English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / Then leave

Then leave translate Turkish

4,534 parallel translation
Finish this by the end of the summer, then leave for good.
Bunu yaz sonuna kadar bitir sonra da burayı terk et.
I'll see you go, then leave.
Giderken sana bakacağım.
Look, all I need you to do is go over to Holly's place, say everything's fine, and then leave.
Bakın, sizden bütün istediğim Holly'nin dairesine gitmeniz, herşeyin iyi olduğunu söylemeniz ve defolup gitmeniz.
We will, but given the situation, I can't just invite him to my roof, and then leave him there while I go to the market.
Bulacağız da sorun şu ki, onu çatıma davet edip geldiğinde ise markete gidip gelemem ki.
Finish this, then leave for good, or I'll tell everyone the truth.
Bu işi bitir ve buradan tamamen git yoksa herkese gerçeği söylerim.
Okay, I'm just gonna go to the bathroom, and then we'll leave.
Ben banyoya kadar bir gidiyorum gelince çıkarız.
Then you leave me with only one option.
Öyleyse bana tek bir seçenek bırakıyorsun.
Just leave him then.
Kalsın o zaman.
I just wanted to bring you some things and then I'll leave.
Sana bazı şeyler getirmek istedim... Sonra bırakacağım...
Are you going to the bonfire tonight, or are you just gonna get really close and then turn around and leave again?
Bu geceki şenlik ateşine gidecek misin yoksa yine dibine kadar gelip geri dönüp ayrılacak mısın?
So if you must leave in a kind of a scramble, then jump on the hump of a humble gumbamel.
Eğer bir kargaşadan kurtulmak isterseniz, çabucak gideveye binin gidin deriz biz.
Although, as you know, if Phyllis leaves, then I'll have to leave with her, because I will follow her to the ends of the earth until the end of time.
Gerçi bildiğin üzere Phyllis ayrıldığı zaman onunla birlikte gitmek zorundayım. Çünkü evrenin ve zamanın sonuna kadar o nereye giderse gideceğim.
I leave a bouquet of flowers, a heart-shaped box of chocolates and an anonymous love note addressed to Jenna on her doorstep, then we just wait to see who she calls to thank.
Jenna'nın kapısına bir buket çiçek, kalp şeklinde bir çikolata ve isimsiz bir aşk notu bırakıyorum. Kimi arayacak bakalım.
Well, he had to leave the next day on an extended assignment to Scotland, and then he's off to Vancouver.
Uzun süreli bir haber için İskoçya'ya gitti, sonra da Vancouver'a gidecek.
But if he was there, then why did he leave me?
Ama eğer o yanımdaysa, niye beni bıraktı ki?
I'll just leave you alone, then...
O zaman seni rahat bırakayım.
Then I'll leave town, be out of your life forever.
Sonra şehri terk edeceğim sonsuza dek hayatından çıkacağım.
Then you may leave.
O halde gidebilirsin.
Then why didn't you leave?
Öyleyse neden terk edip gitmedin?
We go in, we release the virus, and then we leave.
İçeri gireceğiz. Mikrobu yayacağız! Ve çıkacağız!
What are you here for then? Leave.
- Niye buradasınız?
I just thought that she would get nauseous, and then want to touch the button and leave, but, um... she's in a completely different state of consciousness, and that's not what I... what I intended to happen at all.
Midesi bulanır ve butona basıp buradan gitmek ister diye düşünmüştüm. Ama kız çok değişik bir hâl aldı. Böyle olmasını hiç istememiştim.
But then the minute she hears that I'm not on the show, she's like, "Okay, Brandon, you have to leave now."
Sonra televizyona çıkmayacağımı duyduğu anda "Yeter Brandon, git artık." der gibi davranmaya başladı.
And, then, you leave the ball in it, you put it under your pillow, and you sleep on it.
Topu bıraktıktan sonra da yastığının altına koyup uyuyorsun.
I didn't know then that I was only going to get so much time with her, you know? That she was gonna leave us so soon.
Onunla ne kadar zaman geçireceğimi bilmiyordum, bilirsin bizden bu kadar erken ayrılacağını.
Good, then no one will see you leave.
İyi, giderken de görmesin.
