeyi eksik.
Did Lucia crack and tell you about the whole thing?
Lucia çatlatıp sana her şeyi anlattı mı?
Cover the whole thing.
Tamamını kapla.
I saw the whole thing.
Her şeyi gördüm.
- The whole thing happened really fast.. - You didn't have our numbers?
Numaramız yok mu?
The whole thing, they just said that she had a seizure
Tüm bu şeyler, onun kriz geçiridğini söylediler...
I had to give it to the cat who planned the whole thing, then I got my cut.
Parayı, işi planlayan adama verdim, sonra da kendi payımı aldım.
The whole thing was planned by this money guy, a British dude named James Mangan.
Aslında başından beri bütün işi planlayan çok zengin bir İngiliz adı da James Mangan.
No, I finished the whole thing.
- Hayır, hepsini bitirdim.
So I didn't tell him I made the whole thing up, and then you and Brackett show up, and then he punches me, now he's acting like we aren't friends.
Her şeyi uydurduğumu ona söylemedim ve sonra sen ve Brackett geldiniz daha sonra o beni yumrukladı şimdi de arkadaşmışız gibi davranıyor.
Hassan saw the whole thing.
Hasan her şeyi gördü.
Hopefully, you're right about the whole thing and these boys will turn up quick and we can all just relax.
Umarım, bu konuda haklısındır ve bu çocuklar hemen ortaya çıkarlar da hepimiz rahatlarız.
This whole worm flu thing is worse than the president and CDC are willing to admit.
Şu solucan hastalığı olayı aslında Başkan ve Hastalık Kontrol Merkezi'nin sandığından da kötü.
I just started incorporating the whole hula-hoop thing and, you know, you just never know how it's gonna turn out.
Şu hulahup şeyini yeni dahil etmeye başladım. Nasıl sonuç alacağımı bilmiyordum.
This thing's been after you the whole time, right?
Bu şey başından beri senin peşindeydi, değil mi?
The whole thing was covered up by RCA and the Colonel, who feared that the incident might tarnish
RCA ve albay olayın üstünü örü.
I don't really think I'm gonna do the whole college thing.
Üniversiteyi becerebileceğimi sanmıyoum.
Being made redundant, and the whole fame thing, that got to me a bit.
İşten çıkarılmak ve bütün bu şöhret olayı beni etkilemişti.
Are you talking about the whole head-turning thing? Come on!
Yoksa şu kafa döndürme olayı gibi şeyler mi?
What about the whole end of the world collision thing?
peki ya dünyanın çöküşü ve sonuna ne oldu?
Boy. It must be hard to shake the whole double agent thing, huh?
Çifte ajanlıktan kurtulmak zor olmalı, ha?
he had the whole thing planned, so he says. He was gonna run away ;
Kaçacaktı.
He got the whole fucking thing. I'm going to go live with it as soon as they let me out of here.
Buradan çıkar çıkmaz yayına vereceğim.
You might be jumping the gun with the whole "lucky" thing.
Silahı bütün "şanslı" şeyle atlıyor olabilirsin.
The whole fuckin'thing!
Bütün lanet şey!
My husband said that this whole thing started because of some fight that happened over there at the high school.
Kocam, her şeyin başladığını söyledi. Bazı kavga yüzünden Orada lise oldu.
Kate's pretty pissed about the whole truck thing.
Kate kamyonun bütün işi için çok kızdı.
I saw the whole damn thing. I'm calling the police.
Burada ne yaptığınızı gördüm polisi arıyorum.
With the whole mom and the cow truck thing.
Annem ve kamyon ile ilgili olan
It's for the whole gay thing, man.
Tüm geylik mevzusu için kanka.
Yeah, uh, the whole exercise thing, yeah.
Evet, şu egzersiz olayı.
The whole damn thing is about decisions...
Bütün bu lanet olası şeyler kararlarla ilgili.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]