English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ H ] / Here's your drink

Here's your drink translate Turkish

79 parallel translation
Here's your drink, lady.
Buyurun içkiniz.
- The more I give to love - I said, here's your drink, lady.
- Daha çok verdikçe kendimi aşka...
Here's your drink.
İşte içkin.
Here, drink your hot milk.
Buyurun. Sıcak sütünüzü için.
- Here's your drink.
İşte içkin.
- But your drink's just here.
- İçkiniz geliyor ama.
Here's your drink.
İçkin.
Here's a little something for you to stop in somewhere on your way home and have another drink.
Evinize giderken bir yere uğrayıp bir şeyler içmeniz için size ufak bir hediyem var.
- Here's your drink.
- İşte bu da içeceğin.
- Here's your drink, darling.
- İçkini al, canım.
Here's your drink, sir.
İçkiniz efendim.
Over here, the bigwigs only drink wine... but not your lowly soldier's wine... but wine corked and sealed... that we couldn't afford for ourselves... since we're the ones who make them pay for it!
Buradaki kodamanlar sadece şarap içer! Ama ucuz şaraptan değil! Mantarlı, mühürlü şarap...
- Here's your drink, darling.
- İçkini al, sevgilim.
Here's your drink, Vicki.
İşte içkin Vicki.
- Here's your drink.
- Buyrun içkiniz.
Here's your drink, Kleinman. That's fine.
- İşte içkin, Kleinman.
Here's your drink, Frank.
- İşte içkin Frank.
Here's your drink, Colonel.
İşte içkiniz yarbay.
You think you're not gonna be here sitting with a hole in your sweater... and a drink in your hand someday?
Sence sen de bir gün burada kazağında bir delikle... ve elinde bir içkiyle oturmayacak mısın?
- Here's your drink, baby.
- İşte içkin, bebeğim.
Mary, no disrespect to you but I'm not here to drink your fucking coffee.
Mary, sana saygısızlık etmek istemem ama ben buraya senin lanet olası kahveni içmeye gelmedim.
Your drink's here.
İçkin burada.
Here's something to drink from your spouse's hand to spend a happy day in the house of Eternity.
Burada sonsuzluğun evinde mutlu bir gün geçirmek için.. kocanızın elinden içilecek şeyler var.
Here's your wine, Papa. Drink up.
İşte şarabın baba.
- Here's your drink.
- İşte içeceğiniz.
- Here's your drink.
- İçkin.
Hey, your dad's here. Matt, you want a drink?
- Matt, içecek bir şey ister misin?
Here's your drink.
O yüzden çok heyecanlıyım.
- Here's your drink.
- İçkin. - Teşekkürler.
Since you're late, it seems your table was hastily made. You may take anything you'd like from mine. Here, have a drink.
Gece yarısı buluşacağım onunla, sevişeceğim, ta ki gün doğana.
- Here's your drink.
- İşte içkin.
You best start treating Oz like a North Ireland because in here, you walk, talk, sleep, work, eat, shit and drink with your own kind. You fucking understand me?
Oz'a Kuzey İrlanda gibi davranmaya başlasan iyi olur, çünkü burada sadece kendi türünle yürür, konuşur, uyur, çalışır, yer, sıçar ve içersin.
HERE'S YOUR DRINK, BRIAN.
İçeceğin burda, Brian.
Here's your drink, sir.
İçkiniz, beyefendi.
Okay, here's your drink.
Tamam işte içeceğin.
Here's your drink.
İçkini al.
Here's your drink.
İşte geldi.
Here's your drink, here's your bread, and here's your new lover.
burada içkin, burada ekmeğin, ve işte burada yeni aşığın.
Here's your drink.
İşte içeceğin.
Here's your drink.
İçkinizi buyurun.
Here you go... here's your drink.
İşte böyle, içkin burada.
For God's sake, Mrs. Robinson here we are, you got me into your house, give me a drink you put on music, now you start opening up your life to me tell me your husband won't be home.
Tanrı aşkına, Bayan Robinson beni eve aldınız, içki verdiniz... müziği açtınız, şimdi de özel hayatınızı anlatmaya başladınız kocanızın eve saatlerce gelmeyeceğini söylüyorsunuz.
It's probably not good for teeth... here wash your mouth and drink some water.
Muhtemelen dişler için iyi bir şey değil... dişlerini yıka ve ağzını çalkala.
- Here's your drink, sir.
- İçkiniz efendim.
And you can drink whenever you like, and then you can come in here, and you can pretend that there are no consequences to your actions.
Ve her ne istersen içebilir sonra buraya gelebilirsin, ve hiçbir sonucu olmayan askiyonlar varmış gibi davranabilirsin.
I have never come over here and not seen you with a look on your face that said, "I need a drink."
Buraya her gelişimde, yüzünde "bir içki içmem lazım" bakışı oluyor.
- Angie, your drink's over here.
- Angie, içkin geldi.
Here's your cold-drink.
İşte soğuk içeceğin.
Here's your drink, sir.
İşte içeceğiniz, efendim.
If you don't want to drink to your happiness, here's to your sorrow.
Eğer mutluluğuna içmek istemiyorsan al kaderine içelim.
Here's your drink.
Buyrun içeceğiniz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]