English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ O ] / Only better

Only better translate Turkish

1,444 parallel translation
Cahill says is like speed, only better.
Cahill speed'e benzediğini ama daha iyisi olduğunu söyledi.
It's like Amsterdam, only better because you don't have to visit the Anne Franck house and pretend to be all sad and stuff.
Amsterdam gibi, daha iyi yanı, Amsterdam'da Anne Frank evine gidip üzgünmüş gibi davranman gerekiyor.
And, at the urging of Ricky Bobby... ... who "s been like a son to me, only better... ... I" m naming Cal Naughton Jr.
Ricky Bobby'nin ısrarlı tavsiyesi üzerine ki kendisi oğlum gibidir, hatta daha öte sürücü olarak Cal Naughton Jr.'ı atıyorum.
Better you only eat.
Sen ye.
Only 3 out of the 14 are a little better.
14'ünden sadece 3'ü iyi durumda.
Only much braver and better looking.
Ama çok daha cesur ve yakışıklısın.
Not only in Shutka, but in all of Macedonia no one has better horses.
Sadece Shutka'da değil, tüm Makedonya'da hiç kimsenin daha iyi atı yoktur.
My life right now... Let's just say that I've been better. Quite frankly, seeing you here today has only made things worse.
Şu an hayatım yani iyi durumdaydım, ve, eee açıkçası, seni bugün burada görmem, sadece işlerin daha da kötüye gitmesine sebep oldu.
But if you only just leave, nothing gets better,
Ama öylece ayrılırsan hiçbir şey daha iyi olmaz.
Agent Duper not only bested your time, he did so with a far better catchphrase.
Ajan Duper senin zamanını geçmekle kalmadı daha iyi bir slogan da buldu.
- I've only gotten better.
- Daha iyilerini yapmıştım.
It's only going to get better.
Daha da iyi olacak.
But if we don't find better seating for the Huntzbergers, it'll be a major faux pas, and it may be the only thing people remember from this otherwise wonderful event.
Ama Huntzberger'lara daha iyi bir yer bulmazsak büyük bir falso olur ve bu muhteşem etkinlikten tek hatırlanan o olur. - Vay canına.
He only wants what's better for Ella.
Tek istediği Ella'nın iyiliği.
There is only one outcome for you and me, Malachi, so you better stop praying.
Aramızda tek bir sonuç gelişebilir Malachi. Bu yüzden yalvarmayı kessen iyi olur.
Graft is if I tell him I'll only make him better if he slips me a couple bucks.
Tedavi etmemi istiyorsa bana ödeme yapmak zorunda olduğunu söylersem rüşvet olur.
Only when I'm playing someone who thinks he's better than me.
Sadece benden daha iyi oynadığını düşünen biri varsa.
I thought things would get better, but they only got worse.
İşlerin düzeleceğini sanmıştım ama daha da kötüye gitti.
The only thing better than clean cards are lucky ones.
Temiz kağıtlardan daha iyi olan tek şey şanslı kağıtlardır.
You better, change your only date shirt.
Elindeki tek güzel gömleğini değiştirsen iyi olur.
The only way that you are going to get better is if you take this pill.
İyileşmen için tek çare bu ilaçları alman.
I'll do you one better. Not only will I stay gold, Ponyboy, I will drink to it.
Daha iyisi, sadece altın gibi kalmayacağım, bir de buna içeceğim.
The only reason I steal is so I can have a better life, and if you're saying I can have that with this here karma...
Çalmamın tek nedeni, daha iyi bir hayat istemem ve bunu bana karma verecekse...
There's only one thing better than looking into the eyes of a beautiful woman and have her say that everything's going to be all right.
Güzel bir kadının gözlerine bakarken her şeyin yoluna gireceğini söylemesinden daha iyi olan tek şey vardır.
You better wise up and start cooperating with me, Christian, or Kimber is only the beginning.
Aklını başına toplayıp benimle işbirliği yapsan iyi olacak Christian. Yoksa Kimber sadece bir başlangıç.
I'm the only one that can really make her feel better when she's like that.
Oyle olduğunda daha iyi hissetmesini sağlayan tek kişi ben değilim.
Honey, you could only get better.
