English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ M ] / My best

My best translate Turkish

20,018 parallel translation
Yeah, well, I did my best, son, but somewhere along the line, I lost you.
Elimden geleni yaptım evlat ama bir noktada seni kaybettim.
- I live with my best friend, Todd.
- En iyi arkadaşım Todd'la yaşıyorum.
It's not much, but did my best.
Çok değil ama elimden geleni yaptım.
I am, and this is my best buddy Todd. [grunts]
Evet. Bu da en iyi dostum Todd.
I do my best thinking in here.
Kafam en iyi burada çalışır. Gelsene.
That night was my best chance, my last chance!
O gece benim son ve en iyi şansımdı.
This is kind of a "results matter" situation, and my best wasn't good enough.
Bu "sonuca değer" durumu ama elimden gelen yeterli olmadı.
My best boy.
Çocuklarımın en iyisi.
Since then, I haven't been my best self.
O zamandan beri hiç iyi biri olamadım.
Hank Henshaw was my best friend.
Hank Henshaw benim en iyi arkadaşımdı.
Except, you know, Kara is my best friend.
Kara da benim en iyi arkadaşım.
It's not my best work, but it did get me a spot on Oprah.
En iyi eserim bu değildir ama Oprah'ta yer kazanmamı sağladı.
And I don't think there is a good time to accuse the English queen of imprisoning one of my best friends.
İngiltere Kraliçesini en yakın arkadaşımı tutsak aldığı için suçlamanın iyi bir zaman olmadığını biliyorum.
Jonny was my best friend.
Jonny benim en iyi arkadaşımdı.
Well, in all fairness, I did my best to keep you loaded so you'd stick around.
Doğruyu söyleme gerekirse seni hep yanımda tutmak istiyordum.
- It wasn't my best moment.
- En iyi anılarımdan değildi.
I did my best with what I could find.
Bulabildiklerimden bir şeyler yaptım.
My best is my best, and that's why I'm blessed.
En iyim en iyimdir ve bu yüzden kutsandım.
My best is my best, and that's why I'm blessed.
En iyim, en iyimdir ve bu yüzden kutsandım.
Who needs to lie flat when I can be squished between my best friend and an obese rabbi in row 36?
36.sırada en yakın arkadaşımla şişman rabbi arasında sıkışmak varken kim sıkıcı uçuş ister?
No, you're... my best friend.
Hayır, sen... en iyi arkadaşımsın.
You're my best friend.
En iyi arkadaşımsın.
They're, like, my best friends.
En iyi arkadaşlarım da.
You know Callie is one of my best friends.
Callie benim yakın arkadaşım, biliyorsun.
You are my best friend, which is why I can't tell you.
En iyi arkadaşımsın. İşte bu yüzden sana söyleyemem.
You killed my best friend Willie Parker. Just turned 17.
En iyi arkadaşım Willie Parker'ı öldürdün. 17 yaşına yeni girmişti.
Hey, Kipp, get this fine gentleman here my best glass of whiskey.
Kipp, bu beyefendiye en iyi viskimizden ver.
Saru, you're my best choice, but...
Saru, sen benim en iyi seçimimsin, ama...
Gareth's my best pal.
Gareth benim kankam oluyor.
I lost my wife, my best friend, my brother tried to kill me.
Karımı ve en yakın dostumu kaybettim, kardeşim beni öldürmeye çalıştı.
I'll try my best to fix it first.
Önce tamir etmek için elimden geleni yapacağım.
My dumb best friend's getting married, so I'm here for the rehearsal dinner.
Salak en iyi arkadaşım evleniyor, onun prova yemeğine geldim.
I'm not sure if a Catwoman is really the best thing for my career right now.
Kedi Kadın'ın kariyerim için şu anda en iyisi olduğundan emin değilim.
Look, Mom, out of all people, you probably know best how tough it's been for me since my separation, now what I'm telling you is that this is not just about money.
Anne, boşanmamdan beri yaşadığım zorlukları bu odada en iyi bilen sensindir. Şimdi de sana bunun sadece parayla ilgili olmadığını söylüyorum.
Best trip of my life.
Hayatımın en güzel gezisi.
Now for the best part : sharing my great day with your mom.
Şimdi de en güzel kısmına geldik : harika günümü annenle paylaşmak.
Uh, mr. Oborin, I appreciate the offer, But my detectives are the best in the city.
Sayın Oborin, güzel teklif ama dedektiflerim şerin en iyisidir.
No! It's for my other best friends.
Hayır, bu diğer yakın arkadaşlarım için.
My mother used to say the best relationships have a gardener and a flower.
Annem önceden en iyi ilişkilerin bahçıvanla çiçekler arasında olduğunu söylerdi.
From my first day at work here, my first day as Supergirl, your friendship has been one of the best parts of my life.
Burada çalışmaya başladığım ilk gün Supergirl olduğum ilk gün arkadaşlığın hayatımın en iyi taraflarını oluşturdu.
It would be best for my officers and me to secure the crime scene.
Olay yerini benim ve adamlarımın kontrol altına alması daha iyi olur.
You want me to do my job to the best of my ability, then I need to understand the mechanics of the cases.
İşimi yapmamı istiyorsun, yeteneklerimi en iyi şekilde göstermemi de, o zaman davaların mekaniğini anlamam gerekiyor.
I want to be the best and you're in my way.
Ben en iyisi olmak istiyorum ve sen benim önümü kapatıyorsun.
I'd like to start by saying how very honoured I feel to be working with all the great minds and talents here in this room today as we come together to organize the very best coronation for my wife,
Öncelikle buradaki büyük dehalarla ve yeteneklerle çalışmanın ne kadar büyük bir şeref olduğunu söylemek isterim. Eşim için en iyi taç giyme törenini hazırlama amacıyla burada toplandık.
Look, I've been wracking my brain about how I can best help you.
Sana nasıl yardım edebileceğimi düşünüyordum.
Oh, it's the best time of my life!
Hayatımın en güzel anı bu!
I... suddenly had my pride get the best of me...
Gururumun galip gelmesine izin verdim.
The best part about taking over my dad's company - - I am now a powerful white male, and I love it.
Babamın şirketini devralmamın en güzel kısmı artık güçlü, beyaz bir erkek olmam.
She was my number one best-seller of all time.
O tüm zamanların en çok satan figürüydü.
"i felt like I found the best choice of my life."
"... hayatımın en iyi seçimini bulduğumu anladım. "
This is the best hamburger I ever had in my life.
Bu hayatımda yediğim en lezzetli hamburger.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]