English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → French / [ B ] / Bırak onu

Bırak onu translate French

11,599 parallel translation
Harika, sen evine bırak onu.
Super, ramenez-la.
Terry bırak onu!
Terry, lâche-le!
Rahat bırak onu lütfen.
Laissez-le tranquille.
Norman, bırak onu.
Norman, pose ça.
- Bırak onu lütfen.
Non. - Tu dois arrêter, s'il-te-plaît.
Theresa, rahat bırak onu.
Fiche-lui la paix. Il est pressé.
- Bırak onu!
Lâche-le!
Bırak onu, Brad.
Laisse-le partir, Brad.
Bırak onu!
Lâche-la.
Bırak onu!
Lâche-le!
Bırak onu.
Lâchez-la.
- Bırak onu, memur bey.
- Laissez-la, monsieur l'agent.
Bırak onu!
Laisse-le partir!
Bırak onu, iğrenç küçük yazar bozuntusu!
Laisses tomber, horrible petit gribouilleur!
- Bırak onu.
- Laissez-la.
Rahat bırak onu.
Laisse-la.
Bırak onu!
Lâche-le.
Bırak onu, Theo.
Laisse tomber, Theo.
Bırak onu, bırak.
Laisse tomber.
- Onu bırakın bari.
Au moins laissez-la partir.
Onu kışkırtmayı bırak.
Ecoutez-moi. Arrêtez de la provoquer.
- Onu rahat bırak.
- Laisse-la tranquille.
Onu rahat bırak.
Laisse-le tranquille.
Bırak onu!
Rien à foutre!
Onu bırakıyor olmayacaksın.
Ce ne serait pas l'abandonner.
Sonra onu benimle bırakıp Washington'a gittin.
Puis tu pars à Washington et tu le laisses ici avec moi.
Onu rahat bırak!
Laisse le tranquille!
Orada bırakın onu.
Laissez-le là-bas.
Onu burada tek başına nefes alamaz halde bırakıp gidecek miyiz?
C'est tout? Nous allons juste le laisser seul ici, sans respirer?
Onu rahat bırak.
- Fiche-lui la paix.
Onu rahat bırak. Beni hamile bıraktı.
Il m'a mise enceinte.
Üç hafta önce, onu Taganskaya'da birine paket bırakırken yakaladık.
Il y a trois semaines, nous l'avons surprise en train de livrer des documents.
Eğer onu daha fazla burada bırakırsam, ölecek.
Si je le laisse là plus longtemps, il va finir par mourir.
Siz bırakın yoksa onu bıçaklarım!
Lâchez votre arme ou je l'égorges!
Onu yere bırakın, lütfen.
Posez ça, s'il vous plait.
Ama mesleki merakımı bir kenara bırakırsak merak ediyorum da ikiniz onu diriltmeyi nasıl başardınız?
Curiosité professionnelle, je dois savoir, juste... Mise à part ça... Comment l'avez-vous ressuscitée toutes les deux?
Onu bırak da bugün buradan seç birini.
Trouves-en un autre ce soir.
- Onu rahat bırakın!
Laissez-la tranquille!
- Bırakın onu!
- Papa! - Lâchez-la!
Onu bırak, biz de gidelim.
Libérez-le, et nous vous laisserons face à votre destin.
Kendi kendime Major Şekerci'yi kovalamayı bırakıp deliler hastanesine gitmesinin onu güvende tutacağını söyleyip dururdum.
Je me disais qu'au moins Major serait en sécurité s'il arrêtait de chasser Candyman et s'enfermer dans cet hôpital.
Onu rahat bırakın!
Laissez-le tranquille!
Artık onu bırak.
Lâche prise.
Bırak onu!
Laisse-le!
- Onu bırakın, memur bey.
- Laissez-la, monsieur l'agent.
Onu kalbinden serbest bırak. Böylece Tanrılar bana yaşayan bir varis bağışlasın.
Libère-la de ton coeur, pour que les dieux puissent me donner un héritier.
O zaman onu rahat bırakın.
Alors offrez-lui la tranquilité.
Onu rahat bırakın.
Laissez-le.
- Onu rahat bırak.
- Laissez-le.
Tobby, onu rahat bırak.
Toby... Non.
Nefesinin ciğerlerine gittiğini hayal et ve tüm endişeli enerjini düşünüp onu nefesinle dışarı bırak.
Imagine ta respiration aller profondément dans ton ventre, entourant tout cette énergie nerveuse... et laisse-là aller

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]