If you follow us or try to stop me, then I'm gonna let the transcendental sickness eat her insides and then I'm gonna leave her in a hot and bloody succubus mess.
Eğer bizi takip edersen ya da beni durdurmaya çalışırsan bırakırım transandantal hastalık onu içten içe yer bitirir ve sonra onu berbat bir kanlı succubus halinde bırakırım.
But then you gotta leave.
- Ama sonra gitmeniz gerekiyor.
For a minute, and then I told him to leave.
Sadece bir dakikalığına ve sonra gitmesini söyledim.
Then you compel me to forget everything as soon as I leave your presence because you're too scared to trust.
Sonra da yanından gittiğim anda her şeyi unutmam için beni etki altına alıyorsun çünkü güvenmekten çok korkuyorsun.
Then I'm afraid it's time for you to leave.
O zaman korkarım ki artık gitme vaktin geldi.
I suddenly remember that you just told me you're a vampire and you're mind controlling me, and then you leave, and I go back to thinking you're just some hot guy with a cute accent and money to burn on your sprawling memoir?
Gittiğin zaman da düşündüğüm tek şey öyküsünün parçalarını birleştirmeye çalışan tatlı aksanlı bir yakışıklı erkek oluşun oluyor.
I just need the tiniest bit of closure, and then I can leave New Orleans, and I'll be sure to take Klaus with me, which, let's face it, would make your life a whole lot easier.
Öğrendikten sonra Klaus'u da yanıma alıp New Orleans'ı terk edebilirim. Bunun da sizin hayatınızı oldukça kolaylaştıracağı çok açık.
How could somebody do something like this and then just leave the scene?
Böyle bir şeyi biri nasıI yapabilir.. ve sonrada öylece olay yerini terk edebilir?
What if we were to sneak into the caves, leave the weapons for Jason, and then sneak back out again?
Mağaralara sızsak, Jason'a silahları bırakıp dışarı çıksak olmaz mı?
Then he suggested an admission to Risskov which I thought was a good idea until I realized it was the locked ward, and that I couldn't leave it.
Sonra da Risskov'da tedavi olmamı önerdi. Koğuşun kilitli olduğunu ayrılmamın mümkün olmadığını fark edene kadar iyi bir seçenek olduğunu düşünüyordum.
LIKE I MAKE FUN OF THEM, BUT THEN THEY LEAVE AND GO ON TO THEIR CAREERS AND I JUST KIND OF STAY AND CLEAN EVERYTHING UP. "
Onlarla taşak geçiyorum ama onlar gidip kariyerlerine devam ederken ben de kalıp ortalığı toparlıyorum.
Keep him under house arrest until we leave, then we'll see where we stand.
Gidene kadar onu odada tutalım, sonra ne olacağına bakarız.
If he doesn't leave by sunrise, then he can never move on.
Eğer güneşin doğuşuna kadar gitmezse, asla diğer tarafa geçemez.
you're gonna give us our stuff back and then you're gonna leave Kenzi alone.
Sen bize eşyalarımızı geri veriyorsun ve Kenzi'yi de artık rahatsız etmiyorsun.
I saw that guy leave the house after having sex with Elliot and then I slipped inside.
Elliot ile seks yapan adamın ayrıldığını gördüm ve içeri girdim.
Then I'm gonna throw a wrench into Henry's world, and you can leave right after that.
Sonra onun dünyasını ters düz edeceğim. Sen hemen ayrılabilirsin.
And then before you leave this evening, I would ask that you please consider helping us get back on ours.
Ve siz bu akşam gitmeden önce bizim kendi ayaklarımız üzerinde durmamıza yardımcı olmanız gerektiğini düşünmenizi isteyeceğim.
Let me rest, and then I'll leave.
Biraz dinlenip gideceğim.
Then I really won't be able to leave.
O zaman gerçekten ayrılamayacağım.
Well then, I'll leave him to you.
Pekala öyleyse, onu size bırakayım.
You show up after all these years, and then you just leave?
Bunca yıl sonra karşıma çıkıp öylece gidecek misin?
Why would she steal an artifact then just leave it out in the open?
Neden bir tane eser çalıp, Bir de onu apaçık sergilesin ki?
Where does that leave us, then?
Peki ne yapalım o zaman?
Then why don't we leave him alone?
O zaman neden yanlız bırakmıyoruz?
Then I'll leave first before you say, "Get lost!"
O zaman sen "Kaybol" demeden gidiyorum.

© 2017 - 2022 Translate.vc | translate.vc.com@gmail.com