English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ G ] / Get the money

Get the money translate Turkish

5,743 parallel translation
Can I get the money from them if I send you to Mexico?
Seni Meksika'ya göndersem onlardan para alabilir miyim?
- Yes Will you get the money baby?
Parayi getirirmisin bebegim?
Look, I'll make the call. We'll get the money. Just first let me see if I'm right.
İhbar edip parayı alacağım ama önce haklı mıyım diye bakayım.
Get the money.
Parayı alın!
Okay, like, where did she get the money?
Peki o kadar parayı nereden buluyormuş?
To get the money
- Para almaya.
Guys, I got it! I know how we can get the money.
Çocuklar parayı nasıl bulacağımızı buldum
Hey, wait, how'd you get the money?
Bekle, parayı nereden buldun?
And you'll never get the money.
ve siz de parayı asla alamazsınız.
And if you don't listen, they're gonna get the money,
ve eğer dinlemezseniz, parayı onlar alacak.
They gave me a phone so I could call and get the money.
Arama yapıp parayı geri alabilmem için bana bir telefon verdiler.
Something to get the money to pay that guy back.
Adama geri ödemek için para almak gibi bir şey.
But where was I going to get the money for a sit down?
Ama yerleşmek için parayı nerden bulacaktım?
We have to find another way to get the money.
Parayı başka bir şekilde bulmalıyız.
Get the money.
Parayı al.
Please, Jake. I'll get the money.
Parayı ben bulurum.
To get the money?
Para almak mı?
Look, if... if I don't get the money, he said he'll kill me.
Parayı getirmezsem, beni öldüreceğini söyledi.
Then you get the money.
Sonra parayı alacaksın.
Once we get the money you are free to go, with your share.
Parayı bankaya geri koy. Prenses Para senin sorumluluğunda.
Khalu, we won't get the money now.
Alo? - Param hazır mı?
I was busy when he came, so I said "go to the old pot and get the money"
geldiğinde meşguldüm, ve dedimki eski demliğe git ve kirayı al
Get the money out.
Parayı ortadan kaldırın.
You could be one of those foreign guys who always calls me up and makes me get undressed in front of the computer because he lost his passports and money.
Belki de parasını ve pasaportunu kaybettikleri için sürekli beni arayıp bilgisayar önünde soyunduran o yabancılardan birisindir.
Just throw the money through the window and we'll get out of here.
Parayı camdan fırlat da gidelim.
Only when you have those, you can proceed up to the next level where you have a home, family, friends, have money to get by.
Bunları karşıladığın anda bir üst seviyeye çıkabilirsin. Burada evin, ailen, dostların ve geçinmek için paran olacak.
- Take the money and get out.
Parayı alıp buradan siktir olalım derim.
I get that. But maybe it's not just about the money.
- Anlıyorum ama mesele sadece para değil.
I want to pay you an exorbitant amount of money to get the bag and bring it to me.
O çantayı alıp bana getirmen için sana bir dünya para ödeyeceğim.
Look, I know I owe you money, and I will get you the money.
Bak, sana borcum var biliyorum,... -... ve sana parayı getireceğim.
And I can get to the money if I need to. It's right in the front.
Eğer ihtiyacım olursa parayı en önden çekebileceğim
Get the fucking money!
Parayı ver!
Look, I'm the last guy to get you going, Frankie, but your wife doesn't have any more money. We made sure of that.
Bak, sana yardım edecek son adam benim, Frankie ama karının hiç parası yoktu, bundan emindik.
I'll get you the money.
Paranız bende.
The least of these trifles could get you the money.
Bu ıvır zıvırlara verecek paranız var ama.
Doctor uncle was saying.. My mom and dad have gone to get money for the operation.
Doktor amca anne ve babamın ameliyat parası toplamaya gittiklerini söyledi.
You gonna get the money.
Parayı alacaksın.
I know that I would hear them sometimes talk about money, like "Hey, big boy, did you get that check in the mail?"
Bir ara para hakkında konuşmalarını duyacaktım, biliyordum. "Hey, tombul, postadaki çeki aldın mı?" gibi laflar söylenecekti.
You just put the money on the ground and then get in your car and fuck off.
Parayı yere koyacaksın sonra da arabaya atlayıp siktir olacaksın.
How the fuck do we get the insurance money
Nathan olmadan sigorta parasını nasıl alacağız.
Look, we didn't get into the candy game to make money, did we?
Bakın, bu şeker işine para kazanmak için girmedik, öyle değil mi?
He figured, what better way to get rid of Malankov and keep the insurance money... than by getting me to kill the guy who would kill him... because it was the only way to keep my daughter safe.
St. John, Malankov'dan kurtulup parayı elinde tutmanın yolunu bulmuştu kızımı güvende tutmak isteyeceğim için kendisini öldürmek isteyen adamı bana öldürttü.
They will get the provident fund money.
Ayrıca ailene tazminat ödenir.
Just give me two days to sell off a few of my sheep and I'll get you the money.
Bana birkaç koyun satmam için iki gün ver, sana parayı getireceğim.
When the fuck do I get my money?
Peki ben, şu siktiğimin parasını, ne zaman alabileceğim?
No, you don't get... The money you were gonna give those guys...
Yoo, anlamıyorsun, o heriflere vereceğin paradan söz ediyorum...
Jim's freedom means more to Huck than the money he would get for turning him in.
Jim'in özgürlüğü Huck için onu teslim edip alacağı paradan çok daha anlam ifade ediyor.
Vying to get invited to a charity event without knowing or caring who the money is going to...
Paranın nereye gittiğini bilmeden ve önemsemeden, hayırseverlik etkinliğine gitmek için rekabet etmek.
Split the money, get out of the country, get on the other side of it, get away from the machine.
Parayı bölüşelim, ülkeden kaçalım hatta kıtadan kaçalım. Makineden de kurtulalım.
Look... you will get your share of the money.
Sonunda bu.
The money he can get from his prize, it can give this place a future.
Ganimetten elde edeceği parayla buraya bir gelecek sağlayabilir.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]