Tatlım, bundan daha kötü oynayabilecek değilsin.
I'll tell you what ; there's only one view better than this one.
Bak sana ne diyeceğim ; bu manzaradan daha iyi olan sadece bir manzarada vardır.
It's only been two weeks. I know Jake better than I know myself.
İki hafta oldu ama Jake'i kendimden daha iyi tanıyorum.
When I go back down to the cafeteria, there had better be only three workers there.
Yemekhaneye geri döndüğümde, orada üç kişi bulsam iyi olur.
I'm better than you, and I'm only ten.
Senden Daha İyiyim Ve Sadece On Yaşındayım.
It's the only thing that's gonna make her feel better!
Kendisini iyi hissetmesini sağlayacak tek şey bu David.
It's only a matter of time before somebody else drowns, so if you got a better lead, please.
Birisinin daha boğulması an meselesi, eğer daha iyi bir bağlantı varsa, Iütfen.
His mother is his only surviving relative. You better get out there.
Annesi, hayatta olan tek akrabası.
I always say the only thing better than finding something you were looking for... is finding something you weren't looking for at a great bargain!
Her zaman derim ki bakındığın şeyi bulmandan daha iyisi bakınmadığın şeyi epey kelepire bulmaktır.
The United States Air Force has only a few A3's left in operation, and they're stored in Van Nuys California at Hughes Aircraft, which is now better known as Raytheon.
ABD Hava Kuvvetleri'nin, faal durumda bulunan sadece birkaç A3'ü var ve onlar California, Van Nuys bölgesindeki, Hughes Uçak, yaygın bilinen ismiyle Raytheon'da muhafaza edilmektedir.
I loved your early work, I think it's only getting better.
İlk çalışmalarını beğenmiştim, biraz ilerleme kaydetmişsin.
You are only interested in taking advantage because they're too stupid and naive to know any better.
Sen sadece onlardan faydalanmak istiyorsun çünkü daha iyisini bilmeyecek kadar aptal ve saflar.
If only I could see better in here.
Şuna bir bakayım.
but only a better version of onszelf.
Yalnızca bizim ırkımızın gelişmiş sürümleriydiler.
The question is, and this is the only question who thinks that they can do what you do better than you?
Soru şu, ve bu ayrıca tek soru kim senin yaptığını, senden daha iyi yapabileceğini düşünür?
Remember this, girls. The only thing better than kissing the first meeting...
İlk buluşmada öpüşmekten daha iyi olan bir şey varsa, neredeyse öpüşmektir.
The only thing that makes me feel better is the cool of the tile.
Kendimi daha iyi hissettiren tek şey şu döşemenin soğukluğu.
Listen, there's got to be a better way for us to get our music to a broader audience, only this time with our artists and our money.
Dinle, müziğimizi ortaya çıkarmak, daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmak için daha iyi bir yol olmalı yalnız bu defa bizim sanatçılarımızla ve paramızla.
Only in the world I fill up a place which may be better supplied when I have made it empty.
Sadece dünyada bir yer kaplıyorum. Orası da ben boşalttıktan sonra daha iyi bir şekilde doldurulabilir.
It is my only suit, provided that you weed your better judgments of all opinion that grows rank in them that I am wise.
- Tek kıyafetim bu! Yeter ki benim akıllı olduğuma dair tüm önyargılarınızı ve fikirlerinizi atın.
Oh, but wait, now you're going to say'someone like me only wants to have coffee with you because I've got nothing better to do.
'Benim gibi biri'seninle kahve içmek istiyor çünkü yapacak daha iyi bir işim yok.
You're the only one who ever made me think I could do better.
Bana daha iyisini yapabileceğimi hissettiren tek insan sensin.
I'll prescribe a pick-me-up, but only you can make yourself better.
Bir reçete yazacağım, ama sadece siz kendinizi iyileştirebilirsiniz.
The only thing that ever made that feel better was Ronnie'cause I love him so much.
Bunları yenmemi sağlayan tek şey Ronnie, çünkü onu çok seviyorum.
He only has a bad sprain... I just need someone to rehearse with until he gets better.
Sadece bileği burkulmuş, iyileşene kadar birine ihtiyacım var.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]