English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ A ] / Actually no

Actually no translate Turkish

6,720 parallel translation
- It's actually no big deal.
- Aslında büyütülecek bir şey değil.
No, I think actually, I think unemployment, eradicating it, and I think a strong economy is something both parties want.
Bence istedikleri şey işsizliği ortadan kaldırmak. Güçlü bir ekonomi her iki partinin de isteyeceği şey.
No, it's actually just an abbreviation to make it easier to say.
Söylemesi kolay olsun diye kısaltmaya başvurduk.
No, actually, I would just kill myself...
Hayır. Aslında kendimi öldürürdüm!
Actually, no, go back to the room.
Aslında arka odaya git.
- No - he actually refuses to go to hospital.
- Hastaneye gitmek istemiyor.
- Okay. - No, look, I do actually like Vernon, you've just got to be firm with him, you know.
- Bak, Vernon'dan gerçekten hoşlanıyorum onunla ilgilenmen lazım.
- No, no. I'd much rather talk to you, actually.
Hayır, seninle konuşsam daha iyi olur.
- Eh, no, no. Water would be good, actually.
Hayır, hayır, su yeterli.
No, I don't, actually.
- Hayır, görmüyor musun?
Well, no-one can actually be that smug.
Kimse gerçekten o kadar kendini beğenmiş olamaz.
Though no one actually saw him enter or exit, evidence of his presence was clear, as upon inspection, the dairy goat's anus was irritated from overuse.
Girişini yahut çıkışını gören olmasa da orada bulunduğu süt keçimizin kıçındaki yaralar vasıtasıyla tespit edilmiştir.
About the work I was doing here at university and... actually he mentioned something about an environmental report that he'd written, he was going to talk to me and Natalie about, but, no,
Burada üniversitede yapmakta olduğum iş ve aslında yazdığı bir çevre raporu gibi bir şeylerden söz etmişti. Onun hakkında benimle ve Natalie'yle konuşacaktı ama hayır bundan başka bir şey bilmiyorum.
Actually, no.
Aslında.
No, actually, I went to a detox fac...
Hayır, aslında ben detoks...
No, we're actually ahead of schedule.
Hayır, takvimin önündeyiz.
No, actually, I'd like to stay and do some work. I...
Yok, aslında burada kalıp biraz iş yapmak istiyorum.
No, someone was just hoping his friend who said he'd come help would actually help.
Hayır, sadece yardıma geleceğini söyleyen arkadaşının gerçekten yardım etmesini bekleyen biriyim.
Um, no, actually I get more equity here.
Hayır, aslında burada net varlığım daha fazla.
Actually, no. Well, how did they get it then?
- Nasıl ellerine geçti o zaman?
No one's ever actually called it before.
Beni ilk defa arıyorlar.
No, I never actually saw any action in the Army they found out I had a lazy eye.
Hayır. Orduda fazla aksiyon yaşayamadım. Gözümün tembel olduğunu öğrendiler.
- No, actually, she died trying to abort her baby.
Hayır, aslında bebeğini aldırmaya çalışırken ölmüş.
- No, you actually took me seriously?
Dediğim şeyleri dinledin mi gerçekten?
- No, it's... actually, it's fine.
- Önemli değil.
And Nick, I've just got to know about, well, no, actually, no, I don't want to know.
- Ve Nick, hemen hakkında bilmek lazım geçtim, Evet, hayır, aslında, hayır, ben bilmek istemiyorum.
Actually, no.
Aslında, değil.
Actually, no, no, no.
Aslında, hayır, hayır, hayır.
We have no way of knowing how many people are actually gonna show up.
Kaç kişinin gösteriye geleceğini bilmemize imkan yok.
- No. No. I don't like it either, actually.
Hayır bende bunu istemem.
No, actually, I don't.
Hayır, aslında düşünmüyorum.
Well, no, actually, we are, mostly.
Şey aslında, öyleyiz. Çoğu zaman.
Actually, my lawyer tells me I can't give you the Seal, written request or no.
Avukatım, yazılı belge olsun olmasın mührü size veremeyeceğimi söylüyor.
Actually, no.
Aslında, hayır.
However, in fact, we actually know very little about the effect of punishment on learning, because almost no scientific studies have been done of it on human beings.
Ceza vermenin öğrenme üzerindeki etkisini... pek bilmiyor olsak da, çünkü insanoğlu üzerinde..... daha önce hiç böyle bir çalışma yapılmadı.
No, actually, that's incorrect.
Hayır aslında doğru sayılmaz.
No, people here are technically Mennonites, they're not Amish, so it's actually pretty offensive to switch the terms.
Hayır, buradakiler Amiş değil Mennonitler, yani öyle söylemek biraz ayıp oluyor.
No, actually, Peter,
Aslında hayır, Peter.
No, actually, I'm CIA.
Hayır ben CIA'de çalışıyorum.
No, actually.
Aslında, hayır.
No actually, it's not a long story.
Aslında hayır, o kadar da uzun değil.
It shows that I'm not just mentioning it, I actually use it. No.
Ve onu gerçekten kullanmam, laf olsun diye konuşmadığımı gösterir.
No, no, actually, I changed my mind.
Hayır, hayır. Aslında fikrimi değiştirdim.
uhh.. no actually I'm not so hungry now..
Şey... Aslında şu an çok aç değilim.
No, we actually hardly ever have women in here, so...
- Pek bayan müşterimiz olmaz.
No, actually we don't have our outdoor liquor license, so I so I got to have you drink it inside, in you go!
- Maalesef dış mekânda içki satma lisansımız yok. İçeri içmeniz gerekiyor.
No, I am actually drowning.
Hayır, cidden boğuluyorum.
No, actually, we at the I.O.W. loved what you said in your speech.
Aslına bakarsan IKHD olarak konuşmana bayıldık.
No. In the late 1870s, it was actually cheaper to import limestone from Michigan.
Aslında 1870'li yılların sonunda Michigan'dan getirtmek daha ucuza geliyordu.
Desi moved in, which is exciting, and we've had a lot of nibbles from this label, but, honestly, I think I've actually just been avoiding you because I have no idea how to say what I need to say to you.
Desi bana taşındı ve bu çok heyecan vericiydi. Bir plak şirketinden ufak tefek geri dönüşler alıyoruz. Ama dürüst olmak gerekirse sanırım senden kaçıyordum.
No, Gilly is the only one that actually loves her.
Hayır, Gilly onu gerçekten seven tek kişi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]