English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / Turkish → English / [ N ] / Neredeyse

Neredeyse translate English

48,939 parallel translation
Bilmiyorum, neredeyse bir ine benziyorum.
I don't know, I'm kind of a nerd.
... Neredeyse uyuklarken bir tıkırtı geldi birden Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan "Bir ziyaretçidir" dedim Başka kim gelir bu zaman?
"At my chamber door. " And there stepped a stately raven from the saintly days of yore. " " Take thy beak from out of my heart,
Neredeyse geldin!
You're almost there!
Alyuvarlarımın sayısı hızla düşüyordu ve neredeyse tüm hayati organlarım iflas etmek üzereydi.
My red blood cell count has dropped precipitously and almost every one of my major organs is close to collapse.
Benimle onlarla neredeyse aile olmuştu.
With me... and with them... almost had it.
Neredeyse işe dönmüş gibisin.
It's almost like you're back in business.
Evet, neredeyse.
Yeah, almost.
Anne, neredeyse altıma sıçıyordum.
Anne, you scared the shit outta me.
Neredeyse sörf dükkanını aramaktan daha beterdi.
It was almost worse than calling the surf shop.
Neredeyse işe yaramaz, değil mi?
Almost useless, right?
- Neredeyse geldik.
- Almost there.
Neredeyse hiç uyumadım.
I... I barely slept.
Neredeyse tüm eyaletlerden birçok devlet adamıyla sözlü anlaşmaya vardık, ve onlar da, Circle hesabının oy kaydı için otomatik bir yol olması konusundaki yasayı sunmayı kabul ettiler.
We've got verbal commitments from governors of almost every state, and they've agreed to push for legislation that would make your Circle account an automatic path to voter registration.
Galiba neredeyse ölüyordum.
I guess I almost died.
Frank neredeyse her şeyi mahvetti.
Frank almost ruined everything.
"Neredeyse."
Almost.
"Neredeyse."
"Almost."
Unutuyordum neredeyse.
I almost forgot.
- Neredeyse öldürdük!
- You almost got us killed!
Bütün bir çölü geçtiğimiz gibi değil Ve neredeyse 26 kez buraya gelmek için korkunç yollarla öldü.
It's not like we crossed a whole desert and almost died, like, 26 times in horrifying ways to get here.
Neredeyse bitti.
We're nearly done.
Neredeyse bitti.
Nearly done.
Bu tabur neredeyse 1 yıldır burada ama iki santim zar zor ilerlediler.
This battalion has been here for nearly a year and they barely gained an inch.
Neredeyse sen de ölüyordun.
You nearly died too.
- Neredeyse bir yıldır.
- Almost a year?
Blondie'yi CB'de izlediğimde neredeyse tuvalette onunla yiyişmiştim.
When I saw Blondie at CB's, I almost made out with her in the bathroom.
- "Neredeyse" dedim.
- I said almost.
Güvenilir ve saygıdeğerdim Neredeyse tutuklandım
♪ Trusted and respected Almost got me arrested ♪
Neredeyse kavradın anne.
Almost got it, Ma.
Ejder yumruğu neredeyse her silaha karşı dayanıklı.
His dragon fist is immune to almost any weapon.
Neredeyse ağlayacaktı.
Yo, I think he was gonna cry.
Mikrofonu düşürdün, ona doğru yürüdün, zombi gibiydin neredeyse.
You dropped the mic... you walked towards him... like...
Bu epey şaşırtıcı çünkü seni Küba'da gördüğümde, motorsikletiyle seni neredeyse öldüren bir adam olduğunu duydum ama sen arabasını almamışsın.
Which was surprising because when I saw you in Cuba, I heard about a guy who almost killed you with a motorcycle and you.. let him keep his car?
Ve dünyadaki neredeyse tüm büyük şehirlerde.
And just about every other major city on the planet.
Biliyorum, benden bir haber almayalı neredeyse altı yıl geçti.
I know it's been nearly six years since you heard from me.
Anlatmaktan neredeyse bitap düştüm.
I am almost exhausted in the telling of it.
Neredeyse hiç, bir yabanîye yakışır davranış değil.
Hardly the action of a savage.
Beni neredeyse öldürdü.
It damn near killed me.
O yüzden koşup kalbini neredeyse kaybetmek üzere olduğunu arkadaşlarına da söyle.
So you run along and tell your friends how you almost lost your heart.
Neredeyse Burma'daki damıtık yarasa pislikleri kadar iyi.
Almost as good as the bat shit distillations of Burma.
Fransızlar Mauritius'ın neredeyse yarısını havaya uçurdu.
The French, blew Mauritius almost in half.
Neredeyse sizin... bizim mevcut tabiat kanılarımıza meydan okuyor.
It almost defies all your... Our current views of nature.
- Neredeyse şarapsız kalacaksın!
You're almost out of wine!
Döndüğünüzden beri karımla birlikteliklerimiz neredeyse ölümcül.
Since you came back, our fucking has become almost murderous.
Çember neredeyse tamamlandı.
Now the circle is almost complete.
İlginçtir ki isyanları bastırmak neredeyse imkânsızdır.
Funnily enough... insurgencies are next to impossible to defeat.
Neredeyse bir buçuk yıldır görüşmüyorduk.
You haven't been in touch for almost a year and a half...
Hayıri neredeyse bitti.
No, it's almost over.
Neredeyse bitti ve ben...
It's almost done and I...
Üvey kardeşler ama neredeyse birbirlerini hiç görmüyorlar.
They're half-sisters and they pretty much never see each other.
Neredeyse.
Almost.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]