English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ L ] / Little star

Little star translate Turkish

479 parallel translation
Twinkle, twinkle little star
Şu çok tatlı yıldızlar
We'll thank the little star that shines The second from The right
Oradaki küçük yıldıza teşekkür ederiz
In Madrid, here at least I'm a little star
Burada, Madrid'te küçükte olsa bir yıldızım.
Oh, my little star sweeper
Küçük yıldız temizleyicim
Little star sweeper.
Küçük yıldız temizleyicim.
There's something wrong then, poor little star!
Ben de çocukta garip birşey var diyorum!
Meet the Manager, little Star!
Yöneticimiz, küçük yıldızla tanışın!
Ciao, little star.
Hoşça kal tatlım.
Without my own little star, I'd long since be dead or in jail.
Şans yıldızım olmasaydı çoktan ölmüş ya da hapiste olurdum.
A tiny little star for personal use.
Kişisel kullanım için hazırlanmış, küçük bir şans yıldızı.
Josie G., Chi Chi and Little Star.
Josie G., Chi Chi ve Little Star.
Dr. Twink a length, Orkin a half... followed by Ima Dreamer, Josie G., Chi Chi and Little Star.
- Dr. Twink bir boy, Orkin yarım boy ardında Ima Dreamer, Josie G., Chi Chi ve Little Star.
Ima Dreamer a half, Dr. Twink a half and Orkin by two, followed by Little Star.
Ima Dreamer yarım boy, Dr. Twink yarım ve Orkin iki boy, ardında Little Star.
LIKE THIS. AND I MAKE A LITTLE STAR OUT OF TINFOIL.
Çizgilerin dışına hiç çıkmıyorum.
Do you see this little star?
Şu küçük yıldızı görüyor musun?
Do you know Twinkle, Twinkle, Little Star?
"Parılda, parılda küçük yıldız" ı biliyor musun?
* Twinkle, twinkle, little star *
Parılda, parılda küçük yıldız,
I thought by now you'd have scampered back to your own little star system.
Şu ana kadar sizlerin, kendi küçük yıldız sisteminize döndüğünüzü düşünüyordum.
They're looking for that little star they call home.
Ve ev diye çağırdıkları küçük yıldızlara bakarlar.
Don't you remember twinkle, twinkle, little star?
Benim. Beni hatırlamadın mı? Pırıl, pırıl, küçük yıldız?
And there's a little star at the end.
Ve sonunda küçük bir yıldız var.
Little star Of a distant Sky
Minik yıldız uzaklardaki gökyüzündeki
Wrinkled, wrinkled little star, hope they never see the scars.
Kırışık, kırışık küçük yıldız. Umarım asla yaraları görmezler.
I think they look better when they have a little star or an angel on top.
Bence tepelerinde küçük bir yıldız veya melekleri olsa daha iyi görünürler.
You're a great star already, so there's little I can offer you.
Zaten büyük bir yıldızsın, sana verebileceğim şey çok az.
If you ever got up and read a morning paper, you might discover little news events, little items of general interest, that might stop you getting immersed in such a gold-plated, triple-decked, star-spangled lie as you have just told me.
Bir gün kalkıp bir sabah gazetesi okursan, belki küçük haberler, halkın ilgisini çeken bazı yazıları farkedersin de, bu da seni biraz evvel bana attığın türden altına bulanmış, allanıp pullanmış palavralar atmana engel olur.
She said that's what star quality was that little something extra.
Yıldızlık niteliği, o küçük ekstra şeyden... başka bir şey değildir, derdi.
I would like to dedicate this number to a little girl who's about to become a big star because she knows exactly where she's going and who she's going there with.
Bu şarkıyı, büyük bir yıldız olmak üzere olan küçük bir kıza adıyorum. Çünkü nereye gittiğini çok iyi biliyor. Ve oraya birlikte gittiği kişiyi de.
For a little while, I thought that "shooting star" business wasn't just part of your line.
Bir an için, bu kayan yıldız konusunun, palavralarının bir parçası olmadığını bile düşünmüştüm
TWINKLE TWINKLE LITTLE STAR ?
