English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ O ] / Over the hill

Over the hill translate Turkish

451 parallel translation
She's over the hill now.
Eskidendi o günleri.
Joseph says his horse is coming over the hill.
Joseph babanın tepeden aşağı doğru geldiğini söylüyor.
Streets are full of guys... pushing each other over the hill.
Sokaklar birbirine... kazık atan adamlarla dolu.
Going over the hill?
Keşfe mi çıkmıştın?
Last they seen of her, she was going over the hill like a Kansas twister.
En son da hayvanı şu tepeyi rüzgar gibi aşarken görmüşler.
♪ Over the hill or underland
Tepenin üstünden ya da toprağın altından
♪ Over the hill or here or there
Tepenin üstünde Ya burada ya da şurada
♪ Over the hill or underland
Tepenin üstünden, Ya da toprağın altından
-... but everywhere, all over the hill.
- Her yere. Bütün tepeye.
You see? Not only here but all over. All over the hill, at the same time.
Gördünüz mü, sadece burada değil, aynı anda bütün tepede.
I have to get over the hill.
Tepeyi aşmalıyım.
Yeah. You probably went over the hill.
Evet, muhtemelen tepeyi aşıyordun.
It's the sanitarium right over the hill, sir. You know.
Şuradaki tepenin üstündeki sanatoryum, efendim.
Without that, it would be like... a marine's going over the hill, huh?
O olmadan herhalde bir askerin dağa çıkmasına benzer, ha?
- Just over the hill.
- Tepenin arkasında.
I'm over the hill.
Gençliğimi sana verdim.
It's just over the hill, and you can rest along the way.
Tepenin arkasında. Yolda dinlenebilirsin.
It's just over the hill.
Hemen tepenin arkasında.
Over the hill?
Tepenin arkasında mı?
The dinosaur, whatever it was, whatever we heard smashed it and pushed it over the hill.
Dinozor, her ne idiyse, ne duyduysak... param parça etti ve tepeden attı.
They'll all be over the hill within a week.
Bir hafta sürmez, hepsi dökülürler.
When an old man buys a bunch of sick Mexican cows it means he's over the hill.
Yaşlı bir adam bir avuç hasta Meksika ineği satın almışsa, işi bitmiş demektir.
- Let's face it, you're over the hill.
Karşılaştıralım. Sen yokuştasın.
Though you can't see it, there's a little country fair down that road and over the hill.
Göremesem de yolun aşağısında ve tepenin arkasında küçük bir köy panayırı var.
Someone to walk with, over the hill and down the other side.
Tepenin üzerinde ve öteki yamacında konuşacak birisi işte.
Get her over the hill.
Tepeye git.
Monty, the screw'll put you over the hill if he catches you smoking.
Monty, gardiyan sigara içerken yakalarsa seni tepeye diker.
Put her over the hill and she went into a dance routine.
Onu tepeye çıkarırdı, o da rutin dansına başlardı.
There'll be no more of it, or I'll have the lot of you over the hill.
Ya hepsi bitecek, ya da topunuzu tepeye götüreceğim.
It's well known he can make the lame walk, the blind see and the maimed dance over the hill.
Topalı yürütmesi, körü gördürmesi, tepede sakatı dans ettirmesi meşhurdur onun.
Out over the hill.
Doğru tepeye.
Two volunteers to drag Roberts over the hill.
Roberts'ı tepeye götürecek iki gönüllü istiyorum.
I'll double over the hill for you, but I'll not drag another man with me.
Senin için tepede koşacağım, ama başka birini yanımda sürüklemeyeceğim.
I've been over the hill before.
Daha önce de gitmiştim.
"Tonight the stars shine favorably over the gallows'hill."
"Bu gece yıldızlar darağacı tepelerinde lütufkâr parlayacak."
- He was over the rim of the hill last night.
- Dün gece tepenin kenarındaydı.
I think you're still a little boy living over on Tenth Avenue... a little bit in awe of the girl from Murray Hill.
Bence sen hâlâ, Onuncu Cadde'de oturan... Murray Hill'li kızdan biraz çekinen o küçük çocuksun.
Over in Glory Hill, where we should've started in the first place.
İlk başlamamız gereken yer olan Glory Hill'den.
Hightail it over that hill and roust out the commission boys.
Süratle şu tepeyi aşın ve at komisyoncuları ile irtibata geçin.
The sun comes up right over that hill. Oh!
Güneş şu tepenin üstünden çıkıyor.
I waited for him in the draw over the crest of that hill, but he never did show up.
Bir süre tepede durup, gelir diye bekledim ama gelmedi, Yüzbaşım.
And to excuse him for coming in by the back way, but he'd set out to walk over Bass Hill,
Arkadan geldiği için özür diledi, Bass Hill'den aşağı yürüyeceğini, kelebek avlayacağını söyledi,
Over the hill. That way?
Bu tarafta mı?
While you go over the crest of the hill, I'll push through the trenches with every man I can find.
Sen tepeye ilerlerken, ben bulabildiğim her adamla siperleri yaracağım.
NICK'S ARENA. MR. BOLIE JACKSON, WHO BY THE STANDARDS OF HIS PROFESSION IS AN AGING, OVER-THE-HILL RELIC OF WHAT WAS,
Bay Bolie Jackson, mesleğinin standartlarına göre yaşı ilerlemiş, gençliğini geride bırakmış.
Toward dark, Major Henry and the boys are gonna come over that hill and we'd better have a place to fight from.
Karanlık basınca, Binbaşı Henry ve çocuklar şu tepeye gelecek... ve biz bu kavgada iyi bir yer bulmalıyız.
There's always greener grass over the next hill.
Aştığın her tepenin ardında daha yeşil bir otlak bulabiliyorsun.
There they are, coming over the top of the hill.
İşte oradalar, tepenin zirvesine geliyorlar.
Yes, someone's coming over the top of the hill now.
Evet, biri tepenin zirvesini döndü.
That's over there on the hill.
Şurada tepenin üstünde.
On the hill over yon
"Şu tepenin üzerinden"

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]