Hayır, yok bir şey.
They say they do because everybody's the star of their own little romantic comedy, but they're full of shit.
Bulduklarını söylerler, çünkü herkes kendi küçük... romantik komedisinin baş rol oyuncusudur. Ama hayatları boka batmıştır. - Senin ve benim. bizi, biz olduğumuz için seven kadınlarımız oldu.
Under a star studded sky, the little fortified village of brave Gauls celebrated one more victory.
"Yıldızların çivilenmiş olduğu gökyüzü altında istihkam edilmiş cesur Galyalılar'ın köyü..."
Twinkle, twinkle, little Superstar.
Pırıl pırıl parlayan Süper star.
You'll notice a little French sneaking into my speech and that's because our special guest tonight is none other than that international star Mr. Charles Aznavour!
Bebekliklerinden beri zıpladılar. Aslında, zıplamadan durmadıkları için, doktor onların erkek olduklarından bile emin olamadı.
Because this humbug who attributes you a star or takes a star away who judges and condemns this pompous little pretender to the throne of our French cooking this man is a humbug. And I say that on good authority.
Çünkü o size bir yıldız veren veya sizden bir yıldız alan bir düzenbaz sizi yargılayan ve mahkûm eden Fransız mutfağının tahtında oturur gibi yapan bu gösterişli küçük adam bir düzenbaz Bunu size bir bilirkişi olarak söylüyorum.
The big star pays the little actor a visit.
Büyük yıldız, küçük aktörü ziyaret etmek lütfunda bulunmuş.
What's a little base star to an old war jock like me?
Küçük bir Yıldız Üssü benim gibi eski bir savaşçı için nedir ki?
Our little planet is under the influence of a star. The sun warms us.
Küçük gezegenimiz bir yıldızın etkisindedir sürekli.
Six million dollars is a tidy little sum for a ransom.
6 milyon dolar, star bir kız için bile büyük bir meblağ.
I remember a little tattoo, blue star.
Küçük bir dövme hatırlıyorum. Mavi bir yıldız.
Your wife is in Cairo with a little blue star on her breast.
Karın göğsünde mavi bir yıldız dövmesi ile Kahire'de.
I suppose, if your dream is to become a star, you must endure a little.
Sanırım, hayalin bir yıldız olmaksa, biraz katlanmalısın.
We don't want our star to look like a little pig peed in her eyes now, do we?
- Bizim starımızın onun gözünde domuzcuk gibi görünmesini istemeyiz, değil mi? - Evet.
"All-star Little League Shortstop."
"All-star Little League Shortstop."
See that little sorrel there with the star on his forehead?
Başının üstünde yıldız olan şu kahverengi atı görüyor musun?
Captain, see that little sorrel with the star on his forehead?
Kaptan, başının üstünde yıldız olan şu kahverengi atı görüyor musun?
Over and over again, the gravitational pull of the little neutron star sucks up the star material from the red giant, and it builds up on the surface until it explodes, every 196 years.
Tekrar tekrar, küçük nötron yıldızındaki çekim gücü... kızıl devdeki yıldız kütlesini emiyor, ve her 196 yılda bir patlayıncaya kadar yüzeyinde biriktiriyor.
Compared to what you serve up in that dirty little canteen of yours, this is a three-star supper.
Senin şu pis küçük kantininle karşılaştırıldığında... bu üç yıldızlı bir yemek sayılır.
The boy who got the heart is now the star shortstop to the little league baseball team.
Kalbi alan çocuk şimdi yıldız küçükler ligi Beyzbol takımına seçildi.
Little J-Rock his star.
- Minik J-Rock, onun gözdesi.
Like how much fuel it takes to power a ship, or whether we should go to one star system or another, or whether little girls should go to bed at seven or eight.
Bir gemiye güç vermek için ne kadar yakıt gerektiği, ya da bir yıldız sisteminden diğerine gitmek gerekir mi gerekmez mi, ya da küçük kızlar akşam 7'de mi yoksa 8'de mi yatsınlar gibi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]